BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Kış kilolarına GÜLE GÜLE

Kış kilolarına GÜLE GÜLE

Uzmanlar, kış aylarında alınan kiloların verilebilmesi için bayanları diyet yapmaya çağırıyor... Sağlıklı bir diyet için istekli olunması, uzun sürede yeterli ve dengeli beslenme alışkanlığına sahip olması gerekiyor...



Uzmanlar, kış aylarında alınan kiloların verilebilmesi için bayanları diyet yapmaya çağırıyor... Sağlıklı bir diyet için istekli olunması, uzun sürede yeterli ve dengeli beslenme alışkanlığına sahip olması gerekiyor... Obezite kişilerin beslenme alışkanlıklarını tespit etmek için, daha önce diyet yapıp yapmadığı, yemek yeme sıklığı, zamanı, yemek yeme hazırlama ve pişirme yöntemleri, sevip sevmediği besinlerin öğrenilmesi gerektiğini belirten Diyet Uzmanı Dr. Aydın Kırışık, diyet tedavisinin başarılı olması için, şunların uygulanması gerektiğini bildirdi: “-Kişi tedaviyi kesinlikle istiyor olmalı, bireye uzun sürede yeterli ve dengeli beslenme alışkanlığı kazandırılmalı, diyet uzmanının verdiği diyet ve egzersiz tedavisi aynen uygulanmalı. Bilinçli ve sabırlı olmalı. Diyet bireye özgü düzenlenmeli, zayıflama süresi doğru tespit edilmeli, sık aralıklarla beslenmeli...” Sık aralıklarla beslenmenin gereğinden fazla yemeyi ve kaçamakları önlediğini vurgulayan Kırışık, sözlerini şöyle sürdürdü: “Sık sık beslendiğiniz için açlık hissi duymazsınız. Acıkmayı önlediği için sonraki öğüne çok acıkmamış olarak ulaşacağınız için daha az besinle doyarsınız. Ayrıca her öğün sonrasında besinlerin termojenik etkisiyle, enerji harcaması artar. Kilo verdiğiniz zaman, verdiğiniz kilonun büyük kısmı yağ kitlesinden olması gerekir. Kaybettiğiniz ağırlığın yüzde 75’i yağ kitlesinden, yüzde 25’i yağsız doku kitlesindendir. Yağsız doku kitlesi kaybının yüzde 25’i geçmemesi gerekir. Önemli olan, sadece vücut ağırlığının azaltılması değil, kaybın yağ kitlesinden gerçekleştirilmesidir”... Stres de ihtiyaç Belirli dozdaki stresin, beden ve zihnin etkili işleyişi için gerekli olduğu söylendi. Psikolog Ahmet Rıza Elbay, yaptığı açıklamada, stresin tanımının herkese göre değiştiğini belirterek, “Stresi, bir öğrenci sınava hazırlanma ve girme olarak tanımlarken, bir yönetici taşıdığı sorumluluklar, bir işadamı yaşanan ekonomik kriz olarak görebilmektedir. Stres, organizmanın denge durumunu bozan bir süreçtir. Stresin insanda rahatsızlık duygusuna neden olması, bu denge durumunun bozulmasıyla ilgilidir ve organizmada gerginlik yapar” dedi. Kişiyi strese iten bir çok neden olduğunu kaydeden Elbay, “Bunların başında kişilik yapısı gelmektedir. Kişi rekabetçi, başarı yönelimli, aceleci, atılgan, saldırgan, kontrolü elinde tutmak isteyen, hoşgörüsüz, kendine ve diğerlerine karşı acımasız, mükemmeliyetçi özelliklerden bir ya da bir kaçına sahipse o bireyde stresin ortaya çıkması kaçınılmazdır. Öte yandan, iklim şartlarındaki değişmeler, hava, çevre kirliliği, terör, savaş, hızlı değişen yaşam biçimleri, gürültü ve iş ortamında yaşanan sorunlar stresi ortaya çıkaran etkenler arasındadır” diye konuştu. Elbay, stresin hayatın bir gerçeği olduğunu, yalnızca zihinsel ve fiziksel kaynaklarımızı tüketen bir şey olarak görülmemesi gerektiğini vurgulayarak, şöyle devam etti: “Belirli dozdaki stres varoluşun olumlu bir özelliğidir ve bedenin, zihnin etkili işleyişi için gereklidir. Bu tür stres, organizmada fiziksel ve ruhsal değişmelere, büyümeye, olgunlaşmaşa yolaçar. Olumlu stresi olumsuzdan ayıran farklılık, kişinin stres oluşturucu olay ya da ortamı nasıl algıladığına ve onunla nasıl başa çıktığına bağlıdır. Nefes egzersizleri, aerobik, jimnastik, yürüme, koşma, yoga, meditasyon gibi gevşeme yöntemleri ile doğru beslenme, zamanı iyi kullanma, toplumsal destekten yararlanma, iletişim becerilerini geliştirme, atılgan davranış alışkanlıklarını edinme, problem çözme becerisini geliştirme insanı stresten uzak tutar...”
 
 
 
 
 
 
 
KAPAT