BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Kemal Abi’nin haftalığı

Kemal Abi’nin haftalığı

Moldova maçının gruptaki oluşumu etkilemeyeceği mâlumdu. Bu maçın bir önemi vardı, o da, genel klasmanda yer korumak ve belki de bir dahaki grup kura çekimlerine seri başı olarak girebilmekti. Ama, Moldova gibi bir rakip karşısında ve de öneminin büyük bir bölümünü kaybetmiş bir maçta 3-5-2 oynatmak Şenol hocaya yakışmadı.



yapma be şenol hoca! Moldova maçının gruptaki oluşumu etkilemeyeceği mâlumdu. Bu maçın bir önemi vardı, o da, genel klasmanda yer korumak ve belki de bir dahaki grup kura çekimlerine seri başı olarak girebilmekti. Ama, Moldova gibi bir rakip karşısında ve de öneminin büyük bir bölümünü kaybetmiş bir maçta 3-5-2 oynatmak Şenol hocaya yakışmadı. Böyle bir maçta ve böyle bir rakip karşısında hedefin olan dörtlü alan savunmasını nasıl oynatmazsın Şenol hoca? Belli ki bu medyada ötenlerin sen de etkisi altında kalmışsın. Şunu oynatmadı, bunu oynattı kavgası içinde futbolun genel gelişiminden haberi olmayanların etkisi altında kalmış olmak, bana göre, geriye marş marştır. Yazık! Demek ki, Fatih Terim devrimlerinin arkasında sadece Aykut Kocaman var... Neyse bunu da öğrendik ya... denizli'yi kollama ve kurtarma grupları! Terör sadece kaleşnikofla, canlı bombayla, kamikazelerle yapılmaz. Terörün çeşitli platformlarda, çeşitli biçimleri vardır. Mesela sporun futbol branşında... Nasıl mı? Önce ATV, sonra da NTV, Fenerbahçe Teknik Direktörü Mustafa Denizli'yi kollama ve kurtarma programları yaptılar. Ama komik duruma düştüklerinin farkına varabildiler mi acaba? Önce Haşmet dostum, sonra da birazcık Kenan Onuk, programı olması gereken şekle sokmaya çalıştılar ama, diğer konuklar veya yorumcular buna izin vermediler. Hele hele Denizli'nin baş yardakçısı Hıncal Uluç hiç izin vermedi. Kenan tam sistemden dalıyordu ki, Hıncal müthiş antipatik kahkahasını bastı ve Denizli'yi kurtardı. Kurtardı çünkü Denizli burada tam anlamıyla karaya vuracaktı. Neyse, acaba bu Denizli'yi kurtarma operasyonları hedefine varabilecek mi? Az kalsın unutuyordum. Acaba Denizli'ye bir Allah'ın kulu çıkıp, "1.5 senedir alt yapıya hiç uğradın mı? Fenerbahçe'nin yarınki kadrolarında yer alacak oyuncu var mı? Çünkü seneye yabancılar ellerini kollarını sallayarak giderlerse. bugünkü ekonomik koşullarda transfer yapılamayacağını hiç göremiyor musunuz?" sorularını yöneltmedi. Aslında bu soruyu yönetim de sorsa iyi olacak... ali şen yine konuştu! Fenerbahçe'nin eski başkanı Ali Şen, her ne kadar Aziz Yıldırım'ı her fırsatta övmeye gayret ediyor ama, yüreğinde de hangi ateşin hâlâ yanmakta olduğunu çok iyi bilirim. Sayın Şen bu defa da Denizli'nin çok zeki olduğunu söylemiş. Doğru... Ama bilgisinden söz etmemiş. Gerçekten de Ali Şen herkesten daha fazla zekidir. Durup dururken, Denizli'yi savunma gereğini neden duydu acaba? Lâfının ardından da hemen Yıldırım'ı övmüş... Bunu neden yapıyor acaba? Çok zekice bir politika... Rakibi uyuşturmak... Yiyorlar mı bilemem... Yiyip yememek hedefin işidir... altaylı amma da atmış haaa! Galatasaray Asbaşkanı Fatih Altaylı "Lucescu'ya itibar kazandırdık. Onu geçen sezon eleştirenler şimdi idol yaptılar" buyurmuş... Vay be! Sen neymişsin Fatih Altaylı... Lucescu, Galatasaray'a gelirken de itibar sahibiydi. Sekiz sene İtalya'da teknik adamlık yapan bir futbol adamının itibarı olmaz mı? Haaa bu ülkede futboldan anlamadan yorum yapanlar Lucescu'yu hep eleştirdiler... Bu doğrudur... Ama sen itibar kazandırmadın. Sadece skor tabelasına bakıp konuşma huyu olanlar teslim... Meseleye böyle bakınız sayın asbaşkan! biraz da spor dışı... Usame bin Ladin, geçen akşamki konuşmasında, "İslam dünyası 80 yılı aşkın bir süredir eziliyor" diye bir cümle kullandı. Bu ne demekti? Bu şu demekti: Osmanlı çöküp bittikten sonra İslam dünyası lidersiz, sahipsiz kaldı. Bu çok yerinde bir görüştür. Osmanlı öyle sağlam bir kökmüş ki, baksanıza halimize... İçerden, dışardan didiklenmemize rağmen hâlâ ayakta durabiliyorsak, o imparatorluğun sağlam hücrelerini taşıdığımızdandır. Bunu inkâr etmek mümkün müdür? trabzon’dan ne yazayım? Çok düşündüm. Bula bula, Erhan Namlı'nın satışı ve üç maçlık parlak etaptan sonra çöküş aklıma geldi. Bana göre Trabzonspor, çok akıcı oynayabilen, zaman zaman da tempo basabilen bir ekip görüntüsü veriyor. Ama ben televizyondaki yorumumda şunu belirtmiştim: Bakalım oyun kapandığında n'olacak? İyi de olmadı. Şöyle bir iddiam var; şayet bu takımın elemanları özelliklerine göre doğru yerlerde, doğru görevlerle sahaya sürülürlerse. ligin zirvesinde nefeslerini hissettirirler. ve nihayet daum da doğruyu buldu! Christoph Daum, Scala'dan devraldığı Beşiktaş'ı, nasıl olsa iddiasını kaybetmişti, dörtlü alan savunmasıyla oynatmayarak bir hayli zaman kaybetmişti. Bu sezon da başlangıçta böyle bir görüntü yoktu. Ama, şimdilerde Beşiktaş da Galatasaray ve İstanbulspor'dan sonra dörtlü, ön liberolu savunmayla oynamaya başladı. Ankaragücü'nü, Kocaelispor'u yenmekten bu daha çok önemlidir. Çünkü Beşiktaş da çağdaş yolu bulmuştur. Şimdi sabrederek, yoldan hiç sapmadan yürümek gerekir. Belki de daha bir çok puan kaybedilecektir. Ama bu hiç önemli değildir. Yarın ise garanti altına alınacak anlamı taşır, bu yeni oyun düzeninde ısrarcı olmak... Ben iddia ediyorum, Beşiktaş, Daum'un fizik güç kazandırma doğrularının yanına bu çağdaş sistemde, sonuçlara bakmadan ısrarcı olursa, bırakın bizim ligi, yarın Avrupa'da da büyük işler başarabilir. Çıkış yolu buydu. Daum sonunda kendi ülkesinin artık ilkel konumda kalan sisteminden vazgeçti. Biz bunu söylüyorduk işte... Şimdi Bilgili ve arkadaşları da rahat olacaklardır. Gördünüz mü formül neymiş?
 
 
 
 
 
 
 
Kapat
KAPAT