BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Bilsem ki Döneceksin

Bilsem ki Döneceksin

Onun dikkatle kendisini dinlediğini görünce sözlerine devam etti Necip Bey: - Bugün Amerikalı bir yönetmenle sohbet ettik. Ne dedi biliyor musun? “Bizim çok zeki bir millet olduğumuzu itiraf ederken, çok iyi başlangıçlar yapmamıza rağmen sonuca neden ulaşamadığımızı sordu. Konuşma biraz ayrıntılara inince ortaya bizdeki bürokrasi gerçeği çıktı.



Onun dikkatle kendisini dinlediğini görünce sözlerine devam etti Necip Bey: - Bugün Amerikalı bir yönetmenle sohbet ettik. Ne dedi biliyor musun? “Bizim çok zeki bir millet olduğumuzu itiraf ederken, çok iyi başlangıçlar yapmamıza rağmen sonuca neden ulaşamadığımızı sordu. Konuşma biraz ayrıntılara inince ortaya bizdeki bürokrasi gerçeği çıktı. Ayrıca fikirlerin orijinalliğine değil de söyleyen şahıslara değer veriyormuşuz. Amerika’da devlet, aşırı şiddet sahnelerine engel olurken, bizde ithal filmler bile nasıl çevrilmişse aynen yayınlanıyormuş. Bunlar yabana atılmayacak kadar ilginç tespitler. Bizim senaryonun da Kültür Bakanlığında aynı akıbete uğramasından korkuyorum. Yine de sen bunlarla kafanı yorma. Elindeki dosyayı gösterdi. - Senaryomuzun ayrıntılı özeti hazır. Sonrası çabuk gelir. Yazılı kısma bir göz atmanı istiyorum. Uykun var mı? Bu akşam başla. Sana üç gün müsaade. Gecenin ilerleyen saatlerinde akşam yemeği yediler. Yemekten sonra Necip Bey telefonla birkaç yönetmeni aradı. Onlarla uzun uzun iş görüşmeleri yaptı. Kızlar ertesi gün için okul hazırlıklarını tamamladılar. Lâle kola servisi için mutfağa girerken, Sabiha, Necip Bey’in getirdiği senaryo dosyasına göz atıyordu. Bütün gece boyunca devam etse bile niyeti, dosyanın tamamını okumak ve değerlendirmekti...  Haftanın ilk günleri neredeyse birbirinin aynıydı. Dersler iyice yoğunlaşmış, yazılı ve sözlü yoklamalar üst üste binmişti. Öğretmenler göz açtırmıyor, üniversite sınavı için sık sık yapılan konu tekrarları Sabiha’nın çok işine yarıyordu. Derslere intibakındaki en büyük engeli böylece aşmış oldu. Öğretmenleri ve arkadaşlarıyla önemli bir problemi yoktu. Duygularındaki karmaşık fakat en uyumlu renk, Nihat’tı. Hızı düşük olmasına rağmen emin adımlarla ilerleyen bir arkadaşlık dönemi yaşıyorlardı. Sabahları selâmlaşmalar, ders aralarında bazen farkında olmadan birbirini bulan bakışmalar ve dikkat çekmemek için belli belirsiz tebessümler hafta boyunca devam etti. Nihat, cuma günü bir fırsatını bularak buluşma teklif ederken, bu defa bir sinema salonuna kapanıp kalmak istemediğini belirtti. Gidecekleri yeri sürpriz olarak saklı tuttu. Genç kız onu yeterince tanımıyor, arada daima mesafe bırakarak ilişkilerini bayağılaşmaktan kurtarmak istiyordu. Lâle’nin erkek arkadaşlarıyla samimiyetinin zaman zaman onu ne kadar hırçınlaştırdığını gördükçe aynı sıkıntıları yaşamaktan korkuyordu. Buluşma yerini öğrenmekte ısrar etti. Hazırlığını ve tedbirlerini ona göre ayarlayacaktı. Nihat’ın ilk defa bu kadar inadı tuttu. Bu masumane inat, Sabiha’yı ikna etmekte başarılı oldu. İtimat duygularında mesafe kaydedilmesi sonuçta ikisinin de hoşuna gitti. Lâle, Sabiha’nın Nihat’la kaçamaklarının farkında değilmişçesine davranıyordu. Onun anlayamadığı, öyle asil bir ailenin özel eğitim gören çocuklarının, Sabiha gibi kaba saba bir kızla nasıl anlaşabildiği idi. Emin olduğu bir konu vardı; ailesinin o kızdan haberi olduğu anda bu maceranın sonu kesinlikle hüsranla bitecekti. Kız arkadaşını bu umutsuz beraberlikten kurtarabilmek için sabırla beklemekten başka bir şey yapmayacaktı. Onların beraberlikleri babasının yapacağı film çalışmasını da olumsuz yönde etkileyebilir, belki her şeyi çıkmaza bile sokabilirdi. Müdahalenin yerini ve en uygun zamanını bekliyordu. Gerekirse babasından yardım isteyecekti. Her film yüksek maliyet, fedakarlık ve sınırsız bir özveri demekti. Bu sorumluluğu paylaşmayanlar ya da zorluk çıkartanlar ise sonucuna katlanmalıydı. > DEVAMI YARIN
 
 
 
 
 
 
 
KAPAT