BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Devlet adamı sorumluluğu

Devlet adamı sorumluluğu

Merhum Özal’ın ölümünün etrafındaki şüpheler, vefatının 9. senesinde dile getirildi. Aile fertleri ve vaktiyle Özal’ın çok yakınında bulunan bir kısım zevat, çeşitli televizyon kanallarına çıkarak; bu durumu Meclis’e taşıyacaklarını ve gerekirse merhumun mezarının açılıp gerekli incelemeyi yaptıracaklarını ifade ettiler.



Merhum Özal’ın ölümünün etrafındaki şüpheler, vefatının 9. senesinde dile getirildi. Aile fertleri ve vaktiyle Özal’ın çok yakınında bulunan bir kısım zevat, çeşitli televizyon kanallarına çıkarak; bu durumu Meclis’e taşıyacaklarını ve gerekirse merhumun mezarının açılıp gerekli incelemeyi yaptıracaklarını ifade ettiler. Bu arada en ilginç iddia, Hürriyet Gazetesi yazarı Emin Çölaşan tarafından ortaya atıldı. Çölaşan, bu durumu 9 sene önceki bir makalesinde yazdığını ve o gün bugündür, başta Süleyman Demirel olmak üzere kimseden tekzip gelmediğini söylüyor. Emin Çölaşan’ın iddiası şu: ‘1993 yılının sanırım ocak ayı. Halamın oğlu, o sırada Meclis Başkanı olan Hüsamettin Cindoruk’la Özal’dan söz ediyoruz. Kulağıma eğiliyor ve şu sözleri söylüyor: ‘Bu gidici, yakında ölecek.’ İnanmıyorum, şaşırıyorum ve aynen ‘Ne gidicisi abi, o hepimizi götürür’ diyorum. Cindoruk ısrar ediyor: ‘Haberin kaynağı Baba’dır. Bu devlet bilgisi. Sadece sen bil ve ağzını sıkı tut. Önümüzdeki yaz aylarını çıkaramayacak. Baba sağlamcıdır. Bunu diyorsa bir bildiği vardır.’ Birkaç gün sonra, Baba’nın bu bilgiyi Cavit Çağlar’a da verdiğini birinci elden öğreniyorum. Bu devlet sırrını kimseye açamıyorum. Aradan kısa bir süre geçiyor ve Özal 17 Nisan’da ölüyor. Cumhurbaşkanlığına soyunan Baba, bizim gazetenin bazı yazarlarını 24 Nisan günü Konut’ta öğle yemeğine çağırıyor. Öğrenmiş olduğum bu olayı kendisine aktarıyorum ve açıkça soruyorum: ‘Özal’ın öleceğini gerçekten biliyor muydunuz?’ Bazı şeylerin bana söylenmiş olduğunu anlıyor. Verdiği yanıtı 25 Nisan 1993 tarihli yazımdan aktarıyorum: ‘Hükümetler cumhurbaşkanının sağlığından da sorumludur. İki ay önce ABD kaynaklı bir yerden (tedavi gördüğü, ameliyat olduğu Houston Hastanesi’nden) sağlığının iyi olmadığı konusunda bize bilgi geldi. Bunu duyunca, kendisine sağlığının nasıl olduğunu sordum. İyi olduğunu söyledi. Ben daha başka bir şey söyleyemezdim. Ancak bizim bilgimiz kalbiyle değil, prostatla ilgiliydi. Durumunun iyi olmadığını biliyordum ama, öleceğini nasıl bilirdim? Kimin ne zaman öleceğini sadece Allah bilir.’ Yazımı şöyle sürdürüyordum: ‘Demirel, önümüzdeki yaz aylarını çıkaramaz deyip demediği konusunda bir şey söylemedi. Bir kez daha anladım ki, devletin tepesinde çok ilginç olaylar oluyordu.’ Özal vefat ettiğinde Süleyman Demirel Başbakan’dı. Hem, ‘hükümetler cumhurbaşkanının sağlığından sorumludur’ diyecekseniz ve; sır olan bunca bilgiye sahip hükümetin başı olarak, aniden vefat etmiş bulunan cumhurbaşkanı için otopsi yaptırmayacaksınız! Bu hal, devlet adamlığı ciddiyeti ve sorumluluğu ile bağdaşır mı? Merhum Özal’ın iç ve dış düşmanları olduğu bilinen bir gerçekti. Nitekim; binlerce kişinin önünde kendisine karşı süikast girişiminde bulunulmuştu. Vizyon adamı olan Özal, Türk milletinin ufkunu açmış, Türki cumhuriyetlerle sıkı işbirliğine gidiyordu. Onun bu girişimleri, bazılarını elbette rahatsız etmiş ve uykularını kaçırmıştı. Dolayısıyla Özal’a böylesi bir ölüm pek ala reva görülmüş olabilirdi. Vakit kaybedilmeden Özal’ın vefatındaki sis perdesi kaldırılmalı ve kamuoyunun kafasındaki şüpheler giderilmelidir.
 
 
 
 
 
 
 
KAPAT