BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Kapanmayan yara

Kapanmayan yara

Ablasıyla, Burçin’in konuşmasını ilgiyle dinleyen Şermin, Burçin’e minnetle baktı. Sonra onların yanından ayrılıp havuza doğru yürüdü. Emel hanım onu görünce yanına çağırdı ve kucağına alıp, öpüp okşamaya başladı. Şermin bir an evvel ağabeyisinin yanına gitmek istiyordu.



“Burçin seni seviyor abi” Burçin kısaca olanları anlattı. -Mete aslında iyi bir çocuk, hem de çok iyi. Fakat kendi iç dünyasına saplanıp kalmış. Bu saplanıştan kurtulmayı deneyemiyor, başkalarına ilgi gösteremiyor. Ama onun bu hâli yine de sevimli yapıyor. Ona özgüven lâzım, inanç lâzım. -Onu çok iyi tanımışsın Burçin. Ben onu çok seviyorum ve bunalımlardan, sıkıntılardan kurtulmasını istiyorum. Burçin başını kaldırıp, Mete’nin bulunduğu tarafa baktı. -İnan bana Banu, daha yeni tanıdım ama senin kadar ben de seviyorum onu. Onun sevgiye ihtiyacı var ve o sevilmeye lâyık. Ben de onu seveceğim. Ablasıyla, Burçin’in konuşmasını ilgiyle dinleyen Şermin, Burçin’e minnetle baktı. Sonra onların yanından ayrılıp havuza doğru yürüdü. Emel hanım onu görünce yanına çağırdı ve kucağına alıp, öpüp okşamaya başladı. Şermin bir an evvel ağabeyisinin yanına gitmek istiyordu. Emel hanımdan kurtulunca, Mete’nin yanına gitti, ağabeyisinin karşısına dikildi. -Abi sana bir müjdem var. Fakat Mete onu duymadı bile, o başka âlemlerdeydi. Az önce gördüklerinin ve duyduklarının gerçek olup olmadığını düşünüyor, Burçin’in mavi gözlerini hayal ediyordu. -Abi!.. Bu sesi duyunca kırmızı elbiseler içindeki kardeşini farkedebildi. -Abi sana bir müjdem var! Şaşırdı Mete. -Müjde mi?.. Ne müjdesi?.. Şermin sekerek Mete’nin yanına geldi. -Abi, Burçin ablama ne söyledi biliyor musun?.. Mete heyecanlandı. -Ne söyledi?.. Şermin kekeleyerek konuştu. -Şey, seni sevdiğini söyledi. Çok seviyormuş seni. Mete afalladı. -Ciddî mi söylüyorsun Şermin. Yalan söylemiyorsun değil mi?.. Çok heyecanlıydı Şermin. -Tabiî ciddî söylüyorum. Sana yalan mı söyleyeceğim?.. Bu kulaklarımla duydum...  Mete, Şermin ile, Banu da Burçin ile konuşurlarken, havuzbaşındakiler hararetli bir tartışmaya girmişlerdi. Coşkun Bey, Emel hanımın eserleri hakkında eleştiriler yapıldığını, o eleştirileri yapanların Emel hanımı aydın görmediklerini söylemişti. Emel hanım bu eleştirileri pek önemsemez bir tavır içinde kendi tezini savunuyordu. -Roman veya hikâye sadece aydın tabakasına hitap etmemeli bence. Halkın da anlayabileceği bir dille gerçekler yansıtılmalı. Yazar bir takım tutucu tavırlara saplanmamalı. Sırf aydın tabakaya hitap etmek veya sadece halk için yazmak gibi düşünceler zorlama ve tutucu düşüncelerdir. Zaten bu böyle uygulanamaz. Bir insan ben sadece şu kesim için yazayım diye başlamaz bu işe. Bence yazar açık fikirli, ileri görüşlü, hayatı ve insanları tanıyacak kadar olgun olmalı. İnsan davranışlarıı iyi bilen yazar samimî olur. Bu da ona başarıyı getirir. -Sizin romanlarınızda gençlerin gizli eğilimlerini açıkladığınız söyleniyor. Gençlerin eğilimlerini gizlemek erdemliliktir diyorlar. Emel hanımın gözlerinde fındık yeşilindeki o tatlı pırıltılar yanıp söndü. -Bence tam tersine! dedi. Esas erdemlilik gençlerin ilgi duyduğu herhangi bir şeye karşı olan eğilimini içinde gizlememesidir. İnsanlar acı çektikce yasağa karşı direnir. Benim romanlarımdaki kahramanlar, gençliği çeşitli yönlere iten bir takım akımların etkisinde kalmadan kendi yaşama ortamını bulmaya çalıştı hep ve bu kahramanlar halkın, gençlerin arzularıyla kesişip karşılık buldu. Ben insanları anlıyorum ve tanıyorum. Bu yüzden insanlar benim eserlerime rağbet gösteriyorlar. Coşkun Bey sanki röportaj yapar gibi sorular yöneltiyordu Emel hanıma. -Emel hanım bazı hikâye ve romanlar var, eleştirmenler tarafından sürekli göklere çıkarılıyor. Fakat çok anlaşılmaz bir anlatıma, karışık konulara sahipler ve bizler de okuduğumuzda pek anlayamıyoruz. Bunun sebebi nedir?.. > DEVAMI YARIN
 
 
  • Piyasalar

    Fark %
  • 109330
    % -0.31
  • 3.867
    % -0.62
  • 4.5554
    % -0.6
  • 5.158
    % -1.19
  • 156.209
    % -0.25
 
 
 
 
 
KAPAT