BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > I love you Uche

I love you Uche

F.Bahçe, Lorant’la çıktığı ikinci lig oyununda hiç zorlanmadan, ama çok olumlu da oynamadan maçı kazandı. Uche, Ümit ve Mirkoviç’ten oluşan ve derinlik yapmadan oynayan arka üçlü İstanbulspor’un pas gevezeliği ve de ne hikmetse sürekli kanatlardan inmeyi deneme yanlışları sayesinde rahat bir gece geçirdi diyebiliriz.



F.Bahçe, Lorant’la çıktığı ikinci lig oyununda hiç zorlanmadan, ama çok olumlu da oynamadan maçı kazandı. Uche, Ümit ve Mirkoviç’ten oluşan ve derinlik yapmadan oynayan arka üçlü İstanbulspor’un pas gevezeliği ve de ne hikmetse sürekli kanatlardan inmeyi deneme yanlışları sayesinde rahat bir gece geçirdi diyebiliriz. Orta alanda Ogün ve Revivo ile başlayan kurgu, daha sonra Yusuf ve Hakan’la değişime uğrarken, çok pozitif şeyler yaptı diyemeyiz ama en azından ileri blokla arka blok arasında çok koşarak alan boşluğu vermemeye gayret etti. Aynı üçlünün ileri uca çabuk yanaşmadaki eksikliği ise pozisyon zenginliğini önleyen bir faktör olarak da göze çarptı. Lazetiç’in sağ kanatta ne savunmaya, ne de ileri uca katkı veremeyişi, Fatih Akyel’in bir an önce takıma girmesini artık şart haline getiren bir görüntü olarak kaldı. Andersson F.Bahçe orta alanının gelemediği bölümlerde top tutarak arkadaşlarını beklerken olumlu not aldı. Serhat ise çabukluğu ve İstanbulspor savunma göbeğinin yanlış kurgusu sayesinde iki akıl golü çıkardı. İstanbulspor Teknik Direktörü Aykut’un dörtlü alan savunmasıyla takımını oynattığı için kutlamıştım. Dün gece de bu oyun düzeniyle oynattı ama yedek soyunmuş olduklarından Murat’la Bekir’in sahaya çıkmayışlarını çok yadırgadım. Hele hele futbolun bıraktığı Cenk’te ısrar, İstanbulspor’un F.Bahçe savunması arkasına gidemeyişini ortaya çıkaran büyük bir yanlışlıktı. Zubanoviç gibi hareketli bir oyuncu sanıyorum maçın en iyi ismi ve tek hata yapmadan oynayan oyuncusu Uche’yi zorlayabilirdi. İstanbulspor’da tesbit ettiğim bir garip oluşum daha vardı. O da Saidou’nun dışındaki futbolcuların ilk yarıdaki puan ve futbol başarısından havayla şişmiş oluşlarıydı. Şayet Aykut hoca bu havayı erken boşaltamazsa İstanbulspor’un ligin ikinci bölümünde pırıltılar vermesi pek mümkün olamaz. Dönelim yine F.Bahçe’ye. Lorant’la mücadele gücü bir hayli doz kazanmış. Pas yapmayı düşünmek Denizli dönemine oranla bir hayli fazla katlanmış göründü. Ama 1.5 yıllık kulağının üzerine yatış galiba yerini bir uyanışa geç terkedecek. Bir başka üzerinde durulması gereken önemli nokta da dünya takımı olma hedefine bu oynanan futbolla, bu tempoyla, bu pres eksikliğiyle ulaşabilmek pek mümkün değildir. Bence F.Bahçe yeni sezonu beklemeden - belki enkazı kaldırmak güç ama - denemelerini, çalışmalarını, arayışlarını bu yolda mutlaka yapmaya başlamalıdır.
 
 
 
 
 
 
 
Kapat
KAPAT