BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > “Hasta Adam”

“Hasta Adam”

Osmanlı devletinin adı Devleti aliyye... yüce devlet.. Bu yüce devlete Avrupalılar, son dönemlerde “hasta adam” derler. İncitici yakıştırma batıda tutar. Cihan devleti, hasta adam muamelesi görür. Bir intikam ihtirasının yakıştırması. Lakin ne kadar asılsız sayılabilir? İktisadi hayatı, Galata Bankerleriyle dışarıya bağımlı hale gelmiş bir ülke...



Osmanlı devletinin adı Devleti aliyye... yüce devlet.. Bu yüce devlete Avrupalılar, son dönemlerde “hasta adam” derler. İncitici yakıştırma batıda tutar. Cihan devleti, hasta adam muamelesi görür. Bir intikam ihtirasının yakıştırması. Lakin ne kadar asılsız sayılabilir? İktisadi hayatı, Galata Bankerleriyle dışarıya bağımlı hale gelmiş bir ülke... Ne tesadüftür. Aynı Avrupalı, aynı dönemlerde devletin başındaki hükümdara da “Kızıl Sultan” iftirasını atar. Ermeni asıllı bir Fransız tarihçisinin bu rencide edici tarifine de dört elle sarılırlar. Sadece dışarıda değil. İçerdeki Abdülhamid muhalifleri de onu benimser hatta sonraki senelerde çok uzun müddetle bir Türk hakanı Türk çocuklarına bu yalanla okutulur. Şu günlerde bir hasta adam süreci daha yaşamaktayız. Bu defa hasta olan devlet değil... Gerçi enflasyonu gemi azıya almış, parası itibarsız, ekonomisine IMF, Dünya Bankası, onların komiserleriyle gönderdikleri mutemetlerin yön verdiği bir yerde hastalık olmadığını iddia etmek ne kadar ikna edici olur bilemeyiz ama yine de bardağın dolu tarafını görmeye mecburuz. Devlet değilse de sistem hasta. Doğru bakış da bu. Devlet, üzerinde ittifak edilen gayrı maddi varlık. Bir mânevî güç. O gücü işleten otorite de sistem. Sistemin başında bugün her şeye rağmen Bülent Ecevit bulunuyor. Meselenin püf noktası da burası. Osmanlı, hasta adam vaziyetine gerileyince ona bu lakabı takanlara tam aksi bir muamelede bulunmuştu. Avrupa, “hasta adam” diye dudak bükerken, biz, onlara “düveli muazzama” diye takdirlerimizi esirgemiyorduk.. Biz diyorsak da lafın gelişi. Biz değil, içimizdeki yabancılar; münevverler, Tanzimat ilericileri.. Ecevit, ülkemizin siyaset ve devlet adamıdır. El’an da başbakan. Hastalık da Allah’tan. Kimse hastalığından dolayı kınanamaz. İnsanî olmaz. Hastaya şifa dilemek asgari görgü kaidesidir. Ne var ki meselenin bir millete bir de düveli muazzamanın yerini almış olan kalkınmış ülkelere yansıma biçimi var. Millet, bir muamma. Ortak irfanla hadiseleri tahlil edip hükmünü veriyor. Ona da çok kere suallerle gelmekte. Şimdi milletin sorduğu tek cümle: -Ecevit’i orada bir tutan mı var... Buna net cevap verecek birinin olduğunu sanmıyoruz... Dışarıya akseden şekle gelince. Ekonomisi hasta bir ülkenin bir de başbakanı hastalanmıştır. Bundan dolayı da dış seyahatler ve yabancı devlet ve hükümet erkânına verilen Ankara randevuları iptal edilmekte. Korkumuz şu... Başbakanın hastalığı yüzünden dünya, bir süre sonra Türkiye’yi yeniden hasta adam imajıyla birlikte hatırlayabilir. Ellerinde gerekçeler, kozlar da var. Düveli muazzamanın yerini de IMF, Dünya Bankası, süper iradeler dururken Galata Bankerleri de iç borç halini almıştır. Üstelik bu kozları onlara AB’ye girme sancısı yaşanan günlerde veriyoruz. Son söz: Hani 21. Asır Türk asrı olacaktı... Bu manzarayla mı? Onun için... Önce vekâlet, sonra Ecevit’in çekilmesi, sonra da seçim kaçınılmazdır. Kimsenin Türkiye’yi yatağa düşürmeye hakkı yok.
 
 
 
 
 
 
 
KAPAT