BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > İmam-Hatip okulları neden gündemden düşmüyor?

İmam-Hatip okulları neden gündemden düşmüyor?

Doktor da olsa, mühendis de olsa bu millet çocuğunun önce dinini imanını öğrenip bununla bilinçlenmesini istiyor. Bu yolda maddi-manevi, kendi çapında her fedakarlığı göstermeyi de anne-babalar milli ve dini bir görev addediyorlar. Bunu yaşadım, yakinen biliyorum.



Doktor da olsa, mühendis de olsa bu millet çocuğunun önce dinini imanını öğrenip bununla bilinçlenmesini istiyor. Bu yolda maddi-manevi, kendi çapında her fedakarlığı göstermeyi de anne-babalar milli ve dini bir görev addediyorlar. Bunu yaşadım, yakinen biliyorum. 1950’li yılların başında Ankara’dan Adana Valiliği’ne özü bir cümlelik bir yazı geliyor: “Adana İmam-Hatip Okulu açılmıştır” Ortada ne okul var, ne müdür, ne öğretmen var ne öğrenci ve ne de para... Ama bu yoklara karşı, bu yokların tümüne bedel bir şey var ki; o da bu okullara karşı duyulan özlem. Bakın bu özlem neler yaptırıyor. Okulun hemen eğitime geçmesini sağlamak amacıyla ilk iş olarak Adanalılar Mahmut Mühür gibi iman timsali hemşehrilerinin etrafında halkalanarak, tüzüğü tarafımdan hazırlanan ve ilk Genel Sekreterliğini yüklendiğim Adana Hayırlı İşler Yaptırma ve Devam Ettirme Derneği’ni resmen faaliyete geçiriyorlar. Bir öğle namazı sonrası Ulu Cami’de okuduğum derneğin amaç bildirisinden sonra da, az-çok demeden halkın bağış hücumuna uğruyoruz. Öyle ki, adam paraları elimize sayıyor, makbuz falan sormadan çekip gidiyor. Kadir Ramazanoğlu büyüğümüz bugünkü okul sitesinin arsasını bağışlıyor, Mustafa Özgür amcamız 50 bin lirayı önümüze koyuyor. Bir mahalle içinde kiralanan 4-5 odalı bina okul, Ulu Cami’nin medreseleri ranzalı yurt yapılarak, görkemli bir merasimle eğitim değil yıl, ay bile kaybedilmeden başlatılıyor. Türlü sebeplerden dolayı müdürlük görevi de bana tevdi ediliyor. Ben de öğrencilere sordum, bir tanesi bile imam-hatip olmak için geldiğini söylemedi. Bunu bilmeyen aydın mı var? Ama manevi fukaralıkla vicdanlarının sesini kısanlar bu gerçeği görmezden geliyorlar. Bu yüzden de “603 imam-hatip fazla, 30’a indirilmeli” diyebiliyorlar! Bence imam-hatip okulları için türbandan önce, gençliğin önünün tıkanmasına bir çare bulunmalıdır. En sıkı süzgeçten geçir; ama bir imam-hatip mezununa “sen polis olamazsın, sen hakim-savcı olamazsın, sen... olamazsın” deme! O aldığı dini kültürle, hangi meslekte olursa olsun zirveye çıkmakta gecikmeyecektir. Benim o ranzalı yurt sakini öğrencilerimden profesör olanlar vardır. O gençlerin hortumcu, çeteci, şeytancı olması da mümkün değildir. Ben derim ki; bunun için hatta bu okulların adını bile değiştirme cihetine gidilmelidir. > Kenan Ünaldı (Orman Mühendisi) İSTANBUL Yanıbaşımızda insanlar katledilirken... Yanıbaşımızda, kâinatın en değerli varlığı olan insanlar, kitleler halinde katlediliyor. Yavrularını bağrına basmış anneler, kana bulanmış suçsuz insanların cesetleri sokakları dolduruyor. Yüzbinlerce insan açlığa, susuzluğa, yokluğa; yani “sessiz ölüm”e doğru yol alıyor. Bunlar cansız varlık değil, uzaylı değil; bunlar kardeşimiz... Bütün bu katliamları yapanlara karşı sessiz kalmak doğru mu? Öyleyse birkaç sözümüz, o insanlar için akıtacağımız birkaç damla gözyaşımız, onlara ayıracağımız birkaç dakikamızda mı yok?... İnsan olmanın değeri bu kadar mı, insanları öldürmek bu kadar kolay mı?Kendilerini “İnsan hakları” merkezi sayanların sadece “yapmayın” demeleri yeterli mi? Lütfen biraz kendimize gelelim. Birileri uyuyorsa, bu bizim de uyuduğumuz anlamına gelmez... > Mehmet Nuri Gülmek Erciş / VAN Kültür Üniversitesi’nden açıklama 30 Nisan 2002 tarihli gazetemizin bu köşesinde Mehmet Ali Sepici’nin mektubuna yer vermiştik. Konu ile ilgili olarak, İstanbul Kültür Üniversitesi Rektörlüğü’nden bir açıklama geldi. Rektör Prof. Dr. Önder Öztunalı imzasıyla gelen açıklama şöyle: 1- Bütün diğer üniversitelerde olduğu gibi, üniversitemizde de öğrenci katkı payları yarıyıl esasına göre, her yarıyıl başında tahsil edilmektedir. 2- Öğrencinin dileği üzerine, haklı nedenler varsa, öğrencinin önerdiği bir ödeme planı uygulanarak, ödemeler yarıyıllar içindeki aylara yayılmakta, öğrenciye ödeme kolaylığı sağlanmaktadır. Bu kolaylığın ve anlayışın, söz konusu yazıda “...ödemeleri devlet okulları gibi dönemlik değil, senelik olarak alıyor.” şeklinde ifade edilmesi haksızlıktır ve ayıptır. 3- Verdiği dilekçe ile kendini acındıran Mehmet Ali Sepici’ye 2000-2001 ve 2001-2002 ders yıllarında her yıl %28.6 indirim yapılarak dört taksitte ödeme kolaylığı sağlanmıştır. Ödemesini zamanında yapmayan öğrenciler ikaz edilmekte, gerekirse planlı ertelemeler yapılmaktadır. Buna rağmen kendi önerdikleri ödeme planına uymayarak borç taksitlerinin ödenmemesi halinde yasal takibatın ve tahsilatın yapılması doğaldır. 4- Bütün kurumlarda çok yaygın bir şekilde uygulandığı gibi, üniversitemizin de bütün ödemeleri ve tahsilatı banka aracılığıyla yapılmaktadır. Her yarıyıl için taksitlendirilmiş katkı paylarının tahsilatı da banka aracılığıyla olur. Bu suretle, yönetmeliklerimizde öngörülen her yarıyıl başında katkı payını ödemek mecburiyeti taksitlendirilerek yerine getirilmekte ve borcu ödemeyenin kaydını silerek yükseköğretim sisteminin dışına çıkartmak yasal yükümlülüğü için zaman kazanılmaktadır. 5- Kendisi pek farkında değil gibi görünüyor, ama Mehmet Ali Sepici de, müşteki olduğu banka uygulaması sayesinde hem geçen yıl, hem de bu yıl taksitlerini zamanında ödememenin karşılığı kayıt silme cezasından kurtarılmış ve yükseköğretim yapma imkanının sürmesi sağlanmıştır. 6- Üniversitemizde ikinci yarıyıl 4 Şubat 2002’de başlamıştır. YÖK incelemesine konu olduğunu duyduğumuz bir başka üniversiteye yatay geçişi, yarıyıl başlangıcından iki aydan fazla bir zaman sonra, 9.4.2002 günü, (yarıyıl ortasını geçtikten sonra yatay geçiş yolu ile üniversitelerarası öğrenci naklinin hangi mevzuata sığdığı ayrı bir incelemeyi ve irdelemeyi gerektirmektedir) gündeme gelmiştir. Kendisine, iki ay öncesi yerine getirilmesi gerekli bir ödemenin yapılmaması nedeniyle hâlâ öğrenci kalmasını sağlayan ödeme kolaylığı borçlandırmasının geriye çevrilemeyeceği anlatılmıştır. 7- Üniversitemiz, öğrenci ailelerinin maddi problemlerine indirimlerle, ödeme kolaylıkları ile çareler arayan ve bulan üniversitelerin başında gelmektedir. Öğrencilerimizin %57.8’ine bir şekilde burs ve indirim imkanı sağlanmaktadır. Bunlardan biri olan ve halen üniversitemiz ile ilişkisi kesilmemiş olan bir öğrencinin haksız, yersiz ve ayıp suçlamalarına yazı yoluyla muhatap olmak üzüntü vericidir.
 
 
 
 
 
 
 
KAPAT