BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Küreselleşme üstüne düşünceler

Küreselleşme üstüne düşünceler

İstanbul'da düzenlenen İstanbul-Forum'da küreselleşmenin iki cephesinden söz edildi. Vahşi küreselleşme ve Medeni (buna insani veya vicdani de diyebiliriz) Küreselleşme. Bunu dile getiren Harvard Üniversitesi İktisat Profesörü Dani Rodrik, "Ekonomide Yeni Hedefler" panelinde yaptığı konuşmada Türkiye'nin bu küreselleşmelerden hangisini seçeceğini belirlemesi gerektiğini vurgulayarak, medeni küreselleşmeyi seçmek için yapılması gereken en iyi işin Avrupa Birliği'ne girmek olduğunu söyledi.



İstanbul'da düzenlenen İstanbul-Forum'da küreselleşmenin iki cephesinden söz edildi. Vahşi küreselleşme ve Medeni (buna insani veya vicdani de diyebiliriz) Küreselleşme. Bunu dile getiren Harvard Üniversitesi İktisat Profesörü Dani Rodrik, "Ekonomide Yeni Hedefler" panelinde yaptığı konuşmada Türkiye'nin bu küreselleşmelerden hangisini seçeceğini belirlemesi gerektiğini vurgulayarak, medeni küreselleşmeyi seçmek için yapılması gereken en iyi işin Avrupa Birliği'ne girmek olduğunu söyledi. Rodrik'e göre Türkiye, tüm enerjisini bu fırsatı kullanmak için sarfetmeliymiş. Vahşi Küreselleşmeyi seçtiği takdirde adil olmayan, sürekli kriz yaşayan bir ülke durumunda olacakmış. Vahşi küreselleşme, vahşi kapitalizm anlayışının, sömürgeci zihniyetin, sermayeyi tekelinde toplamak için birleşen güçlerin küreselleşmesi anlamına geliyor. Zaten küreselleşme karşıtı gösteri yapanların da önlemeğe çalıştıkları bu. Sermayenin ve gücün insani boyutlardan yoksun olarak küreselleşmesi dünya insanının geleceğini, barışı ve istikrarı tehdit eden en büyük tehlike. Kendi çıkarları doğrultusunda Asya'da ve Ortadoğu'da ince ve sinsi siyaset oyunlarıyla yeni dengeler kurmağa çalışan, görünürde bir numaralı insan hakları savunucusu olan Batı, ne yazık ki ezilen, adaletsizliğin dramını yaşayan, zulüm çarkında inim inim inleyen; insanca yaşama şartlarından ve refahtan yoksun kitlelere güven vermiyor. Güçlü olan, göstermelik barış çabalarına, hak, hukuk, adalet mesajlarına rağmen bilinçaltından dünyayı istediği gibi oyun oynayabileceği bir arena olarak görmeğe devam ediyor. En çarpıcı örnek ABD görülmemiş derecede silahlanmış bir süper güç olmanın verdiği fütursuzlukla terörist avlama bahanesiyle istediği ülkeyi vurma hakkını kendinde buluyor. İstese de istemese de küreselleşme olgusunun içinde yer alan, esasen insani küreselleşme zihniyetine taa onüçüncü yüzyılda erişen ve bunu Yunus'un "Dünya benim rızkımdır/Halkı benim halkımdır" deyişiyle dile getiren Türk toplumu, bir seçim yapmak gerekirse, elbette doğasının gereği olarak Medeni Küreselleşme modelini seçecektir. AB'ye girmek istemesi, bunun için büyük gayretler sarfetmesi bu yüzdendir. Ancak, içi; içten ve dıştan çeşitli yöntemlerle boşaltılan, şimdilerde içsizliğin (muhtevasızlığın) dramını yaşayan Türk insanı, yedisinden yetmişine, işçisinden memuruna, esnafından iş adamına, doktorundan öğretmenine, hasılı tüm toplumu kapsayacak şekilde toplumsal bir kalkınma hamlesinin bizzat içinde olmalıdır. Önce, kaybetmiş olduğu insani değerlerle donanarak, kültürel mirasına sahip çıkarak toplumsal uyanışı ve dirilişi başlatacak özgüvenini yeniden kazanmalıdır. Çağın ihtiyaçlarına karşılık verecek şekilde yeniden yapılanması gereken eğitim sistemimizin ilk hedefi kanaatimce bu olmalıdır. İnsana en büyük değeri veren, onu kutsal bir varlık sayan Türk kültürünün Medeni Küreselleşmenin gerçekleşmesinde yapıcı rolü büyük olacaktır. Yeter ki önce teslimiyetçi tavırlardan sıyrılarak "kendimiz" olmayı bilelim...
 
 
 
 
 
 
 
KAPAT