BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Yaş otuz üç

Yaş otuz üç

Güneş nasıl da parlıyor gökyüzünde. Sıcak ışınlarıyla sarmalıyor hepimizi. Bahar, yaz elbiselerini erken mi giyecek acaba bu sene?



Güneş nasıl da parlıyor gökyüzünde. Sıcak ışınlarıyla sarmalıyor hepimizi. Bahar, yaz elbiselerini erken mi giyecek acaba bu sene? Normalde sıcak havadan çok hoşlanmam. Ama bu sefer hoşuma gidiyor böyle sarmalanmak. Siyahlardan, kahverengilerden sıyrılıp parlak renklere bürünmek ruh durumumu da etkiliyor. Sanki daha neşeli, daha hayat dolu oluyorum bu havalarda. Bu yaştan sonra huy mu değiştiriyorum ne? Doğrusu artık daha hareketli yaşamak istiyorum. Geçen gün bir muhasebe yaptım, hayatımın en genç dönemi evlilik ve aile problemleriyle uğraşarak, fazla üzerime vazife olmaması gereken şirket işlerine üzülerek, iftiraya uğrayarak, gerilimler yaşayarak geçmiş. Sonuç nedir? Otuz üç yaşındayım, hipoglisemim var, ülserim var, panik atağım var, sinirlenince aniden yükselen tansiyonum var, yine sinirlenince mutlaka gelen taşikardilerden şikayetçiyim. E, bu nasıl bir tablo bu yaşta? Ya da başka bir formda sorayım. Bu yaşta böyleyse ilerde ne olmasını bekleyebilirsiniz? Ben size söyleyeyim. İnsan kendisine daha büyük kötülük yapamaz. Geçici dünya işleri için, sizi anlaması tıbben ve mantıken mümkün olmayan insanlara bir şeyler anlatmak uğruna ödenecek bedel değil bu. Bu olsa olsa saçmalık. İşte bu gerekçelere dayanarak ciddi ve kökten değişikliklere kucak açıyorum bugünden itibaren. Bundan sonra vara yoğa üzülmek falan yok. Güneş parlarken iyi de yağmur da yağsa fark etmeyecek. Siz de bana katılabilirsiniz. Artık bağırarak şarkı söyleyeceğim, millete aldırmayacağım. Onlar bana uysunlar. Benden daha önemli olduklarını nereden çıkarıyorlar zaten? Araba kullanırken ben etrafı sinir edeceğim. Çıldırma noktasındaki sürücülerin küfürlerine kızmayacak, hallerine bir daha güleceğim. Kendisini çapkın zanneden alıklara da güleceğim. Dünyanın yüküne artık talip değilim. Fazladan bütün sorumluluklarımı iade ediyorum. Hayatın tadını çıkarmaya karar verdim. Otuz üç yaş yine de geç sayılmaz. Ya aklım daha geç gelseydi başıma? Mesela altmışta falan? Tabii o yaşlarla tanışacağımızı da bilmiyoruz ya. Şık giyinip, her gün evime taze çiçekler alıp, canımı sıkanlardan ışık hızıyla uzaklaşıp öyle yaşamaya hazırım. Beğenmeyen kendine baksın ya da daha iyisi beğenmemekle negatif enerji üretip kendisine de zarar vereceğine pozitife dönüp sevinçlere kucak açsın. Rengarenk bir yaza hoşgeldiniz!
 
 
 
 
 
 
 
KAPAT