BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > YAĞINIZ BOL OLSUN

YAĞINIZ BOL OLSUN

Ayçiçek yağındaki fiyat dalgalanmaları insanları tedirgin etti. Özellikle yetmişli yılların sonundaki tezgahaltı ve karaborsa günlerini yaşayanlar, bu dalgalanmayı o günlere dönüşün işareti sayıyor.



Ayçiçek yağındaki fiyat dalgalanmaları insanları tedirgin etti. Özellikle yetmişli yılların sonundaki tezgahaltı ve karaborsa günlerini yaşayanlar, bu dalgalanmayı o günlere dönüşün işareti sayıyor. Fiyatların bir ayda 2.5 kat atmasını hepimizin aklına yatacak şekilde anlatan bir Ankaralı büyüğümüz de çıkmadı. Mahsulün geçen yıla göre üçte iki azalması, spekülatif alımlar, stok deyip orada kalıyoruz. Eski Ankara, böyle günlerde fiyatlara narh kor, malları tezgah altına kaydırırdı. Bazan da göstermelik üç beş depo basılır, stoklar, vatana millete hizmet için sıraya girenlere liste fiyatından dağıtılır, “İşte Türk Devleti üç beş karaborsacıya göz açtırmayacak, pabuç bırakmayacak kadar güçlüdür” gibi laflar edilirdi. Şimdi yapılacabilecek başka şeyler var: Çıksa bir devlet büyüğümüz, “Bağlantılarımızı kurduk, gerekirse 15 gün içinde 300.000 ton yağ ithal edebiliriz. Veya edenlere yardımcı oluruz.” dese, hem tedirginlik azalır hem de stoklar hızla piyasaya dağılır. Bakanlar Kurulu’nun dünkü toplantısıyla ilgili açıklama şöyleydi: Ankara-İstanbul arasındaki hızlı tren projesi görüşüldü. Tuzgölü görüşüldü. Turizmle ilgili brifing alındı. Hızlı tren projesi yağdan önemli, bunu anlayışla karşılıyoruz. Demirel’in 12 Eylül’den önceki azınlık hükümeti günlerinden beri bu (hızlı tren) projenin görüşüldüğünü de biliyoruz. Tren projesini 25 yıl görüşenlerin yağ işine de 25 dakika ayırmaları önem sırasını bozmaz. Ankara, Ankara, güzel Ankara Seni görmek ister her bahtı kara Sana doğru koşar her düşen dara BEN YAPTIM OLDU Otoyollardaki geçiş ücretini kısa mesafelerde üçe katladılar. Peki gelir üçe katlandı mı? Hayır aksine yüzde 40 azaldı. Böyle bir durumda ticaretten biraz anlayan ne yapar, bunlar ne yapıyor? “Ne yapalım, azaldı ise azaldı” mı demek lazım, yoksa indirime gitmek mi? ........ Köprü ve otoyollardaki otomatik geçiş sistemi de başlı başına bir dert. O kartı almak için insanlara yapılan eziyet için bir gerekçe gösteremiyorlar. Ruhsat fotokopisi, depozit, şirket arabası ise yetkili imzası.. Niye? Birisi yanlış iş yapmasın diyeymiş. Yanlış yapınca size ne? Efendim ozaman ücret alamayız? Hiç kart almadan, depozit yatırmadan geçenlere ne yapıyorsunuz? Kaçta kaçını yakalayabiliyorsunuz? Bu kadar formalite yerine bakkalda markette, benzin istasyonlarında satılır hale getirip yanlış peşine düşmek daha mı zor. Yani: Hiç kart almadan kaçak geçiş yapanla bakkaldan marketten form doldurmadan, protokol yapmadan kart alıp yanlış geçen arasında ne fark var? Köprüden otomobil için kart alıp kamyonla geçen adamı da yakalarsınız. Eğer şirket arabası ise şirket yetkilisinin izni olmadan usulüne uygun olarak köprüden, otoyoldan geçerse size ne? Arkadaşının otomlobili için geçiş kartı almışsa, yanında taşıdığı kontür yüklenmiş bir kartı misafir olarak bindiği bir otomobilin camından okutmuşsa size ne zararı var?
 
 
 
 
 
 
 
Kapat
KAPAT