BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Kimi seviyorsunuz?

Kimi seviyorsunuz?

Beni... Lütfen, beni sever misiniz?.. Çok rica ediyorum, sever misiniz beni... Çok rica ediyorum, meşhur eder misiniz beni?.. Çok rica ediyorum, adımı dillerde söylenir hale getirir misiniz?.. Çok rica ediyorum, zenginleştirir misiniz beni hakkımda ileri-geri, ulu-orta konuşarak... Ne dediğiniz de hiç önemli değil. Yeter ki konuşun...



Beni... Lütfen, beni sever misiniz?.. Çok rica ediyorum, sever misiniz beni... Çok rica ediyorum, meşhur eder misiniz beni?.. Çok rica ediyorum, adımı dillerde söylenir hale getirir misiniz?.. Çok rica ediyorum, zenginleştirir misiniz beni hakkımda ileri-geri, ulu-orta konuşarak... Ne dediğiniz de hiç önemli değil. Yeter ki konuşun... Ve yani, sevin beni. ..... Şimdi de sevmediğiniz birini söyleyin bana, hadi!.. Kimi sevmiyordunuz siz, hani daha geçen gün uzun uzadıya ve ağzınızdan köpükler, burnunuzdan dumanlar çıkartarak konuşuyordunuz ya hakkında, işte onu... § Birine yardım etmek isterseniz ne yaparsınız?.. Rastladığınız herkese onun sözünü açar, onu gündeme taşır, isminin ortalarda dolaşmasını temin edersiniz... Değil mi? Birini çok severseniz ne yaparsınız?.. İsmini sürekli dilinizde taşır, onu düşünür ve aklınızda-hayalinizde gezdirirsiniz... Değil mi?.. Birini meşhur-popüler etmek isterseniz ne yaparsınız?.. Onun her yaptığını herkese anlatır, bütün işlerinden bütün insanların haberdar olmasını sağlamaya çalışırsınız... Değil mi?. Birini yüceltmek, ona iyilik yapmak... Ve hatta birinin bütün hatalarını- günahlarını üzerinize alıp onu temizlemek istediğinizde ne yaparsınız yine?.. Yine onun hakkında ileri geri konuşursunuz herkesin içinde... Üstelik kendi aldığınız yetmiyormuş gibi o kişinin günahlarını; bir de ballandırarak diğerlerinin de bu "üleşmeye" dahil olmalarını sağlarsınız... Değil mi?.. § Gelin de şimdi şaşmayın sizler benim aklıma; çünkü ben aynen böyle yapmaktayım, iyi mi?.. Ne iyisi yahu!.. Ne kadar sinir olduğum kimse varsa... Ne kadar kızdığım, hatta neffrettt ettiğim insan varsa... Sanki onlar... Sanki onlar benim sevdiğim, hayran olduğum, hatta gelecekleri için zamanımı ve enerjimi harcayıp, bir anlamda kendimi feda ettiğim kimselermiş gibi davranıyorum!.. Şimdi bu; zekâ seviyesinin hangi yüksekliği?.. Şimdi bu akıllılık mı, ahmaklık mı?.. Yani; akşama kadar didinip evdeki çocuklarını doyurmak için kan ter içinde çalış, sonra da kazandığın parayla aldığın leziz yiyecekleri, yolunun kenarında kaşınan sokak köpeklerine ikram et!.. Şimdi desem ki; var mı başka ben gibi? Bir tek "evet" gelse içim sızlar... Yok yok, sormuyorum... Çünkü benden başka yoktur böyle saftirik!.. § Ama eğer gelecek zaman ve uzak mekanlardayken duyarsanız sevmeyip sinir olduğu kimseler hakkında konuşan birini, deyin ki: "Bi'dakka... Benim Muammer adında tanıdığım bir yazar var... O kadar hataları-kusurları varmış ki, tam sekiz sene kendi eksik ve noksanlarını yazdığı halde bitiremediğini söylüyor... Son yazdıklarından birinde ise; "akşama kadar çalışıp eve gelirken bütün kazancını uyuz köpeklere atan adam gibi", bütün iyilik ve sevaplarını "sevmediklerinin önüne" atmasından bahsediyor... Ama akıllanmaya başlamış olmalı ki, şöyle diyor devamında: "Hadi artık kendimize gelelim ve sevmediklerimizin kötülükleri yerine, sevdiklerimizin iyiliklerini konuşalım..."
 
 
 
 
 
 
 
KAPAT