BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Adet üzerine “Arjantin”

Adet üzerine “Arjantin”

Geçtiğimiz hafta, bayram haftasıdır, bayram sonrası da sakin geçer diye düşünürken, Arjantin’de patlayan ve tüm dünyayı irkilten olaylar, ekonomisi Arjantin ile en çok paralellik arzeden Türkiye’yi de kaçınılmaz olarak etkiledi. Şimdilik bu etki, sadece psikolojik düzeyde ve “acaba biz de böyle olur muyuz” endişelerinden ibaret ama, gelecek süreçler ne getirecek bunu hep birlikte müşahade edeceğiz.



Geçtiğimiz hafta, bayram haftasıdır, bayram sonrası da sakin geçer diye düşünürken, Arjantin’de patlayan ve tüm dünyayı irkilten olaylar, ekonomisi Arjantin ile en çok paralellik arzeden Türkiye’yi de kaçınılmaz olarak etkiledi. Şimdilik bu etki, sadece psikolojik düzeyde ve “acaba biz de böyle olur muyuz” endişelerinden ibaret ama, gelecek süreçler ne getirecek bunu hep birlikte müşahade edeceğiz. Haliyle ekonomi ile ilgili her Türk vatandaşını meraklandıran bu olay, birçok ekonomi yazısına da konu oldu. Biz de bu trendi devam ettirerek yazımızı Arjantin üzerine yoğunlaştırdık. Coğrafi açıdan uzak olan, ama son on yılda ekonomik kaderleri bu kadar benzeşen iki ülke olan Arjantin ve Türkiye, gelişmekte olan ülke piyasaları arasında da dikkat çekici bir süreç yaşamaktalar. Arjantin, 1991’den itibaren IMF gözetimine girmiş ve anti enflasyonist IMF politikalarını 1997’ye kadar harfiyen uygulayan, enflasyonu % 4’lere kadar düşen, ekonomistlerin “örnek başarı” diye gösterdikleri bir ülke iken, son dört yılda girdikleri ekonomik durgunluk ve eksi büyüme sonucu kaçınılmaz olarak işsizlik ve gelir kaybı gerçeğiyle karşılaşmış , devam eden süreçte, önce iç, sonra dış borcunu ödeyememiş, nihayet maaşları da ödeyemeyip, banka mevduatlarına el koymak zorunda kalmış durumda. Para Kurulu, yani parasal sistemini dolara endeksleyen kur uygulamasından vazgeçip, bizim gibi dalgalı kura geçmediği için IMF desteğini alamayan ve kaosa sürüklenen Arjantin, şimdi IMF tarafından kurtarılmayı bekliyor. Son iki yıldır , Arjantin öksürdüğünde Türkiye’nin nezle olmasını bekleyen, Türkiye’de işler sarpa sarsa, Arjantin’i sorgulayan uluslararası piyasalar, şimdilik, bu iki benzer ekonomiden birinde yaşananı diğerine kıyas etmiyor gibi. Tabii bunda en önemli faktör, Arjantin’in son bir yıldır IMF’in tavsiyelerine sırt çevirmesine karşılık, Türkiye’nin stand-by çerçevesinde IMF politikalarına harfiyen uyması, ve tabii ki, 11 Eylül’ün ülkemize getirdiği inkâr edilemez stratejik avantaj. Esasen Türkiye’nin sorunları ile Arjantin’in ekonomik sorunları bir hayli benzerlik arz ediyor: Hızla artan ve GSMH’nin yüzde yüzünü geçen kamu borcu, bütçe gelirlerinin faiz giderlerini karşılama oranının düşmesi, sıcak paranın ülke dışına hızlı çıkışı, büyük boyutlu yolsuzluk ekonomisi vs. Üstelik Arjantin, ülkemizin henüz yapılmaya çalışılan bankacılık reformunu ve hala yapılamayan özelleştirmeyi yıllarca önce tamamlamış bulunuyor. Kentleşme oranı daha yüksek, gelir dağılımı daha iyi durumda. Buradan çıkarılacak çok sonuç var, ancak önce şunu görmek gerekiyor. IMF desteği tek başına bir ülkenin ayağa kalkması ve sağlam bir yapıya kavuşması için yeterli olmuyor. Öyle olsaydı, son on yılının dokuzunu IMF ile geçiren Arjantin’in durumu herhalde çok daha iyi olmalıydı. IMF’in her dediği ve yaptığına tek ve nihai doğruymuş gibi inanmamak gerekiyor. Ayrıca, bir ülke ekonomisinin sağlıklı ve uzun soluklu bir yapıya kavuşması için mutlaka gerçekçi rasyonellere dayanan ve üretimi hedef alan bir istikrarlı büyüme politikasının olması gerekiyor. IMF’in, sadece mali ve parasal sistemi iyileştirmeye yarayan politikaları, bunalmış ve açmaza girmiş ekonomileri ilk etapta ayağa kaldırıyor, ama iyileşmenin tam ve sağlıklı olması için, ülke yöneticilerinin mutlaka üretimi, dolayısıyla vergi gelirlerini artırıcı ve birkaç yıllık spesifik planlarının olması ve en önemlisi de bu tür üretim ve yatırım politikalarının siyasi irade değişimlerinden bağımsız olarak sürdürülebilir olması gerekiyor. Aksi halde, IMF desteği ile serum takılan komadaki hasta, serumun etkisi ile komadan çıkıyor, ancak diğer tedaviler yapılıp bünye iyileştirilmediği için, serum çıkarıldığı zaman yeniden komaya girmesi an meselesi oluyor. Türkiye şu an komadan çıkmıştır ve kısa vadede Arjantin benzeri olayları, -inşaallah- yaşamayacaktır, ancak önümüzdeki bir yıl, gerçekçi bir üretim ve yatırım sürecini başlatmazsa, bugün uzak görülen o meşum tehlike, bir anda burnumuzun ucuna gelebilir.
 
 
 
 
 
 
 
Kapat
KAPAT