BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Kriz ve fırsat (Hayati Odabaşı - İŞTE MEYDAN)

Kriz ve fırsat (Hayati Odabaşı - İŞTE MEYDAN)

Normal ekonomik şartlarda özellikle ekonomik büyümenin yaşandığı dönemlerde bütün yöneticiler firmasını en iyi bir şekilde yönettiğini düşünebilir. Ancak kriz dönemleri “yöneticilerin gerçek notlarını” aldıkları fevkalâde dönemlerdir.



Normal ekonomik şartlarda özellikle ekonomik büyümenin yaşandığı dönemlerde bütün yöneticiler firmasını en iyi bir şekilde yönettiğini düşünebilir. Ancak kriz dönemleri “yöneticilerin gerçek notlarını” aldıkları fevkalâde dönemlerdir. Çünkü normal zamanlarda şirketin çapı ve faaliyet gösterdiği işkolu ne olursa olsun yönetim fonksiyonları işlerin, ilişkilerin, iletişim ve bilgi süreçlerinin iyi yönetilmesinden ibarettir. Normal seyrinde giden bu süreç kriz zamanlarında sadece işlerin yönetilmesine indirgenip diğerleri ihmal edilmeye başlanıp, kısıntıya gidilir. Tabii ki böyle zamanlarda ilk nasibini alan süreç de iletişim olur. Burada önemli olan, kısıntıya gitmekten çok bu kısıntının hangi faaliyetlerden yapıldığıdır. Oysa kriz dönemlerinde esas olan kurumsal itibarın yönetilmesidir. Ve bu fonksiyonu da yerine getiren süreç “Pazarlama iletişimidir.” Bu noktada firmaların kendi kendilerine sormak durumunda olacakları en kritik soru şudur: “Krizden sonra pazarın neresinde olmak istiyoruz?” İşte bu noktada gerek müşterileri, gerek diğer çözüm ortakları ve gerekse çalışanları ile iletişimini kesmeyen, bu süreci doğru yöneterek kurumsal itibarını koruyabilen markasının ve çalışanlarının arkasında durabilen şirketler için kriz, kiriz sonrası için önemli bir FIRSATTIR. Çünkü hiç kimsenin sesini çıkarmadığı bir ortamda reklam ve tanıtımla sesimizi duyurmak çok daha kolay ve aynı zamanda etkilidir. Böylelikle firmanın kurumsal güvenirliği ve marka imajı güçlenir, pazar payı artar. Rakipler karşısında hem müşterilerimize hem de finansal çevrelere karşı avantajlar yakalanır. Aynı zamanda yabancı yatırımlar, ortaklıklar gibi ticari işbirliği için bir davettir. Çalışanlarımız için de bir güven ve motivasyondur. Gerek yurtdışında gerekse yurtiçinde özellikle kriz yıllarında ve sonrasında yapılan araştırmalarda, bu dönemlerde düzenli tanıtım ve reklam yatırımlarını aksatmayan firmaların kriz sonrasında önde giden ve pazar payını artıran firmalar olduğu görülmüştür. Reklamverenler Derneği Başkanı Caner Tumanan’ın dediği gibi kriz ortamında “reklamını kesen bindiği dalı keser.” Özellikle marka olmuş firmalar için reklam ve tanıtım, hammadde gibi uzun vadeli bir yatırımdır. Ayrıca tanıtım, hem üretimin hem de tüketimin kamçısıdır. Yani bir bakıma krizin anahtarıdır. Peki, krizin damgasını vurduğu geçtiğimiz yıl Türkiye’de reklam ve tanıtım yatırımları ne oldu? Yorumunu sizlere bırakıyorum...
 
 
 
 
 
 
 
KAPAT