BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Ömrü, eğlence ile ziyan etmemelidir

Ömrü, eğlence ile ziyan etmemelidir

İmam-ı Rabbani hazretleri buyuruyor ki: Allahü teâlânın sevdiklerini sevmek, büyük nimettir. Bu sevgi vâsıtası ile, onların kalblerinden feyzlere kavuşulur. Dini öğrenmeli ve bildiği ile amel etmelidir. Oyun, eğlence ile ömrü ziyân etmemelidir. Dine uymıyan şeylere “dünya” denir.



İmam-ı Rabbani hazretleri buyuruyor ki: Allahü teâlânın sevdiklerini sevmek, büyük nimettir. Bu sevgi vâsıtası ile, onların kalblerinden feyzlere kavuşulur. Dini öğrenmeli ve bildiği ile amel etmelidir. Oyun, eğlence ile ömrü ziyân etmemelidir. Dine uymıyan şeylere “dünya” denir. Böyle şeylerin fâidesiz olduklarını, kabirde ve kıyâmette işe yaramıyacaklarını düşünmelidir. Kurtuluş, Sünnete uymakta, bid’atlerden sakınmaktadır. Sünnete uymak demek, Ehl-i sünnet i’tikâdını öğrenip, inanmak, sonra emrleri yapıp, haramlardan sakınmak, sonra sünneti yapmakdır. Bu sıra ile yapılmayan sünnete, sünnet denmez. Bid’at sâhibleri ile ve mülhidlerle, mezhebsizlerle ve Ehl-i sünnet olmıyan din adamları ile arkadaşlık etmemelidir. Onlar din hırsızlarıdır. İnsanın dînini, îmânını bozarlar. Hadîs-i şerîfte, Bid’at sâhiblerinin, Cehennemdekilerin köpekleri olacakları bildirildi. Bid’atlerden kurtulmak için, Resulullah Efendimize ve O’nun yolundakilere uymaktan başka çare yoktur. Cenâb-ı Hak, Ona tâbi’ olmağı, Ona uymağı çok sever. Ona uymanın ufak bir zerresi, bütün dünyâ lezzetlerinden ve bütün âhıret ni’metlerinden dahâ üstündür. Hakîkî üstünlük, Onun sünnet-i seniyyesine tâbi’ olmaktır ve insanlık şerefi ve meziyyeti, Onun dînine uymaktır. Ona tâbi’ olmak, yanî Ona uymak, Onun gittiği yolda yürümektir. Onun yolu, Kur’ân-ı kerîmin gösterdiği yoldur. Bu yola “Dîn-i islâm” denir. Ona uymak için, önce îmân etmek, sonra Müslümanlığı iyice öğrenmek, sonra farzları edâ edip harâmlardan kaçınmak, dahâ sonra, sünnetleri yapıp mekrûhlardan kaçınmak lâzımdır. Bunlardan sonra, mubâhlarda da Ona uymağa çalışmalıdır. İmân etmek, bütün insanlara lâzımdır. Herkes için îmân zarûrîdir. İmân edenlerin, farzları yapıp harâmlardan kaçınması lâzımdır. Her mü’min, farzları yapmağa ve harâmlardan kaçınmağa, yanî müslümân olmaya memûrdur. Her mü’min, Peygamberimizi “sallallahü aleyhi ve sellem”, malından ve cânından dahâ çok sever. Bu sevgisinin bir alâmeti, sünnetleri yapıp mekrûhlardan kaçınmaktır. Bir mü’min, bütün bunlara tâbi’ oldukdan sonra, mubâhlarda da, ne kadar Ona uyarsa, o derece kâmil ve olgun bir Müslüman olur. Allahü teâlâya, o derece yakın, yanî sevgili olur.
 
 
 
 
 
 
 
Kapat
KAPAT