BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Bilsem ki Döneceksin

Bilsem ki Döneceksin

Handan Hanım, genç misafirlerinin ikisine de samimiyetle sarılarak dostlarına karşı sıcakkanlılığının ilk adımlarını attı.



Handan Hanım, genç misafirlerinin ikisine de samimiyetle sarılarak dostlarına karşı sıcakkanlılığının ilk adımlarını attı. Nihat, yola çıkmadan önce aile dostlarımızdan diye tanıttığı Handan Hanım’a Sabiha’yı tanıştırdı. - Birbirinizle anlaşacağınıza inanıyorum. Pek çok ortak yönünüz var, dedi. Handan Hanım’ın memnuniyeti devam ediyordu. Olgun bir tavır göstererek bazı ayrıntıları zamana bıraktı. - Önce söyleyin bakalım kahvaltı yaptınız mı? İkisi birden “evet” anlamında başlarını salladılar. - Faytonla gidebiliriz ama tavsiye etmem. Adanın zaten hepsi ne kadarlık yer. Ben diyorum ki gezerek gidelim. Hem etrafı tanıtırım hem de biraz vakit geçer. Ne dersiniz? Kabul ettiler. İskele Meydanı’ndan sağ istikamete doğru devam eden ana yolda yürümeye başladılar. Caddeler, sokaklar, çarşılar, lüks ya da mütevazı eski yeni villalar... Her yer temiz, bakımlı ve yemyeşildi. Yamaçlarda ağaç ve çimen olmayan bir karış yer bulmak imkânsızdı. Önlerindeki yol boyunca sıralanan büfeleri, piknik alanlarını ve mini çay bahçelerini gezerek yola devam ettiler. Adalar’ın bir özelliği de sahillerinde kayalıklarla plâjların iç içe olmasıydı. Plâjlar için havalar henüz erkendi. Piknik yapanlar, daha şimdiden kendilerine ayrılan özel tahta masaları doldurmuşlardı. Voleybol oynayan, ip atlayan ve kahvaltı hazırlayanların hareketli görüntüleri vardı her yerde. Yorulup terlemeye başlayınca büfelerden birinden üç meyveli kola alıp çimenlerin üzerine oturdular. Etraflarındaki doyumsuz yeşili ve denizin tatlı maviliğini seyrederek koyu bir sohbete daldılar. Meğer Handan Hanım bir senaristmiş. Üstelik bazı filmlerinde yönetmenlik bile yapmış. Birbirinden ilginç çalışmaları varmış. Osmanlı konusunda büyük araştırmaların yanında ilginç bulduğu diğer konularda bazen aylarca kütüphanelere kapanıp kaldığı oluyormuş. Araştırmaları için pek çok ülke gezip görmüş. Bir defasında bir kütüphanede bütün hafta sonu unutulduğunu yine de kitapları çok sevdiğini anlattı. Sabiha, Nihat’ın neden onunla tanışması için ısrar ettiğini şimdi daha iyi anlamıştı. Kolalar içildi. Konudan konuya geçilen sohbet bir saatten fazla sürdü. Kalktılar. Piknik alanlarından ayrılıp kestirme patika yollardan adanın diğer tarafına geçtiler. Hüseyin Rahmi Gürpınar’ın kitaplarından elde ettiği gelirle yaptırdığı köşkün önünden geçerek Handan Hanım’ın evinin bulunduğu sokağa geldiler. Sabiha, görüp dinlediklerinin her birinden ayrı bir zevk alıyor, İstanbul’da yaşadığı halde bu Adalar’ın varlığından habersiz nice insanlar bulunduğunu düşünüyordu. Bahçeli, iki katlı ve çatı katı bulunan bir evin önündeydiler. Bahçedeki masanın etrafına sıralandıklarında liseliler yorulmuştu. Handan Hanım, önceden hazırladığı masaya onca yorgunluğun üzerine büyük bir gayretle öğle yemeğini taşıma hazırlıklarına girişmişti. Kütüphanelerin tozlu raflarında unutulanları gün ışığına çıkarmadaki başarısının yemek konusunda da devam ettiğini görünce Sabiha sarılıp öptü onu. Israrla yardımcı olmak istedi. Açık havada ve kır çiçekleriyle süslü bir masada yenen yemeklerin tadına doymak mümkün müydü?.. Çay konusunda alışılmışın dışına çıktılar. Ellerindeki fincanlarda adaçayı vardı... > DEVAMI YARIN
 
 
  • Piyasalar

    Fark %
  • 109330
    % -0.31
  • 3.8592
    % -0.82
  • 4.5417
    % -0.9
  • 5.1428
    % -0.02
  • 155.771
    % -0.08
 
 
 
 
 
KAPAT