BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Kıskanc

Kıskanc

Kendisi çekmişti onu bu kirli dünyanın içine. “Ben olmasaydım, Rasim ona ulaşamayacaktı” dedi yüreği sızlayarak Arzu... Oysa öyle bir insandı ki Kemal, karakterini anlattığında Rasim bile kendinden utanabilmişti. Böyle bir adam şimdi bir hiç uğruna perişan mı olmalıydı?!.



Vicdan azabı çekiyordu Arzu Taksi şoförü bir belaya düçar olduğunu çoktan anlamıştı ama bu bela neydi onu bilmiyordu. Dur bakalım ne olacak gibi cevap verdi korkunç çehreli adamlara: -Sorun bakalım, ne soracaksınız? Adamlar Kemal beyin taksiye bindiği yeri ve zamanı hatırlatıp sordu: -O adamı kaçırırcasına nereye götürdün? Şoför önce hatırlayamadı. Kimbilir her gün kaç acil yolcusunu gideceği yere böylesine taşımıştı. Ama hatırlamak zorunda olduğunu, böğrüne dayanmış namlunun sert ucu sayesinde biliyordu. Korku içindeydi ama kendisinden ne istendiğini de anlamıştı. Yavaş yavaş o gün şekillendi beyninde. Başını salladı: -Şimdi hatırladım. Ne tanırım ne bilirim o adamı. Evet sizin dediğiniz yerden aldım arabama. -Eee? Nereye götürdün? -Terminale götürmemi söyledi. Vaktinde orada olması gerektiğini söyleyince ben de ister istemez süratli gittim. Kestirme yollardan gittim. -Hangi yere bıraktın? -Yani abiciğim inanın herhangi bir reyona bırakmadım. Otogara geldiğimizde, paramı verdi, teşekkür etti, indi. Ne işini konuştuk ne mesleğini. Adını bile bilmiyorum. Sorgucular “Bu adama inanalım mı inanmayalım mı?” dercesine birbirlerine baktılar. Çete başı dişlerini sıktı. Başka çareleri yoktu. Şoförün beline dayanmış olan silah tekrar kılıfına sokulurken kuru bir tehdit yapmaktan da geri kalmadılar: -Eğer dediklerin yanlış çıkarsa, hiç affolunmazsın ona göre. -Tamam abi. Ben sözümün her zaman ardındayım. Adamlar, kenara çektikleri taksi şoförünü hoyrat bir şekilde iteleyerek kendi haline bıraktılar. Şoför kurtulmasına kurtulmuştu ama Rasim’in adamları Kemal beye nasıl ulaşacaktı? Tek çare kalıyordu çete başına göre. Rasim’in bürosuna gidip, sekreter denilen kızı konuşturmak. “Yürüyün, gidiyoruz” dedi, yanındaki iki kabadayıya; “O kızı konuşturacağız!”  Öte yanda, Kemal beyi oyuna getirme görevini, yerine getiremediği için Rasim bey tarafından cezalandırılacakken, son anda yaptığı etkileyici konuşma sebebiyle kendini affettirip salıverilen Arzu, bir vicdan muhasebesi yapıyordu. Gerçi bu olaydan sıyrılmasına sıyrılmıştı. Peki ya Kemal bey? O ne olacaktı? Oysa kendisi çekmişti onu bu kirli dünyanın içine. “Ben olmasaydım, Rasim ona ulaşamayacaktı” dedi yüreği sızlayarak. Oysa öyle bir insandı ki Kemal, karakterini anlattığında Rasim bile kendinden utanabilmişti. Böyle bir adam şimdi bir hiç uğruna perişan mı olmalıydı? Hatta canından bile olabilirdi? “Hayır!.. Bunu yapamam!” dedi. “Buna engel olmalıyım Allahım!” Ne olursa olsun, huzurdan bile kovulsa yine de gidip her şeyi açık açık konuşacaktı Kemal beyle. Yüzüme de tükürse yine de konuşmalıyım. Benim gerçek kimliğimi anlasa da gam değil. Ben zaten gırtlağa kadar batmışım. Kimler tükürmedi ki bana. Varsın bir de Kemal tükürsün...” Telefonun başına yürüdü. Sekreter Sedef’i arayıp, Kemal beyi soracak, görüşmek için bağlamasını ya da randevu vermesini isteyecekti. Vazgeçti. “Hayır, beni belki kabul etmez. Ayağına kadar gitmeliyim” dedi. Kalktı. Yerinde duramıyordu. Doğruca Kemal beyin bürosuna hareket etti. Kendisinin de bir şekilde kullanıldığını çok iyi biliyordu. Gücüne gidiyordu kullanılmak. Ama gücü yoktu bu kocaman çarkı geri çevirmeye... Gücü yoktu hiç olmazsa bu dişlilerin arasında ezilmemeye... “Bekle Kemal bey” dedi. “Sabret, her şeyi öğrenecek ve bu çirkeflikten kurtulacaksın. Sana bunu açıklamam ve seni kurtarmam sebebiyle, belki daha önceki yaptığım günahlarım affolur, vicdanım biraz rahatlar...” Arzu, Kemal beyin bürosuna doğru yol alırken, Rasim’in adamları da çoktan damlamıştı. Sedef, patronunun izin vermesine rağmen, son ana kadar bürodan gitmemiş, ne zamandan beridir Kemal beyin uğramadığı bu metruk büroyu, sabır abidesi olarak beklemeye devam etmişti. Kızcağız, gelen telefonlara makul cevaplar vermeye, Kemal beye ulaştırılması gereken notları özenle tutmaya gayret gösteriyordu. > DEVAMI YARIN
 
 
 
 
 
 
 
KAPAT