BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Derviş: Once uyum

Derviş: Once uyum

Polemiğe girmek istemiyorum ama Türkiye ancak uzlaşmayla bir sonuç alabilir. Anlaşmazlığın olduğu yerde başarı da olmaz. Uyum çok önemli.



Şeffaflaşmaya dikkat! Devlet Bakanı Kemal Derviş, yazarımız Ziya Osman Açıkel’e özel açıklamalarda bulundu: “Toplum şeffaf bir Türkiye istiyor. Her iş yapılmadı tabii ki, şeffaflık konusunda. Ama oluyor, olacak. Şeffaflığa giderken, yolsuzlukla mücadele ederken birbirimize güveni kaybetmeyelim. İnsan haklarını göz ardı etmeyelim. Yargı önünde suçlanmayan insanları suçlamayalım.” Kimseyi kurtarmıyoruz DervİŞ, “Banka patronları kurtarılıyor” eleştirileri için, “Biz de hata yaptık. ‘Kurtarma operasyonu’ tanımlamasına karşı iyi anlatım yapamadık. Oysa, biz, kimseye para hediye etmiyoruz, bankaları güçlendiriyoruz” diyor. Hükümetteki uyum sorunu, belli ki Derviş’in canını sıkıyor: “Polemiğe girmek istemiyorum ama uyumun olmadığı yerde başarı olur mu?” diye soruyor. ¥ İstanbul Sevgili Kemal Derviş ile İstanbul’da buluşmayı kararlaştırmıştık. On gün önce ‘rahat bir ortamda’ konuşmayı istemiştim kendisinden. O da “Tamam Ziya. Gelecek Cuma akşamı sohbet ederiz” demişti. Merak ediyordum çünkü. Son dönemde Derviş sessizleşmişti. Beyanatlarıyla toplumun önünde gözükmüyordu. Sebebi ne idi acaba? Derviş’le görüşmek üzere İstanbul’a doğru yola çıktığımda kendimce bu ‘sessizliğin’ cevabını arıyordum. Emindim vardı bir şeyler. Armada Otel sohbeti İstanbul’dayım. Poyraz Marmara denizini hırçınlaştırmış. Dalgalar Ahırkapı sahiline sertçe vuruyor. Akşam saatleri.. İnsanlar evlerine bir an önce gitmek için koşturuyor. Denize bakan bile yok. Biz Ankara’da yaşayanlar ‘deniz fakiri’ olduğumzdan fırtınaymış, dalgaymış anlamayız. Denizin yanında birazcık duralım yeter. Armada Oteli’ne ulaştım. Ekonomi Muhabirleri Derneği İstanbul Şubesi’nin sohbet toplantısına katılıyor Kemal Derviş. Bir konuşma yapacak. Ardından kendisiyle görüşeceğiz. Kemal Derviş’le karşılaştık. Gergin, sinirli halini biliyordum ama hiç böylesine üzgün haline şahit olmamıştım. Derviş amcasının oğlunu kaybetmenin verdiği acıyı yaşıyordu. Büyük acısına rağmen Derviş randevularına sadıktı. Ankara’da amca oğlu Erol Derviş’in cenaze namazına katılan Kemal Derviş hemen İstanbul’a gelmiş programlarına başlamıştı. Uzaklardan cenazeye yetişmek zor “Başınız sağolsun efendim.” Bu sözümle taziyemi ilettim Kemal Derviş’e. “Sağol Ziya bey. Dostlar sağolsun. İtalya Sorrento’ya gittiğimizde senin cenazen olmuştu da Türkiye’ye yetişememiştin. Mükemmel bir hafızası var. 27 Ekim 2001tarihindeki cenazemizi dahi unutmamış Derviş. Ailesinden hayatta kalan pek yakını bulunmayan Derviş’in bu son vefat olayından sonra yıkıldığı iyice belliydi. “Yirmibeş yılı aşkın bir süredir Amerika gibi çok uzak olan yerde yaşadım. Akrabalarımın, dostlarımın cenazelerine pek katılamamıştım. Hiç olmazsa bu kez amca oğlumun cenazesinde son görevimi yapabildim.” Diyor Derviş. Polemik... Uyum... Koordinasyon... Ekonomiden Sorumlu Devlet Bakanı Kemal Derviş su içmek üzere bardağını kaldırırken..Seslendim: “Üzüntünüzü anlıyabiliyorum, da..Dikkatimi çeken, yaklaşık iki haftadır pek neşeniz yok gibi.. Fazla görüş açıklamıyorsunuz. Ayrıca son üç konuşmanızda sürekli biçimde uyumdan ve uyumlu ilişkiden söz ettiniz. Uyum konusunda hükümetin hali ortada. Rahatsızlığınız bu mu?” Soru ‘uyum’ olunca..Derviş bardağını kaldırdı ama içmedi. Ve bize soru yöneltiyor : “Polemiğe girmek istemiyorum. Türkiye uyumla sonuç alır. Önce uyum. Koordinasyon çok önemli. Uyumsuzluğun olduğu yerlerde başarı olur mu? Belli canım. Dengelerin pamuk ipliğine bağlı olduğu Türkiye’de, güç belâ ekonomide bir denge kuran Derviş hükümet partileri arasında ilişkilerden korkuyor. Ekonomi yönetiminin başı Derviş, kendisine ve ekibine söz hakkı vermeyip sık sık çatışan MHP ve ANAP’ın devamlı problem olacaklarını hesaplıyor. Haksız da değil? Rahşan hanımın durup dururken MHP’ye yüklenmesine ‘şimdilik’ sessiz kalan Bahçeli’nin, yakında ‘cevap hakkını’ kullanacağı veya kullandıracağı kesin. ANAP ile MHP’nin arası zaten başından beri bozuk. Anayasa’nın 159 ve 312’nci maddelerinde anlaşamayan iki iktidar ortağı parti Derviş için her zaman saatli bomba.. “Şeffaflık yok..” O halde.. Türkiye insanı yolsuzluktan, rüşvetten bıktı. İstismarcı politikacılardan bıktı. Bıçak kemiği kırdı geçti. Bunları söylüyorum Derviş’e.. “Toplum şeffaf Türkiye istiyor.” Cevap çok anlamlı sevgili okurlarım. Demek, Kemal Derviş Türkiye’yi ve yönetimi şeffaf görmüyor, eleştiriyor. Toplumun isteğine tercüman olurken çekinmeden konuşuyor. Görüşünde haklı..Rahat söyleyebilir. Çünkü Derviş milletvekili yâni seçilmiş değil. O toplumun içinden geliyor. Sade bir vatandaş. “Türkiye şeffaflık yolunda önemli adımlar attı. Her iş yapılmadı tabii şeffaflık konusunda. Ama oluyor, olacak” şeklinde konuşan Derviş bir de uyarıda bulunuyor: “Şeffaflığa giderken, yolsuzlukla mücadele ederken birbirimize güveni kaybetmeyelim. Çok dürüst işadamı, bürokrat, bankacı yâni vatandaşımız var ülkemizde. Hukuku ve insan haklarını göz ardı etmeyelim. Yargı önünde suçlanmayan insanları suçlamayalım.” “Operasyonu iyi anlatamadık. Kimseye para hediye etmiyoruz ki...” Bankalar konusuna, BDDK’nın doğru çalışmalarına geçip, soru yönelteceğim Derviş’e. Basın Müşaviri Orsoy Girgiç’in cümlesi: “(Bankalar uyuyor, emekler boşa gidiyor) başlıklı yazına aynen katılıyoruz Ziya Osman.” Ekonomiden Sorumlu Devlet Bakanı Kemal Derviş başını “evet” anlamında sallıyor. “Sayın bakan..Bankacılık operasyonunu iyi anlatamadınız. Sanki banka ve o bankanın patronu kurtarılıyor havası hakim görüş..” Derviş oldukça hassas: “Hiç sorma. Biz de hata yaptık. ‘Kurtarma operasyonu’ tanımlamasına karşı iyi anlatım yapamadık.” Özeleştirisinin ardından.. “Kimseye para hediye edilmiyor. Bankaya çek kesip de (gidin parayı çekin) demiyoruz. Bu operasyonu şeffaf gerçekleştireceğiz. BDDK’nın destek vereceği bankalar açıklanacak. Bizim işimiz bankaları güçlendirmek, kurtarmak değil Ziya.” Bana göre.. Başından beri savunduğum biçimde; Derviş de, BDDK da bankacılık operasyonunun sonuna kadar haklıdır. Önce bankacılık sektörüne (dikkat ediniz, banka değil sektör) sonra reel sektöre destek sağlanması yaklaşımına hak veriyorum. Bu olumlu çalışmaya gölge düşüren o sektördeki bazı bankaların patronları. Sermayeye ihtiyaç duyuyorlar. Fakat bankaları ellerinden gider endişesiyle BDDK’nın hisselerine belli bir süre için rehin almasına karşılar. Daha açık bir ifadeyle, patronlar yurtdışında tuttukları paraları getirmek istemedikleri gibi ucuza gider düşüncesiyle gayrimenkullerini satmaya yanaşmayacaklar. Derviş dolara nasıl bakıyor? TL’nin Dolar ve Euro karşısında aşırı değerlenmesine başından beri karşı Kemal Derviş. Dolar 1 milyon 300 bin TL’ye düştüğü an biliyoruz devreye girmişti. Rahatsızlığını ifade eden cümlesi piyasada duyulduktan sonra Dolar 1 milyon 420 bin TL’ye yükselmişti. Bugünlerde yine düşüyor Dolar. O halde.. “Düşünceniz nedir dövizin gidişatı konusunda Sayın Derviş?” “Ben iktisatçıyım. Bir kur tahminim olacaktır da. Bu sözümden Merkez Bankası’na talimat verdiğim çıkarılmasın. Merkez Bankası tamamiyle özerk kuruluş. Kendi tahminlerim Merkezin politikası asla olamaz.” Muhterem okuyucularım..Söylemiyor ama benim tahminim, Derviş’in kafasındaki Dolar kuru 1 milyon 500 bin-1milyon 600 bin TL aralığında.. Politikaya girecek mi? Cem’e nasıl bakıyor? Ekonominin patronu, koalisyon hükümetinin dördüncü ortağı Kemal Derviş daha ne kadar bağımsız kalabilecek? “İşimizin başındayız. Çalışıyoruz.” Renksiz bir cevap. Sizce ‘man⒠taşımayabilir. Ama ‘manâyı’ ben çıkardım! Kulislerde çok konuşulur olan “DSP’nin başına yâ İsmail Cem, yâ Kemal Derviş geçer” spekülasyonuna bakışı ne acaba.. “Sayın İsmail Cem Dışişlerinde büyük işler başarıyor. Son çalışması olan İstanbul’daki medeniyetlerarası zirve mükemmeldi. Cem’i yürekten tebrik ediyorum.” Nezaket ölçüsünün dışına çıkmıyor Derviş.. Rakip değil ‘Türkiye için birlikte çalıştığı arkadaş’ olarak değerlendiriyor Dışişleri Bakanı İsmail Cem’i.. Sessiz kalmak en iyisi elbette canım! Yıpranmamak lâzım! Hakikaten... Uyumsuzlar nasıl uyuşacak? Daha çok şey konuştuk da. Bu kadarını yazmak yeterli. Derviş’in bütün tasası ‘uyum’ efendim. Dönüp dolaşıyor, her fırsatta ‘uyum’ üstünde konuşuyor. Amca oğlunu toprağa verdiği gün dahi bir insan ‘uyumsuzluğu’ ima edip ‘uyum’ korkusu yaşıyorsa.. O’nun korkusu, benim korkum, Türkiye’nin korkusu... Hep aynı. Uygulanan ekonomik politikalar kesinlikle korkutmuyor. Korku; koalisyon ortaklarının kendi aralarındaki ‘uyum’ meselesi. 12 Eylül öncesinde, “katiller” dediği bir partiyle iktidar ortaklığı yapmayı birileri zûl görmüyor mu? İktidara gelmeden önce ‘savunduklarının hiçbirini yapmayıp’, şimdi ‘ortamı gererek tabanını tutabilmek’ isteyenlere güvenilir mi? Ondokuz senedir Türkiye yönetiminde bulunup, ‘şaibeden başka bir şey beceremeyen birisinin’ şimdilerde ‘demokrasi aşığı’ kesilmesi, partisini barajın altından kurtarmak için değil midir? Kemal Derviş her şeyin farkında. Geleceğe yönelik plânını da ona göre yapıyor...
 
 
 
 
 
 
 
KAPAT