BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > KOCA YUSUF

KOCA YUSUF

Rüstem Ağa, elini Yusuf’un omuzuna attı: -Evladım, sabaa ola, ayrola. Giceleyin Balkanlaa’da yolculuk yapılmaz, üzellikle de bu günleede... Ele bu gice misafirimiz ol. Zamanında ben de çok güleştim. Ocan İsmeyil Pelvanla nice güleşleemiz uldu. Seenle, bu gice, şüüle, raat raat bi pelvanlık muappeti yapaam. Eski günneri atırlayaaam. Ne deesin, ulmaz mı?



Rüstem Ağa, elini Yusuf’un omuzuna attı: -Evladım, sabaa ola, ayrola. Giceleyin Balkanlaa’da yolculuk yapılmaz, üzellikle de bu günleede... Ele bu gice misafirimiz ol. Zamanında ben de çok güleştim. Ocan İsmeyil Pelvanla nice güleşleemiz uldu. Seenle, bu gice, şüüle, raat raat bi pelvanlık muappeti yapaam. Eski günneri atırlayaaam. Ne deesin, ulmaz mı? Yusuf, bir büyüğüne, hem de Rüstem Ağa gibi eski bir pehlivana, hocasının arkadaşına, nasıl hayır derdi, bugünlerde, Balkanlar’da gece yolculuk yapılmayacağına dair sözleri de doğruydu. Çaresiz Rüstem Ağa’ya boyun eğdi: -Peki beyim. Dediiniz gibi ossun. Mektupla, çok endişelenen Rüstem Ağa, Yusuf’un peki demesiyle biraz neşelenmişti: Yusuf’a şöyle bir elense çekti: -Saaa ol be gülüm. Rüstem Aganı kırmadın. İçeri geçem de alıncak tedbirleri görüşeem. Yusuf, Rüstem Ağa’nın elensesinin hiç te yenilir ve yutulur bir elense olmadığını farketti. Bu yaşta, bu elenseyi çektiğine göre gençliğinde kimbilir nasıldı... Rüstem Ağa, Yusuf, o anda, nahiyede bulunan üç zaptiye, Nahiye Konağı’nda, durum değerlendirmesi yaptılar. Rüstem Ağa, Bulgarların isyan gibi bir çılgınlığa kalkışacağına ihtimal vermiyordu. Zaten çaresizdi, Filibe’den gelecek yardımı beklemekten başka yapacak bir şey de yoktu. Elinde yalnızca üç tane zaptiye vardı.Türkler de topu topu dört haneyi geçmiyordu. Yine de,Türk aileleri ikaz etmeyi ve her an tetikte durmayı, eğer ihtilal çıkarsa Filibe’den yardım gelinceye kadar dayanmayı kararlaştırdılar. Gece yarısına kadar hep bu meseleyi konuştular. Rüstem Ağa, Yusuf’u, yatırdıktan sonra, çalışmalara devam etti. Yusuf, ne olduğunu anlayamadığı bir gürültüyle uyanmıştı... Yusuf, baktı ki, güneş doğmak üzere. Hemen koşturdu, aceleyle ibriği leğeni kaptı, abdestini alıp namaza durdu. Rüstem Ağa’nın Konağı dışındaki gürültü devam ediyordu. Koca Yusuf’un yattığı misafir odasının hemen altından gelen gürültü, namaz boyunca sürmüştü. Fakat bu gürültü, Yusuf’un pek alışık olmadığı bir gürültüydü. Yusuf, namazı nasıl kıldığını bilemedi. Kızmıştı, selam verir vermez hemen fırladı, camı açtı, bağırdı: -Bre! Sabahın bu vakti ne bağırıyersiniz? Yusuf’un sesi gülle gibi düşmüştü: -Aaa! -Kim bu deli? -Delinin zoruna bak! ¥ DEVAMI YARIN
 
 
 
 
 
 
 
Kapat
KAPAT