BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Sevda ve gizem şehri Amasya

Sevda ve gizem şehri Amasya

Amasya 7 bin yıllık bir kent ve onlarca medeniyet barındırıyor. Ezkaza at eşinse nalına eser çarpıyor



Güya bir selâm verip geçeceğim ama Amasya temsilcimiz Mehmet Akıllıoğlu’ndan kurtulmak kolay mı öyle? Sağolsun üç günüme ipotek koyuyor. Yedirmedik yemek, gezdirmedik köşe, tanıştırmadık adam bırakmıyor. Ardından “N’olur, şu güzelliği yaz” diye yalvarıyor. “Gözünü seveyim Mehmet Abi” diyorum, “ben pancar ve soğan üreticisinin derdini dinlemeye geldim. Amasya’yı ne bilirim? Hem böylesine köklü bir kenti anlatabilmek gelip geçenin işi değil ki.” Ayağa kalkıyor “Yürü öyleyse” diyor. “Nereye” diye sormuyorum bile, takılıyorum peşine. Yeşilırmak’ı antik bir Roma köprüsünden geçip bükük belli ahşapların sıralandığı bir sokağa giriyoruz. Mehmed Abi kalenin gölgesine sinen bir konak eskisinin önünde duruyor. Alt kat bir garip, dükkan deseniz değil, atölye deseniz hiç değil. Ressam Mehmet Tektaş kapıda karşılayıp buyur ediyor. Giriyoruz. Duvarlarda irili ufaklı resimler. Suluboyalar, yağlıboyalar, karakalemler... Ama ekseri Amasya üstüne. Demek şehrin tek sevdalısı temsilcimiz değilmiş. İki Mehmet bir araya gelince konu belirleniyor. Biri alıyor, öbürü bırakıyor, Amasya üstüne nefis bir sohbet tutturuyorlar. Bana da teybin düğmesine basmak kalıyor. Kültürlere kavşak Ressam Mehmet haritayı açıp “Bakın” diyor, “yörede geçit veren tek yer Amasya. Bu gün bile Giresun’dan Adana’ya giden bir otobüs buradan geçmek zorunda.” Mehmet Akıllıoğlu ilave ediyor: -Batıdan Doğuya gidenler de öyle. Farkında mısın sadece yollar değil kültürler de Amasya’da kesişiyor. Yalıboyu Kordonboyu’nu, camileri Edirne’yi andırıyor. Medreseler İstanbul kokuyor, kalesi Afyon’u aratmıyor. Efes, Kayseri, Bergama ne ararsan burada. -Halbuki bir Çorum Hititler’le, bir Sivas Selçuklu’yla, bir Bursa Osmanlı’yla özdeşleşir. Ama Amasya bir çok medeniyeti aynı mekânda ve üst üste kucaklar. Her kazılan temelden ayrı bir eser çıkar. Hepsi de Gökmedrese ile Kuşköprü arasında. - Halbuki söylediğin yer daracık bir vadi. Boyu da olsa olsa bir kilometre filan. - Danişment ve Selçuklu yapılarının arasında onar metre ya var, ya yok. Beylikler dönemi ile Osmanlı eserleri omuz omuza. - Tabii bu bahsettiklerimiz sadece son bin yıl için. Halbuki bu şehrin 70 asırlık bir hikayesi var. - Gelelim sivil mimariye. Bolu, Safranbolu, Osmancık, Gümüşhacıköy, Tokat evleri hep aynı tarz. Bu üslubun en güzel örnekleri Amasya’da. Hafif Karadeniz kokan şirin bir mimari. Her oda ayrı ev, her ev ayrı dünya. Düşünün kilerde küp, mutfakta ocak, yüklükte yorgan, dolapda hamam, nakışta mesaj saklı. - Peki ama niye saklı? Bu gizem de neyin nesi böyle? - Amasya Şehzadelerin ayrıldığı yıllardan beri toz tuttu, unutuldu. Şimdi güzellikler yeniden keşfediliyor. Perdeleri aralamaya başladık ama çözemediğimiz o kadar çok sır var ki... Devlet şuuru - Havası suyu bir yana, adamı adam gibi. Amasyalılarda devlet şuuru çok yüksek. Hiçbir istila yaşamadıkları halde her harbe katılıyorlar. - Doğru diyorsun. Amasyalılar devletin tehlikede olduğu anlarda derhal ortaya çıkıyorlar. Kösedağ savaşından sonra Muinüddin Pervane son bir saldırı hazırlığı içinde olan Baycu Noyan’ı buluyor. Onu anlaşmaya ikna ediyor. Sırf bu yüzden Selçuklu bir yüzyıl daha yaşıyor. Sonra Osman Gazi’ye hilatlar yollanıldığı günlerde Sultan Gıyaseddin Keyhüsrev Amasya’da bulunuyor. At, tuğ, alem sadece işaret. Onlara devletin yolunu gösteriyor. - Timur’un ardından Osmanlı birliğini sağlayan yine Amasya. Çelebi Mehmet yıllarını burada geçirdiği için yöre insanını iyi tanıyor. Amasyalılarla silbaştan devlet kurulabileceğine inanıyor ve inandıkları gerçek oluyor. Çelebi Mehmet sükuneti sağlayınca şehri eserlerle donatıyor. - Adamları da öyle. Bayezid Paşa koca bir külliye bırakıyor. Yakup Paşa nefis bir zaviye yaptırıyor. - Amasya boşuna şehzade şehri değil. Burada köklü bir kültür var. Halk kültürü ile saray kültürü kaynaşıyor. Ortaya muhteşem bir medeniyet çıkıyor. - Bayezid-i Veli ömrünün 27 yılını burada geçiriyor. Padişah olunca ilk işi Amasya’ya muhteşem bir külliye yaptırmak oluyor. O dönemde şehir çok gelişiyor. Kapuağası Medresesi, Bedesten, Mehmet Paşa Camii, Sofular Darülhadisi, Bülbül Hatun (Hatuniye) Camii, Küçükağa Medresesi, Yörgüçpaşa Camii peşpeşe yükseliyor. - Müsaade edersen biraz geri dönelim. Amasya kültürü, kan dökücü Moğollara bile tesir ediyor. Çekik gözlü cengaverler bu topraklarda İslâmı seçiyor, İlhanlı gibi zinde bir devlet kuruyorlar. - Hakimiyet İlhanlı’nın da olsa, kültür Selçuklu kalıyor. Şifahaneye baksana, klasik bir Selçuklu eseri değil mi? Bu şifahane Fatih döneminde en parlak günlerini yaşıyor. Sabuncuzade Şerafeddin gibi bir cerrahı yetiştiriyor. Sabuncuzade akla gelmeyecek ameliyatlar yapıyor. Tıbbı, tecrübi ilimler arasına sokuyor. Tarihte ilk minyatürlü tıp kitabını (Kitab-ı Cerrahiye) o yazıyor. Amasyalının sanata olan merakı da çok dikkat çekici. Burada kadınlar bile şiir söylüyor. - Doğru Mihri Hatun gibi bir şair az gelir. Sonra Amasya hat sanatının merkezi. Ebru, tezhip, minyatür burada gelişiyor. Mimar Sinan niçin var? Ona bu imkânları cömertçe açan bir Sultan Süleyman olduğu için değil mi? Şehzadeler şehri -Diyeceksin ki Sinan olmasa Süleyman’ın parası neye yarar? İşte Amasya da öyle. Şehzade sarayının kapıları sanatkârlara açık. Bayezid bizzat Şeyh Hamdullah’ın talebesi. İkisi samimi arkadaş, birbirlerine “biraderim” diye hitap ediyorlar. Beraber spor yapıyor, ata biniyor, ok atıyorlar. Bayezid padişah olunca Şeyh Hamdullah’ı İstanbul’a götürüyor. Bizzat hokkasını tutuyor, altına minder seriyor, ardına yastık sürüyor. - Öyle ya, “marifet iltifata tabi” demezler mi? - Belki de bu yüzden Şeyh Hamdullah bir ekol oluyor, hattatların ufkunu açıyor. - Sadece Bayezid değil bütün şehzadeler hocalarını götürüyorlar. Dersaadet’te Amasyalılar büyük güç kazanıyor. Nitekim İstanbul’un fethine katılan Hızır Paşa’dan başlarsak. Müeyyezzadeler, Çelebi Halife, Şeyh Hamdullah, İbni Kemalpaşa, Sümbül Sinan, Zembilli Ali Efendi, ikinci Bayezid’in hocası Sadreddin Muhammed Horasani ve Piri Mehmet Paşa ve daha niceleri... - Yavuz iki devlet adamı gördüm diyor Tacizade Cafer Çelebi ve Piri Mehmet Paşa. Gelgelelim Şehzade Mustafa, Kanuni’ye karşı çıkınca, Amasya gözden düşüyor. Şehir 16. yüzyıldan itibaren kabuğuna çekiliyor. - Bence şehrin yıldızı 1915’te sönüyor. Ermenilerin kundakladığı şehir adeta yok oluyor. - Farkında mısın Amasya’ya nereden girerseniz girin, yolunuz mutlaka bir türbenin önünden geçer. Hele yer altındakiler... - İşte bu yüzden Yavuz Sultan Selim şehre girdiğinde askerine yere tükürmeyi yasak eder. Yeri gelmişken Amasya velilerini de anlatsanız da dinlesek. - Bırakın tevazuyu Mehmet Bey, bu konuda kimse sizin elinize su dökemez. Gazetenizin Amasya velileri ile ilgili bir kitap hazırladığından haberimiz var. Veliler diyarı Sağolsun Mehmet Akıllıoğlu nazlanmıyor. Kısa bir nereden başlasam tereddütü yaşadıktan sonra başlıyor anlatmaya. Akbilek Bahşi Halife ve Kurtboğan Veli (Akşemseddin hazretlerinin babasıdır) hakkında öyle menkıbeler aktarıyor ki içimiz bir hoş oluyor. Sanki bizi alıp (Amasya üzerinde derin tesiri olan iki şehre) Şam’a ve Şirvan’a götürüyor. Sesi kâh hasretle, kâh sevgi ile titriyor. Yüreğimiz Seydi Halife, Habib Ömer Karamani, İsmail Siraceddin Şirvani, Mustafa Akif Efendi, Cemâlledîn Abdurrahmân-ı Sânî, Sadreddîn Muhammed Horasânî, El Hac Mehmed Efendi, Şeyh Sâdi ve Ali Hafız’ın muhabbeti ile doluyor (sohbetin bu kısmını ayrı bir yazı konusu yapmalı). Amasyalı veliler sadece yöreye değil, üç kıtaya feyz veriyorlar. Mesela Timur, Pir İlyas Hazretlerinin berrak hafızasına ve muazzam ilmine öylesine vuruluyor ki onu Semerkant’a götürüyor, torunlarına hoca yapıyor. Mehmet Abi kenarından köşesinden hemşehrilerine de pay çıkarıyor. “Biliyor musunuz” diyor, “Amasyalılar böylesi zirvelerle birlikte bulunduğu için gönül ehlidirler. Yumuşak tabiatlıdırlar, kalp kırmazlar ve çok güzel konuşurlar. Zaten ne zaman bir sefer açılsa Amasya’dan irşad ordusu yola çıkar. Şehirde tam 34 medrese vardır ve aynı anda 11 bin talebe ders alır. Bir başka deyişle binlerle arif ve fazıl yetiştirilir. Amasya iki dağın arasına sıkışmıştır ama insanı umman yüreklidir.” - Hem burada nasıl efsunlu bir hava varsa insanı sevmeye ve affetmeye meyillidir. - Kim Amasya tarihini eşelese aşkla karşılaşır. - Ferhat ile Şirin gibi mesela... - Su kanalı ortada ama Şirin Amasya’nın kendisi midir acaba? - Kim bilir? Belki de şehir Ferhat’ını bekliyor. İşte tam o sıra bir gürültü kopuyor. Önce kükreyen lokomotif, sonra ray döven tekerlekler... Yorgun ahşabın camları nasıl zıngırdıyor anlatamam. Ardından semaverin tısıldayacağı, telefonun çalacağı ve birilerinin adres soracağı tutuyor. Biliyor musunuz böylesine münasebetsiz aralar güzelim muhabbetleri katlederler. Şimdi ister misiniz mevzu değişsin. Ve korktuğum başıma geliyor.
 
 
  • Piyasalar

    Fark %
  • 109330
    % -0.31
  • 3.867
    % -0.62
  • 4.5554
    % -0.6
  • 5.158
    % -1.19
  • 156.209
    % -0.25
 
 
 
 
 
KAPAT