BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > İmâm-ı Gazâlî “rahmetullahi aleyh”

İmâm-ı Gazâlî “rahmetullahi aleyh”

İnsan, cin ve hayvanlar ve yırtıcı hayvanlar, Kurt ve kuş, “Mahşer günü” bir yerde toplanırlar. Ve yedi kat göklerin, bilcümle melekleri, Sararlar çepe çevre, o gün “Ehl-i mahşer”i. O gün, mahşer halkına olur ki bir “İzdiham”, Bu hâl, zaman geçtikçe, artarak eder devam.



İnsan, cin ve hayvanlar ve yırtıcı hayvanlar, Kurt ve kuş, “Mahşer günü” bir yerde toplanırlar. Ve yedi kat göklerin, bilcümle melekleri, Sararlar çepe çevre, o gün “Ehl-i mahşer”i. O gün, mahşer halkına olur ki bir “İzdiham”, Bu hâl, zaman geçtikçe, artarak eder devam. Bir ayak üzerinde, bulunur binbir ayak, Günahlarına göre, tere batar cümle halk. “Güneş”, bir mızrak boyu insanlara yaklaşır, Bu günki sıcaklığı, “Yetmiş kat” fazlalaşır. Arasat meydanında, bir zaman ehl-i mahşer, İzdiham ve sıcaktan, şiddetli azab çeker. Lâkin “Müslümanlar”a, o gün ikram olunur, O şiddetli günde de, bulurlar yine huzur. Resulullah buyurdu: Yedi sınıf kimseler, Arş-ı âlâ altında, o gün gölgelenirler. Birincisi, “Adl ile hükmeden âmirler”dir, İkincisi, “Genç iken, ibâdet edenler”dir. Üçüncüsü şunlar ki, “Bu dünyada, rûz-ü şeb, Mescit ve câmilere bağlıdır kalpleri hep.” Dördüncü, “Birbirini, Hak için sevenler”dir, Bu sevgiyle birleşip hasbihal edenlerdir. Beşincisi, “Bir haram teklif edildiğinde, Ondan kaçınanlardır Hak’tan korku içinde”. Altıncısı, “Verirken bir sadaka ve zekât, Hiç beklemiyenlerdir kullardan bir iltifat”. Yedincisi şunlar ki, “Bir kez “Allah” deseler, Onun muhabbetiyle, ağlayıp yaş dökerler.” O zaman mahşer halkı, çok değişik haldedir, Dünyada “Kibr edenler”, olurlar hor ve hakir. Sıkıntı içindeyken sıcaktan ehl-i mahşer, Bâzısı, sabîlerden “Serin sular” içerler. Bir kısım insanların başında “Gölge” vardır, Bu, onların dünyada verdiği “Zekâtlar”dır. İnsanlar, tam “Bin sene” bekleşirken bu hâlde, Sıkışıklık git gide artar daha ziyâde. Ve hazret-i İsrafil, “Sûr”a, üçüncü defa, Üfürür ki, mahşerin şiddeti artar daha. O sesin dehşetinden, ürperir ehl-i mahşer, Ne yapacaklarını bilemez hiç kimseler. O kadar çok artar ki sıkıntılar o ara, Tâkat getiremezler mahşer halkı onlara. Bu, ehl-i mahşer için be gayet ağır gelir, O dehşet ve şiddetten, başlar öne eğilir. Hiç getiremeyince azaba güç ve tâkat, Çâresizlik içinde ararlar bir “Şefâat”. Onlar bu hâlde iken, azab daha güçleşir, Mahşer sıkıntıları, daha ziyadeleşir.
KAPAT