BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Hz. Peygamberin hüküm koyması

Hz. Peygamberin hüküm koyması

Sünnet’in, Kur’an-ı kerimde yer alan bazı hükümleri neshedici özelliği: Kur’an-ı kerimde “Birinize ölüm geldiği zaman eğer bir hayır (mal) bırakacaksa anaya, babaya, yakınlara münasip şekilde vasiyette bulunmak Allah’tan korkanlar üzerine bir borçtur” (2/180) buyurulmaktadır.



Sünnet’in, Kur’an-ı kerimde yer alan bazı hükümleri neshedici özelliği: Kur’an-ı kerimde “Birinize ölüm geldiği zaman eğer bir hayır (mal) bırakacaksa anaya, babaya, yakınlara münasip şekilde vasiyette bulunmak Allah’tan korkanlar üzerine bir borçtur” (2/180) buyurulmaktadır. Bu ayette ana, baba ve yakınlara vasiyet meşru kılındığı halde Yüce Allah Hz. Peygamberin diliyle böyle bir vasiyeti neshetmiştir. Bu konudaki hadis şudur: “Bilin ki Allah her hak sahibine hakkını vermiştir. Artık mirasçı lehine vasiyet yoktur.” (Buhari) Keza Kur’an’da, “Ey iman edenler! Namaza kalktığınız zaman...” (5/6) buyurularak namaza kalkıldığı zaman abdest alınması emir buyurulmuş ve abdestin nasıl alınacağı ayrıntılı olarak zikredilmiştir. Bu ayetin zahir ifadesi, namaza her kalkıldığında abdest alınması gerektiğini göstermektedir. Ancak Hz. Peygamberin Sünneti ile bu hüküm neshedilmiş ve bir tek abdest ile birkaç namazın kılınabileceği gösterilmiştir. Hatta Hz. Peygamberin kendisinin bir tek abdest ile 5 vakit namazı kıldığı sabittir. Kur’an’ın mutlak hükmünü kayıt eden sünnet: Buna örnek olarak da şu ayeti zikredebiliriz: Hırsızlık yapan erkek ve hırsızlık yapan kadının nasıl cezalandırılacağı bildirilmiş, fakat detayı bildirilmemiştir. (5/38) Uygulamanın nasıl yapılacağını Hz. Peygamber hükme bağlayarak bu ayetin mutlak ifadesini kayıtlamıştır. Sünnet’in, Kur’an’da yer almayan bazı konularda hüküm koyucu özelliği: Hz. Peygamberin hüküm koyması kendi arzu ve isteğine göre değildir. Çünkü, Hz. Peygamberin teşri, kanun koyma alanı dahil dinin tebliği bağlamındaki her hareket ve sözünün ilahî kontrol altındadır. Hatta Hz. Peygambere itaat ve O’nun söylediklerinin bağlayıcı kabul edilmesi bizzat Yüce Allahın emridir. “Ey iman edenler! Allah’a itaat edin, Peygambere ve sizden olan emir sahiplerine de itaat edin. Eğer bir şey hakkında anlaşmazlığa düşerseniz onun çözümünü Allah’a ve Resulü’ne havale edin...” (4/59), “Kim Resul’e itaat ederse Allah’a itaat etmiş olur” (4/80), “De ki: Allah’ı seviyorsanız bana uyun ki Allah da sizi sevsin ve günahlarınızı bağışlasın” (3/31) gibi ayetlerde bu açıkça bildirilmektedir. Peygambere itaat emri sadece Sahabeyi bağlayıcı bir emir de değildir. Sahabe Allah’ın hükümlerini öğrenmek için Hz. Peygamberin varlığına muhtaç iken yirmibirinci yüzyılda müslümanların buna ihtiyacı yok mudur?
Kapat
KAPAT