BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Kıskanc

Kıskanc

Berrin, gösterilen koltuğa oturdu. Şöyle bir soluklanması için susmuştu Haluk bey, masanın üzerinde duran açık klasörü kapattı. Gazeteyi masadan alıp etajerin üzerine bıraktı. Berrin hanımın kısa süreli muhakemesine zaman tanıdığı her halinden belliydi...



Meçhule doğru ilk adım atılmıştı Haluk bey, Burcu’nun hemen yanıbaşında içeri girmek için bekleyen Berrin’i gayet olağan bir tavırla buyur etti: -Hoşgeldiniz bayan. Geçin, oturun şöyle. -İyi günler beyefendi. Murat beyle mi görüşüyorum? -Eğer Murat beyle özel bir görüşme yapacaksanız, Murat bey henüz görevden dönmediler. Yok avukatlık bir işiniz varsa, biz Muratla birlikte çalışıyoruz. Sizinle görüşebiliriz. -Siz avukat mısınız? -Hayır değilim. -O zaman sizinle nasıl görüşebilirim ki? -Efendim, hukuk işlerini sadece avukatlar bilmez ki? Savcı da bir hukuk adamıdır, hakim de... Eh biz de ucundan kıyısından otuz yılımızı mahkemede geçirmiş bir emekliyiz. Yani az çok bu işlere aşinalığımız var. Haluk beyin konuşması, hem kendinden oldukça emin bir kimse olduğunu, hem de karşısındakinin probleminin kimbilir şimdiye kadar şahidi olduğu nice problemden biri olarak, sıradan sayıldığını ortaya koyuyordu. Berrin, hiçbir şey demeden kendisine gösterilen koltuğa oturdu. Şöyle bir soluklanması için susmuştu Haluk bey, masanın üzerinde duran açık klasörü kapattı. Gazeteyi masadan alıp etajerin üzerine bıraktı. Berrin hanımın kısa süreli muhakemesine zaman tanıdığı her halinden belliydi. Sonra koltuğunda şöyle bir kendine çekidüzen verdi: -Sizi dinliyorum efendim. Berrin gayet normal tavırlarıyla itimat telkin eden, üstelik babası yaşında olan bu insana inanmak ihtiyacı duymuştu. Konuşmaya başladı: -Beyefendi, eşimle aramızda şiddetli geçimsizlik var. Bu bakımdan ondan boşanmak istiyorum. Bu konuda benim avukatlığımı üstlenmesi için Murat beye gelmiştim. -Murat beye tesadüf mü geldiniz, bir referansınız falan... -Yok yok, tamamen tesadüfen geldim. -Peki bu kararınızı bir öfke ile mi veriyorsunuz, yoksa iyice düşünüp en son çıkış noktası olarak mı görüyorsunuz? -En son çıkış noktası olarak görüyorum. Bu konuda kesin kararlıyım. -Peki siz bilirsiniz. O halde, ister bir saat kadar sonra gelin, ister öğleden sonra gelin Murat beyle sizi görüştürürüz. Durumunuzu anlatırsınız ve gerekli işlemlere başlarız. -Bu durumda avukatlık ücretim belli mi? -Onu Murat beyle konuşacaksınız. -Ne gerekirse ödemeye hazırım. Yeter ki benim davamı sonuca ulaştırsın. -Murat beye durumunuzu aynen ileteceğim. Berrin bilinmez meçhule doğru ilk adımını atmış olarak bürodan ayrılmıştı. Haluk bey genç kadını yolcu ettikten sonra odasına dönerken Murat’ın gıyabında mırıldanıyordu: “Öyle ne idüğü belli olmayan kimselerle uğraşacağına, işte böyle iki müşteriyi al yüzün para görsün.”  Avukat Murat, otomobilinde beklerken bir ara gözü karşı kaldırımda büyük akasya ağacının dibinde bekleyen ve uzaktan uzağa kendisini dikiz eden bir çift göz gördü. Bir tuhaf oldu. Yoksa bir tuzağa mı gelmişti? Bir an için hiçbir şeyi düşünmeyip gaza basıp uzaklaşmak geçti aklından. Hatta eli kontak anahtarına dahi gitti geldi. Sonra derin bir nefes aldı. Bu ne vehimdi böyle? Az sonra çocuklar anneleriyle çıkıp gelseler ve kendini burada bulamasalar çok ayıp etmiş olmayacak mıydı? Ama öte yandan niçin bu kadar zamandır kimse gelmemişti? Saatine baktı en az onbeş dakika geçmişti. Sonra o değilden tekrar akasya ağacına nazar etti. İşte orada bir adam ağacın arkasına gizlenmiş halde kendisini dikizliyordu!.. > DEVAMI YARIN
 
 
 
 
 
 
 
KAPAT