BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Bir buket gül

Bir buket gül

Telefonu kapattı. Mahir usta ve Cahit ona endişeyle bakıyordu. -Bunlar bizi huzursuz edecek anlaşılan, dedi Mahir usta.



Telefonu kapattı. Mahir usta ve Cahit ona endişeyle bakıyordu. -Bunlar bizi huzursuz edecek anlaşılan, dedi Mahir usta. Fikret: -Öyle görünüyor, dedi. Kocasından çocuğu olmuyor ya, Cahit’e göz diktiler. Bir kaç gün sonra mahkemeye çağrı kâğıdı geldi. Fikret şaşırmıştı. Mahir ustaya ve Alper’e gösterdi. Alper -Bir şey çıkmaz, dedi. Türkiye’de kanun var, adalet var. Eşkıyalıkla alamazlar ki bunlar çocuğu?.. -Onlar şık kıyafetleri içine girmiş mağara adamlarıdır, dedi Fikret. Silâhları ise para... Onlar dağ eşkıyalarından daha beterdirler. -Çocuğu sen büyüttün, sonra çocuk da gitmek istemiyor, nasıl alacaklar onu senden. -Beni tehdit ettiler, zorla alacağız dediler. -Hiçbir şey yapamazlar. Ben avukatlarla konuşacağım. Mahkeme ne zaman?.. -On gün sonra... Bu süre içinde Kadri Bey ve karısı ayrı ayrı telefon ettiler. Neriman Hanım herşeyin güzellikle halledilmesini istiyordu. Kızlarının çocuğu olmadığını, çocuğa çok iyi bakacaklarını, en üstün eğitimlerden geçireceklerini, modern ve kültürlü bir genç olarak yetiştireceklerini söyledi. Ama Fikret onlara hep aynı cevabı verdi, hayır diyordu. Cahit ise kendi etrafında dönen bu hadiselerden ürküyor, babasına zamanlı zamansız sarılıyordu. -Beni onlara vermeyeceksin değil mi baba?.. -Hayır Cahit... Cahit babasına sarıldıktan sonra dışarıya fırladı. Bir ara sokaktan koşarken yine başı döndü. Her taraf kapkaranlık oldu, dünyası karardı. Az sonra etrafında bir yığın kalabalık vardı. Onları seçti. -Baygınlık geçirdi galiba, diyordu biri. -Hastahaneye götürelim bari, dedi başkası. -Yok hayır, dedi Cahit. Sadece başım döndü o kadar. Ayağa kalktı, arasıra devam eden bu durumunu kimseye bildiremiyordu. Çünkü o zaman babası ve Mahir amcası üzüleceklerdi. *** Mahkeme gününde, Mahir Usta, Alper, Fikret ve Cahit bir aradaydılar. Diğer tarafta ise Gamze, Vahdet, Kadri Bey ve Neriman Hanım vardı. Gamze’yi bir avukat savunuyordu. Uzun uzadıya konuşmuştu. Çocuğun istikbalinden, gelecekteki yetişme tarzından bahsediyor ve Fikret’in yanında durduğu zaman çocuğun ileride bir serseri olabileceğini, topluma zararlı bir yaratık haline gelebileceğini söylüyordu. -Evet Hâkim Bey, bu çocuğun geleceği sözkonusu. İyi bir eğitim, düzenli bir çalışma olmayınca babasının yanında ne olacağı malûm... Oysa annesi zengin bir ailenin kızıdır, ona her türlü gerekli ihtimamı gösterebilirler. Burada sözkonusu olan çocuğun geleceğidir, bu hepimizi ilgilendiren bir sorundur. Annesinin yanında her türlü imkânı bulacak, bütün öğrenimlerini tamamlayacak, sağlıklı büyüyecek ve ileride topluma faydalı bir insan olacak... Biz burada çocuğu düşünmek zorundayız. Bu yönlerden çocuğun, müvekkilim Gamze Hanıma, yani çocuğun öz annesine verilmesini talep ediyorum...” Avukat sözünü bitirdikten sonra sessizlik oldu. Vahdet, Fikret’e bakıyor, sırıtarak avukatı ve Gamze ile konuşuyordu. Hâkim: -Sen ne diyorsun Fikret?.. dedi. > DEVAMI YARIN
 
 
  • Piyasalar

    Fark %
  • 98455
    % 1.69
  • 5.3279
    % -0.7
  • 6.0542
    % -0.85
  • 6.8869
    % -0.64
  • 220.305
    % -0.61
 
 
 
 
 
Kapat
KAPAT