BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > ‘Ama’sız, ‘fakat’sız bir politika

‘Ama’sız, ‘fakat’sız bir politika

Yöneticilerimizin, politikacılarımızın net bir ifade kullandıkları pek görülmez. Doğru bildiklerini, eğip bükmeden, yuvarlamadan ifade etmezler.



Yöneticilerimizin, politikacılarımızın net bir ifade kullandıkları pek görülmez. Doğru bildiklerini, eğip bükmeden, yuvarlamadan ifade etmezler. “Türkiyenin Avrupa Birliği’ne girmesinden yanayım, fakat...”, “Kopenhag Kriterlerine uyalım, ama...”, “İki turlu seçim iyidir, yalnız...”, “Başkanlık Sistemi faydalıdır, ancak...”... Bu örnekler çoğaltılabilir. Son zamanlarda Fransa’daki seçimler sebebiyle gündeme getirilen İki Turlu Seçim Sistemi ile ilgili olarak herkes konuştu. Net bir şekilde fikrini ifade edene rastladınız mı? Bu saydığım terimler yıllarca bilim adamları tarafından tartışılmış, pratikte uygulanmış ve hâlâ uygulanmakta. Tartışanlar yıllırca tartışmış, bize iş kalmamış. Faydaları veya zararları net bir şekilde ortaya konmuş. Bunları eğip, büküp kendimize uyduramayacağımıza göre, laf salatasına ne gerek var? Türkiye’nin Avrupa Birliği’ne girmesini istersiniz, ya da istemezsiniz. Bunların şartları ve standartları bellidir. Onlar sana uymaz, girmek istersen sen onlara uymak mecburiyetindesin. Kopenhag Kriterleri de meçhul değil; ya uyarsın, ya da uymazsın.. İki turlu seçim sistemini de ya istersin veya istemezsin. Bunların arası yok... Bunu politikacılarımız da elbette biliyor, ama her nedense halka karşı dürüst olunamıyor. Yıllardır şahit oluyoruz; bunlar köy meydanında başka, şehirde başka, mecliste başka türlü konuşurlar. Seçilmeden önce söylediklerinin tamamen zıddını seçildikten sonra savunurlar. Anadolu’da söylediklerini Boğaziçi’nde inkar ederler. Yıllardır bu ikiyüzlü politikalardan bıktık. Artık renginiz ne ise gösterin. Kafanızın içinde ne varsa söyleyin. Halka karşı dürüst olun!.. Çünkü ikiyüzlülük artık sırıtıyor. Saklama imkanı pek kalmadı. Sayenizde, her söylenene şüphe ile bakılır oldu. Söylediğiniz doğrulara da kimse inanmıyor artık. Böyle yuvarlak, dolambaçlı, ağdalı laflarınız hiçbir şeyinizi gizlemiyor; aksine size olan güveni sıfırlıyor... Benden olan ve benden olmayan... AK PARTİ Kurucu üyesi ve İstanbul İl Başkanı Dr. Alaattin Büyükkaya ile bir araya geldik. “Benden olan ve benden olmayan” kavramını yanlış bularak yola çıktıklarını, kimseyi dışlamadıklarını, herkesi kucaklamak üzere işe başladıklarını ifade eden Alaattin Büyükkaya, Aydınlar Ocağı’nda aktif olarak çalıştığını ve fikri yapısının şekillenmesinde Fethi Gemuhluoğlu’nun büyük tesirinin bulunduğunu belirtti. Bütün anketlerde kendilerinin iktidar olacaklarının görüldüğünü, kendilerinin de buna hazır olduklarını, Türkiye’deki tıkanmışlığı kısa sürede giderebileceklerini anlatan AK Parti İl Başkanı Büyükkaya; devleti bir yıl içinde üretimden çekeceklerini ve hızlı bir özelleştirme sürecini başlatarak, Türkiye’yi düze cıkaracaklarını açıkladı. “Dünyadaki 117 devletten büyük, dünyanın 6. büyük şehri, Türkiye’nin de milli gelirinin %46’sını üreten, Türkiye’nin lokomotifi” olarak nitelendirdiği İstanbul’da teşkilatlanmalarını tamamladıklarını anlatan Büyükkaya, “farklılıklardan zenginlik oluşturmak, zoru başarmak üzere iktidara çok hazırız” dedi Ne diyelim, Türkiye’ye kim iyi şeyler verebilecekse önü ve yolu açık olsun... Bütün emekliler aynı çatı altında toplanmalı Emekli Sandığı Emeklileri ve bakmakla yükümlü oldukları kişilerin tedavileri ve muayeneleri; Devlet Hastaneleri, Üniversite Hastaneleri, Kızılay Dispanserleri, Sağlık Ocakları ve hatta kurumun anlaşmalı özel hastanelerinde günün her saatinde yapılıyor. Gerekli ilaçları anında anlaşmalı eczanelerden temin ediliyor. SSK Emeklisi ile Bağ-Kur Emeklisinin hali içler acısı; acil durumlar haricindde telefonla (düşürebilirse) randevu alıyor, muayene için sıraya giriyor. Sıra ilaç almaya geliyor, doktor hastasına gerekli ilacı yazıyor, hasta da SSK Hastanesi eczanesine gidiyor; burada da bazı ilaçlarını bulabiliyor, bulamadıklarının da muadillerini alıyor, veya birkaç gün sonra aynı işlemler, yine randevu almak suretiyle devam ediyor. Bu emeklilerimiz doktoru tarafından başka bir hastaneye sevk edilmedikçe, SSK Hastanelerinden başka hiçbir kurum ya da kuruluşta muayene ve tedavileri yapılmadığı gibi; ilaçlarını da alamıyorlar. Bağ-Kur emeklilerinin durumu SSK Emeklilerininkinden nisbeten biraz daha iyi. Hiç olmazsa sevk yaptırmak kaydıyla, diğer bazı hastanelere gidebiliyorlar. Anlaşmalı eczane de bulabiliyorlar ise tabii... Bağ-Kur ile SSK emeklilerinin Emekli Sandığı’na bağlı bir yakınları varsa, onun vasıtasıyla ilaçlarını alıyorlar. Bu gibi tavassut işlerine son verilmeli. Emeklilerimiz arasında, yaşlı, yürüyemeyenler de var, bu insanlar arasında neden ayırım yapılıyor? Bunların hepsi TC vatandaşı, bu üç kurum da kamunun denetimi altında olduğuna göre, neden bir çatı altında toplanmıyor? Bütün emekliler biran önce aynı çatı altında toplanmalı ve bunlar arasındaki ayırım giderilmelidir. Sayın Sağlık Bakanı Osman Durmuş, Sayın Yaşar Okuyan, Sayır Sümer Oral ve diğer yetkililerin ilk halledecekleri meselelerden biri bu olmalıdır? > Süleyman Tulunay - İSTANBUL Biz böyle sürünürken... “İsmi mahfuz bir emekli” rumuzuyla yazı yazan arkadaşa birkaç sözüm olacak. SSK Emeklileri olarak bu kadar süründüğümüzü gördüğü halde üzülmemesi bizleri üzdü. Bencillik bizlere yakışır mı? Saatlerce muayene ya da ilaç kuyruğunda beklemenin ne demek olduğunu o arkadaş biliyor mu acaba > Bir SSK emeklisi
 
 
  • Piyasalar

    Fark %
  • 109330
    % -0.31
  • 3.867
    % -0.62
  • 4.5554
    % -0.6
  • 5.158
    % -1.19
  • 156.209
    % -0.25
 
 
 
 
 
KAPAT