BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Bilsem ki Döneceksin

Bilsem ki Döneceksin

Süha Bey ders anlatırken kendini kaptırdı. Küffarın elinden önemli bir kaleyi zapt etmiş komutan gibi heyecanlandı. Öğrencilerin ilgisini canlı tutmak için ders anlatırken arada bir arka sıralara doğru gidip gelmeyi bıraktı. Bakışları bir ara Sabiha ile karşılaşınca hafif bir gülümsemeyle yetindi. Onun, belli belirsiz de olsa kime gülümsediğini Sabiha ve Lale’den başka bilen olmadı.



Süha Bey ders anlatırken kendini kaptırdı. Küffarın elinden önemli bir kaleyi zapt etmiş komutan gibi heyecanlandı. Öğrencilerin ilgisini canlı tutmak için ders anlatırken arada bir arka sıralara doğru gidip gelmeyi bıraktı. Bakışları bir ara Sabiha ile karşılaşınca hafif bir gülümsemeyle yetindi. Onun, belli belirsiz de olsa kime gülümsediğini Sabiha ve Lale’den başka bilen olmadı. Süha Bey, yazı tahtasının önünde başını dik tutarak sözlerine devam etti: - Her milletin değer yargıları farklıdır, fakat sanat; görünen ve görünmeyen güzellikleri, yerin yedi kat dibinde bile olsa bulup çıkartmak, onların fark edilmesini sağlamaktır. Antik çağlarda bir taş ustasının yaptığı sütun başlığına günümüz ustalarından daha çok çaba sarf ettiğine şüphemiz yok. O usta geçen zamanın bütün acımasızlığına rağmen eserleriyle binlerce yıl sonrasına kalmayı başardı. Bir milletin kültür sanat, edebiyat, tarih ve sosyal hayata ait esaslarda asırlar sonrasına kalabilmesini takdir etmenin ötesinde lâyık olduğu değeri vermek gerekir. Söz güçlü olmaktan açılmışken Osmanlı hakkında biraz ayrıntıya girelim. Fatih Sultan Mehmet 1452 yılının başlarında, İstanbul’un fethi için Boğaz’ın Rumeli kıyısına bir hisar yapımı teşebbüsüne girişti. Bu niyeti öğrenen Bizans imparatoru ona bir elçilik heyeti göndererek bu inşaattan vazgeçmesini istedi. Genç padişah, elçilere: - Kendi topraklarımın üzerinde gönlümün dilediğini yaparım. Bunu önlemek için elinizde ne hak, ne de güç vardır. İki yaka da benimdir. Anadolu yakası benimdir, çünkü halkı Osmanlı’dan ibarettir. Rumeli yakası benimdir. Çünkü siz savunmasını bilmiyorsunuz. Gidiniz efendinize şunları söyleyiniz: Şimdiki Osmanlı padişahı kendisinden öncekilere hiç benzemez. Benim gücümün eriştiği yere, imparatorunuzun hayalleri bile yetişemez. Bu sözler ve padişahın kararlı tutumu, gerçekten çok etkili oldu. Bizans’tan artık elçilik heyeti gelmedi... Kanuni Sultan Süleyman zamanında Sapanca Gölü’nün bir kanalla İzmit Körfezine bağlanması düşünülmüştü. Böylece kereste ve odun nakli kolaylaşacaktı. Yapılan incelemelerden sonra 16676 metre uzunluğundaki yer düzeltilmişti. Ancak muharebeler yüzünden, iş yarıda kalmıştı. Bu önemli proje 1591 yılında tekrar ele alındı. Keşif yapıldı. Heyetin olumlu rapor vermesinden sonra harekete geçildi. Kazıya başlandı. Ne var ki bazı kişiler Sultan III. Murad’a tesir etmiş, kanalla uğraşmak yerine, donanma yatırımlarına ağırlık verilmesini istemişlerdi. Padişah da onların telkinlerine kapılıp işten vazgeçti. Kanal açılmış olsaydı, şüphesiz bölge halkının refah seviyesi yükselecekti. Fakat aradan 4 yüzyıl geçtiği halde, maalesef bu proje hâlâ uygulamaya konulmamıştır. Bugün için hayal bile edemediğimiz fakat Osmanlı’nın gerçekleştirmek istediği bu çok önemli üç proje bazı iç ve dış engellerle yarım kaldı. İstediğiniz kadar teknolojiye sahip olun; bilimi göz ardı ediyor ve büyük düşünmüyorsanız fazla bir anlam ifade etmiyor. Yıldırım Bayezid, Ankara Meydan Muharebesinde Timur’a yenilince en büyük oğlu Veliahd Süleyman Bey komutasında, Rumeli sipahisinin büyük kısmı ile batıya yöneldi. Yanında vezir-i azam ve devletin diğer ileri gelenleri vardı. Timur onları yakalatmak için iki torununu, 30 bin atlı ile onun takibine gönderdi. Süleyman Bey önce Bursa’ya geldi. Kardeşleri Kasım Çelebi ile Fatma Sultan’ı yanına alarak Rumeli’ye geçti. O kadar acele etti ki Osmanlı hazinesini ve arşivini bile beraberinde götüremedi... Timur’un ordusunu alarak Çin’i zaptetmek üzere doğuya, kendi ülkesine dönmesi ile Osmanlı tahtı boşaldı. Şehzadeler arasında 11 yıl süren, “Fetret Devri” denen bir hükümdarlık mücadelesi başladı. Bu mücadeleden Mehmet Çelebi galip çıktı. Tarihçiler, Anadolu birliğini ve Osmanlı toprak bütünlüğünü tekrar sağladığı için onu devletin ikincisi kurucusu sayarlar... > DEVAMI YARIN
 
 
 
 
 
 
 
KAPAT