BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > İmâm-ı Gazâlî “rahmetullahi aleyh”

İmâm-ı Gazâlî “rahmetullahi aleyh”

“Fâcir”lerin ruhları şiddet ile alınır, Yüzleri, “Ebû Cehil karpuzu”nu andırır. Melekler ona der ki: “Ey habis ruh, haydi çık, Bu habis bedenini, cesedi terk et artık.”



Mevtâya gelen sesler “Fâcir”lerin ruhları şiddet ile alınır, Yüzleri, “Ebû Cehil karpuzu”nu andırır. Melekler ona der ki: “Ey habis ruh, haydi çık, Bu habis bedenini, cesedi terk et artık.” O an kâfirin rûhu “Merkep” gibi bağırır, Ve hazret-i Azrâil, onu eline alır. Sonra da teslim eder onu bir “Zebânî”ye, Yâni verir o rûhu, bir “Azab meleği”ne. Yüzü çok “Çirkin” olup, simsiyahtır abâsı, Dünyada her kokudan kerihtir râyihası. Cibril aleyhisselâm, o ruh ile yükselir, Ve dünya semasının birincisine gelir. Sorulur ki: “Sen kimsin ve kim vardır yanında?” Der ki: “Ben Cebrâilim, filân kâfirdir bu da.” Melekler işitince, o kâfirin adını, Şöyle deyip açmazlar, semanın kapısını. “Bir deve, geçmedikçe, iğnenin deliğinden, Bu gibiler, Cennete giremezler katiyyen.” Ruh bedenden çıkınca, kendisine semadan, Bir münâdi, şöylece nidâ eder o zaman: “Ey Âdemoğlu, sen mi terk ettin bu fâniyi, Yoksa dünya mı seni terk etti böyle âni?” Bir nidâ daha gelir sonra gasilhanede, Der ki: “Ey Âdemoğlu, kuvvetin hani, nerde? Nerde güçlü bedenin, seni kim zaifletti? Nerede o dostların, hepsi de terk mi etti?” Sonra kefenlenirken, yine gelir bir nidâ, Der ki: “Ey Âdemoğlu, çıkıyorsun bir yola. Hiç dönmemek üzere, evinden gidiyorsun, İlk kez ‘tahta bir at’a, “Tabut”a biniyorsun.” Teneşire konurken, bir nidâ gelir yine, Der ki: “Ey Âdemoğlu, gidiyorsun kabrine. İmânın varsa eğer, sana müjdeler olsun, Yok eğer “Kâfir” isen, kötüdür senin sonun.” Musallâya konunca, şöyle nidâ edilir: “Dünyada ne yaptıysan, karşına gelir bir bir. Eğer hayır yaptıysan, onun mükâfâtını, Yok günah işlediysen, bulursun cezâsını.” Kabristana girince, denir ki ona artık: “Ey kişi, mezar için getirdin mi bir azık? Çok karanlık bir yerdir gireceğin bu kabir, Onu aydınlatacak ışığın var mı ki bir?” Kabire konduğunda, seslenir ona mezar, Der ki: “Ey Âdemoğlu, kıldın mı bende karar? Dün, benim üzerimde gülüyor, oynuyordun, Şimdi benim içimde, ne için ağlar oldun? Konuşup duruyordun, üstümde bülbül gibi, Şimdi sesin çıkmıyor, acaba sebep ne ki?”
 
 
 
 
 
 
 
Reklamı Geç
KAPAT