BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Kıskanç

Kıskanç

Berrin, annesi Nuriye hanımla salona geldiğinde koltukta horluyorcasına yatmakta olan babası Ahmet bey, hiç uyumuyormuş gibi gözlerini açtı. Usanmış bir adamın laf olsun dercesine konuştuğu gibi başladı söylenmeye...



Berrin eve geldiğinde hayli yorgun görünüyordu. Kapıyı annesi açtı. Kızının halini gören Nuriye hanım endişelenmişti: -Kızım ne bu halin? Genç kadın annesine başka cevap verdi: -Bir eve geldiğinde insanın kapısını açan birinin bulunması ne kadar güzel bir duyguymuş anne. Günlerdir bu kapıyı anahtarımla açmanın bıkkınlığını ben bilirim. -Ah yavrum aile gibi olur mu hiçbir şey. Şimdi insanlar mutluluğu yalnızlıkta arıyor ama nerdeee. Asıl mutluluk birlik beraberliktedir. Bak birinin kederi olduğunda biri teselli eder. Bizim zamanımızda hep böyleydi. -Babam nerde anne? -Nerde olacak, televizyonun karşısından hiç kalkmadı bugün. Şimdi de yorgunluktan uyuyakalmış. -Babama imreniyorum bazen biliyor musun. -Bırak şimdi babanı. Geç içeri, geç de anlat hele. -Babamın gamsızlığı bazen beni imrendiriyor. Neyse, sulu dereye gittik susuz döndük bugün. Bize sır söyleyeceğini söyleyen adamla buluştuk. -Eee? -Adam da serserinin biriydi doğrusu. -Bir beyefendi gelecek değildi ya karşınıza. Sonra ne oldu? -Adam birşeyler söyledi. O ara bir telefon geldi. Rasim bey mi ne aradı. Bir de baktık yanımızdan toz olmuş adam. -Mutlaka onun adamlarından biridir bu. -Aman anne, sen de ezbere konuşup durma. Neyse, yarın Murat beyin bürosunda Rasim beyle görüşeceğiz. -Ne görüşeceksiniz? -O anlatacakmış her şeyi. -Berrin. Bak kızım ben senin annenim. Yavrum bir insanın eviyle ilgili bilgiyi bir başkası nasıl anlatacak söyler misin? -Ne bileyim anne kafam karmakarışık. -Allahım ne olacak bu halimiz bilmem ki? Kemal’le görüşüyor musun? -Ne görüşeceğim. O bir defa olsun aradı mı beni? -Tamam neyse hemen öfkelenme. Karnın açsa yemek hazırladım. -Bilmem ki. Aslında benim de karnım zil çalıyor hani. Salona geldiklerinde koltukta horluyorcasına yatmakta olan babası Ahmet bey, hiç uyumuyormuş gibi gözlerini açtı. Usanmış bir adamın laf olsun dercesine konuştuğu gibi başladı söylenmeye: -Ben sana demedim mi bu işlerden bir şey çıkmaz diye. -Ne söyledin baba? -Laf dinlemiyorsunuz. Sonra da orda burda ağlayıp duruyorsunuz. -Sen uyumuyor muydun? -Haydi geç annen yemek yapmış. Hazırlayın sofrayı da karnımızı doyuralım. Berrin olanca telaşına rağmen babasının bu haline güldü. “Çok iş yapmış da yorulmuş gibi” dedi kendi kendine. Ama ne olsa babasıydı. Kıyafetini portmantoya asarken annesi mutfakta sofra hazırlığını çoktan başlatmıştı. Hatta babası Ahmet bey baş köşeye kurulmuş çorba içmeye bile başlamıştı. Hanımı ikaz etti: -Yahu biraz sabırlı ol. Çocuk gelsin de öyle. -Ne varmış canım. Çorbanın tadına baktık, Allah Allah... Yenmek için konmadı mı bunlar. Eee, yiyoruz işte. -Afiyet olsun babacığım, dedi Berrin. Ne zamandır senin şu iştahlı iştahlı yiyişini seyretmemiştim. -Haydi kızım çek sandalyeyi de geç, dedi annesi. Yemek de mis gibi kokuyordu. Çorbadan birkaç kaşık alan Berrin ağzını peçeteyle kuruladıktan sonra annesine döndü: -Anne, sana bir şey diyeceğim. -Söyle kızım. -Ama beni kırmayacaksınız söz mü? > DEVAMI YARIN
 
 
  • Piyasalar

    Fark %
  • 109330
    % -0.31
  • 3.867
    % -0.62
  • 4.5554
    % -0.6
  • 5.158
    % -1.19
  • 156.209
    % -0.25
 
 
 
 
 
KAPAT