BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Yüzde 4’lük büyüme: YALAN

Yüzde 4’lük büyüme: YALAN

Piyasalar bu haftadan itibaren yılsonuna kadar sakin bir havaya bürünecek. Döviz talebi biraz artabilir. Şirket ve bankalar açık pozisyonlarını kapatmaya yönelik talepleri olacaktır. Borsa olumlu haberlerin getirdiği katkıyla 12.500-13.000 puan aralığında seyredebilir. Dolar 1 milyon 450 bin liradan aşağı inmez. Mark ve Avrupa para birimlerinin yılbaşında resmen kullanılmaya başlanacak olan EURO’ya dönüşümleri bütün hızıyla devam ediyor.



Piyasalar bu haftadan itibaren yılsonuna kadar sakin bir havaya bürünecek. Döviz talebi biraz artabilir. Şirket ve bankalar açık pozisyonlarını kapatmaya yönelik talepleri olacaktır. Borsa olumlu haberlerin getirdiği katkıyla 12.500-13.000 puan aralığında seyredebilir. Dolar 1 milyon 450 bin liradan aşağı inmez. Mark ve Avrupa para birimlerinin yılbaşında resmen kullanılmaya başlanacak olan EURO’ya dönüşümleri bütün hızıyla devam ediyor. Şimdilik, ABD Irak’a saldırmaktan vazgeçti.. Ama her an hertürlü operasyon olabilir. IMF, Türkiye’ye sağladığı kolaylığı ve ek yardımı Arjantin’e göstermedi. Güney Amerika’nın dev ülkesi çöküşün eşiğinde.. Eğer bu ülke 132 milyar dolarlık dış borçlarının üzerine aynen Rusya’nın yaptığı gibi bir sünger çekerse işte o zaman işler tam karışacak. Hazine, bugünden itibaren 4 gün süreyle Eurobond’ları satışa sunuyor 184 günlük bu dövizli bono ihalelerine hem bireysel hem de banka bazında yoğun talep bekleniyor. 2001’i mumla arayacağız IMF’ye verilen ek niyet mektubunda 2002’de Türkiye’nin büyüme sürecine gireceği taahhüdünde bulunulsa da ekonomideki küçülme gelecek yıl da sürecek! Bu yıl yüzde 8.5 küçülmesine kesin gözle bakılan ekonomi, böylesine sıkı tasarruf önlemlerine rağmen, 2002’de asla yüzde 4 büyümez. Ya hükümet doğru söylemiyor, ya da kesinleşen rakamlar.. Gelecek sene, bu yılı mumla arayacağız. Sayın Derviş’e soruyoruz: Ekonomiyi yüzde 8.5 küçülmeden, yüzde 4’lük büyümeye hangi tedbirleri alarak taşıyacaksınız? Niyet mektubunda bu sorulara biz cevap bulamadık. Siz biliyorsanız lütfen bu halka açık açık anlatın. Tam tersine niyet mektubu ‘ekonomik büyüme’den daha çok, ‘küçülme’yi öngörüyor... Mektubun yanında ‘(g) eki’ olarak IMF yönetimine verilen ‘Maliye Politikası Tedbirleri’, bu korkunç daralmanın habercisi... Vur vatandaşın sırtına Tasarruf paketi devleti biraz olsun küçültüyor ama, gerçekte ise ‘vatandaşın alım gücünü öldürüyor. Alınacağı ilan edilen bütün önlemlerin faturası, sonuçta vatandaşa çıkacak.. Siyasi partilerin Hazine’den aldıkları yardımı kısmayı hiç mi hiç düşünmüyorlar.. Ama vatandaşı ezmekten büyük zevk alıyorlar. Bu kararları alanlar, daha bu ‘sözde tasarruf ve gelir artırıcı önlemler paketi’ ilk gündeme geldiğinde iddia ettiğimiz gibi, Akaryakıt Tüketim Vergisi silahına sarılıyorlar... Doğalgaz kullanıcılarına metreküp başına sabit bir ücret getirdikleri gibi, ATV’yi enflasyona endeksliyorlar. Bu; benzin ve motorin fiyatlarına her ay otomatik zam yapılması anlamına geliyor... Vergi zamları bu kadarla kalsa yine iyi... Motorlu Taşıtlar Vergisi ve Emlak Vergisi de artırılıyor... Bunlar yetmezmiş gibi tekel, telefon ve şeker başta olmak üzere yıl sonuna kadar bütün kamu ürün ve hizmetlerinin fiyatlarına zam yapılacağı açıklanıyor. IMF’yi kim kandırdı? Tüm bunlar ‘ekonomiyi küçültücü’ ve halkın alım gücünü azaltıcı önlemler... Derviş ve ekibi büyüme konusunda bugüne kadar bir kere bile sağlıklı bir tahmin yapamadı... Derviş kendi ifadesiyle bile ‘büyüme hızı’ konusunda hata yaptığını kabul ediyor... İş işten geçtikten, vurguncu malı götürdükten sonra yapılan itiraf, gideni geri getirmez. Bu yüzden bu hata kabulü affedilemez. Kaldı ki aynı hatada ısrar ediliyor. Yine 2002 yılı için yüzde 4’lük büyüme hızı gösteriliyor. Bizim anlayamadığımız bu büyüme konusunda IMF yetkililerini nasıl kandırdığınız? Mutsuzlar ülkesi olduk Ülkede bazı kentler, neredeyse hayalet kasabaya dönmüş. Kiralık ve satılık ilanlarının asıldığı terkedilmiş işyerleri. Satılık fabrikalar, atölyeler.. Çarşılarda boş dükkanlar..Milyonlarca işsiz adam sokaklarda, köşe başlarında ya da kahvelerde.. Pazarlarda filesini dolduramadan evine dönen gözü yaşlı kadınlar. Beslenme çantasında 1 dilim ekmekle okuluna giden minik yavrular. İşte 2001 yılının Türkiye’sinden acı manzaralar. Önce bu tabloyu değiştirin, ondan sonra büyümeye lafını ağzınıza alın. Çağdaş ülke gerçeği Enflasyonu düşürmeden gelişmiş veya çağdaş bir ülke sayılmamız mümkün değil. Yüksek enflasyon nedeniyle Türkiye’de uzun vade denilince 12 aylık kağıtlar akla geliyor. Emeklilik hesaplarının buna göre yapılması isteniyor. Böyle bir ortamda Hazine borçlanmasını kısa vadeden uzun vadeye kaydırmaya kalkarsa ne olur? İkiz olur ikiz... Enflasyon bu yıl sonunda yüzde 90’a vuracak. Bilemediniz yüzde 85 olur. Kronik enflasyon ortamında borçlanmayı kısa vadeden uzun vadeye kaydıran bir hükümet enflasyonu düşürmeyi daha da zorlaştırır. Zira bu yolla enflasyonun kurumlaşmasını sağlar. Şimdi mevcut güçlü ekonomiye geçiş programının tavizsiz bir şekilde uygulandığını varsayalım. Enflasyon 6 ay içinde yüzde 50’ye çekildi diyelim. Burada 6 ay vadeli kağıt satmış bir hükümetin işi nisbeten kolaylaşır. Zira düşen enflasyondan dolayı nominal faizler de 6 ay sonra yüzde 45-48 seviyelerine iner. Harcama yetkisi Hükümet de hemen bu yeni faizlerden borçlanmak fırsatını elde eder. 12 aylık kağıt satmış bir hükümetin işi ise daha zor. Enflasyonu yüzde 40’lara da çekse, bir süre daha yüzde 75’lerden faiz ödemek zorunda kalacak. Ödenen reel faiz de yüzde 30-40’lara çıkacak. Uzun vadeli kağıt alan bir yatırımcı parasını 12 ay süreyle elinden çıkarmış oluyor. Enflasyonda sürpriz bir artış olursa bu yatırımcının parası çok daha kolay bir şekilde küçülüyor. 3 aylık bono alan kişi parasını daha çabuk dövize döndürme imkanına sahip. Yıllık enflasyon yüzde 60’lardan yüzde 85’lere çıktığı takdirde faize yatırılan ana para da eriyor. Borçlanmayı uzun vadeye kaydırmanın sağladığı tek bir imkan var: O da ekonomi yönetimine yeni bir harcama yetkisi tanıması.
Kapat
KAPAT