BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Kur’ân-ı kerîm, nazm-ı ilâhîdir...

Kur’ân-ı kerîm, nazm-ı ilâhîdir...

Cenab-ı Hak tarafından gönderilen ilahî kitaplarda bildirilen emir ve yasakların tatbikinde Peygamberlerin izahlarının şart olduğunu, bunda zaruret bulunduğunu açıkladıktan sonra, şimdi de Peygamberimiz Muhammed aleyhisselama gönderilen kitabımız Kur’an-ı kerim üzerinde durmak istiyorum.



Cenab-ı Hak tarafından gönderilen ilahî kitaplarda bildirilen emir ve yasakların tatbikinde Peygamberlerin izahlarının şart olduğunu, bunda zaruret bulunduğunu açıkladıktan sonra, şimdi de Peygamberimiz Muhammed aleyhisselama gönderilen kitabımız Kur’an-ı kerim üzerinde durmak istiyorum. Kur’an-ı kerim nedir, anlamak mümkün mü, kimler anlayabilir? Bu konuların üzerinde duralım: Kur’ân-ı kerîm, nazm-ı ilâhîdir. Nazm, lügatte, incileri ipliğe dizmeğe denir. Kelimeleri de, inci gibi, yanyana dizmeğe nazm denilmişdir. Kur’ân-ı kerîmin kelimeleri arabîdir. Fakat, bu kelimeleri yanyana dizen, Allahü teâlâdır. Bu kelimeler, insan dizisi değildir. Cebrâîl aleyhisselâm her sene bir kere gelip, o âna kadar inmiş olan Kur’ân-ı kerîmi, Levh-il-mahfûzdaki sırasına göre okur, Peygamber efendimiz dinler ve tekrar ederdi. Âhırete teşrîf edeceği sene, iki kere gelip, tamamını okudular. Muhammed aleyhisselâm ve Eshâb-ı kirâmdan çoğu, Kur’ân-ı kerîmi tamâmen ezberlemişti. Bazıları da, bazı kısmları ezberlemiş, birçok kısmlarını yazmışlardı. Muhammed aleyhisselâm, âhırete teşrîf ettiği sene, Hz. Ebû Bekir ezber bilenleri toplayıp ve yazılı olanları getirtip bir heyete, bütün Kur’ân-ı kerîmi, kâğıt üzerine yazdırdı. Böylece, “Mushaf” denilen bir kitâb meydana geldi. Kur’ân-ı kerîm, hiçbir dile, hattâ Arapçaya da tercüme edilemez. Herhangi bir şiirin, kendi diline bile, tam tercümesine imkân yoktur. Ancak meâli ve îzâhı olur. Kur’ân-ı kerîmin ma’nâsını tercümesinden anlamak mümkün değildir. Bir âyetin ma’nâsını anlamak demek, Allahü teâlânın, bu âyette, ne demek istediğini anlamak demektir. Bu âyetin herhangi bir tercümesini okuyan kimse, murâd-ı ilâhîyi öğrenemez. Tercüme edenin, bilgi derecesine göre yapdığı meâlini öğrenir. Bir câhilin, bir dinsizin yaptığı tercümeyi okuyan da, Allahü teâlânın dediğini değil, tercüme edenin, anladım sanarak, kendi kafasından anlatmak istediğini öğrenir. Kur’ân-ı kerîmin hakîkî manâsını anlamak, öğrenmek istiyen bir kimse, din âlimlerinin kelâm ve fıkh ve ahlâk kitaplarını okumalıdır. Bu kitapların hepsi, Kur’ân-ı kerîmden ve hadîs-i şerîflerden alınmış ve yazılmıştır. Kur’ân tercümesi diye yazılan kitaplar, doğru mana veremez. Okuyanları, bunları yazanların fikirlerine, düşüncelerine ve maksatlarına esîr eder ve dinden ayrılmalarına sebep olur.
 
 
 
 
 
 
 
Kapat
KAPAT