BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Bir buket gül

Bir buket gül

Fikret ellerini cebine soktu, başını salladı. -Hayır teyze, dedi. Kızınız çok şımarık, ona tahammül etmek güç.



Fikret ellerini cebine soktu, başını salladı. -Hayır teyze, dedi. Kızınız çok şımarık, ona tahammül etmek güç. -Ben onun adına size söz veriyorum yavrum. Siz geldiğinizde gözünüze bile görünmeyecek. Size yaptıklarını duyunca onu azarladım. Lütfen, bizim için çok önemli, hatırım için. Sana biraz da avans getirdim... Kadın ona bir deste para uzattı. -Peki efendim, dedi Fikret... O gün öğleden sonra Kadri Bey’lerin yalısına gittiğinde gerçekten de o şımarık kızla karşılaşmadı Fikret. Fakat nedense iş esnasında çıkıp geliverecekmiş gibi hissetti. Bir saatlik bir uğraşıdan sonra, arıza yerini bulup tamirini yapmıştı. Son işlemleri de yaparken, pencereden bahçeye baktığında genç kızın, babasıyla birlikte otomobilleriyle kapıdan içeriye girdiklerini gördü. Bembeyaz elbiseler içinde, uzun sarı saçlarıyla oldukça alımlı ve şımarık bir haldeydi. Babasının yanaklarından öpüp duruyor, Kadri Bey de ona bir şeyler söylerek gülüyordu. Sonra baba-kız birlikte içeriye girdiler. Kadri Bey, girer girmez: -Nasıl oğlum avizeyi yaptın mı? diye sordu. Fikret, sağ koluyla alnındaki terleri silerken gülümsedi. -Evet Kadri Bey, dedi. Arızayı zor buldum, ana şaltere giden kablodaymış. -Hay eline sağlık Fikret oğlum. Aferin sana... O sırada içeriye kızı girdi. -Baba sen tenis oynamayacak mısın benimle?.. Kadri Bey kızına döndü. -Hayır Gamze, kendine başka bir tenisçi bul. Ben yüzmeyi düşünüyorum. Beni çarşıda bugün çok terlettin. -Ama baba n’olursun, ben nereden bulayım tenisçi?.. -Nebahat’i çağır, Şükran’ı çağır. -Yoklar ki!.. Nebahat İzmir’de, Şükran da nişanlısıyla gitmişti. Aksi gibi Sadun da bir türlü İsviçre’den dönmedi... Kadri Bey, birden Fikret’e döndü. -Sahi yüzme deyince aklıma geldi Fikret. Bizim havuza su pompalayan motor ikide bir tekliyor. Ayrıca havuzun kenarındaki ve bahçe çevresindeki lâmbalara da bir gözatmak gerekecek. İki-üç tanesi yanmıyor. -Çok iyi olur baba, bir bakıversin. Lâmbalar bir de yanıp yanıp sönüyor, gözkırpıyor. Fikret, Kadri Bey’le kızına baktı. -İnanın işlerim pek çok. Bugünlerde gelebileceğimi pek sanmıyorum. -Olur mu oğlum?.. Sen bırak o işleri filan, senin gibisini nerde bulacağız biz. Burasını kendi evin gibi kabul et. Yüzersin, tenis oynarsın. Bizimkiler senin her ihtiyacını karşılarlar. -Mesele o değil Kadri Bey. Ben bir an evvel bu işi bitirip gitmek istiyorum. Kendi işlerim çok. Gamze, ilk kez Fikret’e baktı: -Sen, dedi. Tenis oynamasını biliyor musun?.. Fikret ona aldırmaz bir şekilde gözlerini kaçırdı, ona olan öfkesi geçmediği için duvara bakarak konuştu. -Ne yüzmesini bilirim, ne tenisi. Eğer bilseydim bile herhalde seninle oynamak istemezdim. Gamze bozulmuştu. Kadri Bey şaşakaldı. -Niye oğlum? Gamze sana bir şey mi yaptı yoksa?.. -Yok hayır birşey yapmadı da, ben hırçın insanlarla pek anlaşamam nedense. ¥ DEVAMI YARIN
 
 
 
 
 
 
 
Kapat
KAPAT