BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Şubat’ın 28 günü...

Şubat’ın 28 günü...

Halk arasında kısalığından dolayı “Cüce Şubat” denilen geride bıraktığımız ay, bu ülke için pek kısa değil ve kolay da geçmiyor! 28 gününün her birisi önemli bir olayla anılan bu ayın en olumlu 24 saati, Erzincan’ın kurtuluş günü olan 13 Şubat.



Halk arasında kısalığından dolayı “Cüce Şubat” denilen geride bıraktığımız ay, bu ülke için pek kısa değil ve kolay da geçmiyor! 28 gününün her birisi önemli bir olayla anılan bu ayın en olumlu 24 saati, Erzincan’ın kurtuluş günü olan 13 Şubat. 22 Şubat 1962 yılında başarısız bir darbeye kalkışan Albay Talat Aydemir’in macerasını tirajikomik bir üslûpla yazan gazeteci Örsan Öymen, bir ihtimal daha var şarkısından mülhem, “Bir İhtilal Daha Var...” isimli kitabını kaleme alırken, acaba 28 Şubat 1997 Postmodern Darbesini mi, yoksa yine nakıs teşebbüs derecesinde kalan (Yahut Süleyman Demirel tarafından önlendiği söylenen), 12 Haziran 1997’de beklenen “vazgeçilmiş ihtilal”i mi haber vermek istiyordu? Neyse böyle konularda şaka yapmak veya tahminde bulunmak hoş olmasa gerek! ‘Cüce Şubat’ın kısa günleri yine de krizsiz geçmiyor. 19 Şubat 2001 günü, muhtelif rivayetlere göre Anayasa kitapçığının fırlatılmasıyla başlayan kriz, Türkiye’yi ekonomik olarak İkinci Dünya Savaşının son yıllarına kadar götürdü. Yani, 1945 senesindeki gibi yüzde 9 (daha doğrusu 10) oranında küçülttü. 201 milyar dolarlık milli gelirimizden de 51 milyar doları koparıp götürdü... Üç gün önce, işte bu 28 Şubatın beşinci sene-i devriyesi olarak, yine çok ama çok muhtelif rivayetler desteğinde yorumlar yapıldı. 28 Şubat’ın demokrasiye, özgürlüklere, insan haklarına indirdiği darbeyi bugün işlemeyeceğim. Sadece şu kadarına işaret edeyim; 28 Şubatın beşinci yılının ertesi günü, yani 1 Mart Cuma günü Kadıköy ve Sultanahmet meydanında başörtüsü yasağı için gösteri yapan kız-erkek öğrenciler coplanıyordu. Ve ne garip tesadüf! Erbakan, Sultanahmet Camii avlusunda “Mücahit Erbakan” diye teşyi ediliyordu. “Arka bahçe” İmam Hatip Okulları ve Erbakan... Ve devlete karşı kültür alanları oluşturan basiretsiz yöneticiler, karar vericiler... Herşey beş yıl önceki gibi! Esasen bugün 28 Şubatın başka bir yönüne temas etmek istiyorum. Evvela şu müthiş tesbite bakalım; “Yolsuzluklar 28 Şubat sürecinde beş kat arttı...” Bir de banka yolsuzluğuna karışmış bazı yayın organlarının, “Ne yapalım, biz de irtica ile mücadele ettik...” diye kendilerini savunmaya çalıştıklarını, yani şecaat arzederken sirkatin söylediklerini hatırlayalım. Galiba zaman ilerledikçe, 28 Şubat’ın kotarılması için ne dümenler döndürüldüğü daha iyi anlaşılacak. Şimdiden ortaya çıkan yeni kahramanlar, “Travestiler Kraliçesi” Sisi vb. kişiler işin karanlıkta kalan yönlerine hayli açıklık getiriyorlar. Bu çeşit yeni kahramanları ve açıklamalarını beklerken, İstanbul Ticaret Odası’nın yolsuzlukla ilgili olarak yaptırdığı bir araştırmaya kısaca dikkatinizi çekmek istiyorum... Prof. Dr. Esfender Korkmaz’ın Grup Başkanlığında, Prof. Dr. Mustafa E. Erkal, Prof. Dr. Türkel Minibaş, Yard. Doç. Dr. Burhan Baloğlu, Araş. Gör. Binhan Elif Yılmaz ve Araş. Gör. Murat Çak’tan müteşekkil ekibin yaptığı, “Türkiye’de yolsuzluğun sosyo-ekonomik sebepleri, etkileri...” başlıklı araştırma İTO tarafından kitap olarak da basılmış. Ama TÜSİAD gibi mutantan bir merasimle tanıtılmadığından olacak ki, çok fazla duyulmamış! Araştırmanın ortaya koyduğu can alıcı tesbitler şunlar; 1-Yolsuzluklar toplumsal bir felaket haline gelmiştir. 2-Yolsuzluk, sosyal bir hastalıktır. Sosyal yapıyı bozmuştur. Toplumdaki güven unsurunu ve toplum inancını zayıflatmıştır. 3-Yolsuzluk toplumun değişik kurum ve kesimlerinde yaygınlaşmıştır. Bu genişlemede medyanın üstüne düşen görevleri yerine getirmemesi ve siyasetin pahalı bir iş haline gelmesi etkili olmuştur. 4-Yolsuzluk Türkiye’nin en önemli problemleri arasında yerini almıştır. 5- Yolsuzluklar, Türkiye’nin ekonomik problemlerini daha da ağırlaştırmakta, siyasi ve ekonomik istikrarsızlıklara yol açmaktadır. 6- Yolsuzluklar, sosyal bütünleşme üzerinde olumsuz etki yapmakta ve geleceğe güveni sarsmaktadır... Araştırmada soru yöneltilen insanların yüzde 47.4’ü, devletin yolsuzlukla mücadele çalışmalarını yeterli bulmamış. Yüzde 31.3’ü ise hiç yeterli bulmamış! Şimdi bu veriler ışığında, Dünya Bankası’nın Bakanlar Kurulu Kararı olarak çıkmasını istediği, “Türkiye’de şeffaflığın artırılması ve kamuda etkin yönetimin geliştirilmesi eylem planı”nın ne kadar sağlıklı bir muhteva ile çıkacağını bekleyelim ve görelim...
 
 
  • Piyasalar

    Fark %
  • 109330
    % -0.31
  • 3.867
    % -0.62
  • 4.5554
    % -0.6
  • 5.158
    % -1.19
  • 156.209
    % -0.25
 
 
 
 
 
KAPAT