BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Kapanmayan Yara

Kapanmayan Yara

Meltem de gözlerine inanamıyordu. Bir insanın bu kadar değişebileceğine aklı almıyordu. Eskişehir’de Mete’yi fazla önemsememiş, ilgilenmemişti. Fakat bu Mete göz kamaştırıcı bir çekiciliğe sahip olmuştu. Mete sadece hoşgeldin diyerek yanından geçti Meltem’in...



Göz kamaştıran bir genç olmuştu! O hafta Mete ameliyat olmuştu. Sargılardan kurtulduğunda aynaya bakınca gözlerine inanamamıştı. Ne kadar değişmişti, eski Mete’den eser kalmamıştı. Ameliyatı yapan doktor, kendisine fazla bir iş düşmediğini, sadece bazı yüz hatları üzerine çalıştığını belirtmişti. Bu ise Mete’yi değiştirmeye yetmişti. Fakat bir süre İsviçre’de kalması gerekiyordu Mete’nin. Babasının dostunun ve ailesinin cana yakınlığı etkilemişti Mete’yi. Onlar da Mete’yi psikolojik olarak yeni durumuna hazırlıyorlardı. İki ay onlarda misafir kaldıktan sonra, artık hazır olduğunu, ülkesine dönebileceğini belirtmişti babasının arkadaşı. -Nihayet eve gelebildik!.. Babasının bu sözüyle Mete düşüncelerinden sıyrıldı. Bahçeye girdikleri evlerine, havuza, çiçeklere hasretle baktı. Coşkun beyin kullandığı araba evin bahçesine girdiğinde, havuz başında misafirler vardı. Coşkun bey ve Mete misafirleri görünce çok şaşırmıştı. Eskişehir’den gelmişti misafirler. Ömer dede ve Tülin nine havuzun kenarında oturuyorlardı. Nurten hanım ve kocası ağaçlığın olduğu tarafa bakarlarken, İlhan ve Meltem çiçeklerin başındaydılar. -Kimleri görüyorum?.. dedi Coşkun bey arabadan inerek. Niçin eve girmediniz?.. -Bahçede oturmak daha güzel, diye konuştu Tülin nine. -Öpeyim elini kayınvalide, diyerek Tülin ninenin elini öptü. Tülin nine elini öpen damadının koluna vurdu. -Sen hiç değişmeyeceksin Coşkun, hep neşelisin... -Allah neşemizi eksik etmesin kayınvalideciğim. -Amin, amin. Coşkun bey, Ömer dedenin de elini öpüp, sarıldı. -Mete’nin bugün geleceğini duyduğumuz için bahçede oturmayı tercih ettik. Bugün gelmemiz tam bir tevafûk olmuş. Coşkun Bey, bu sözleri söyleyen Nurten hanımın kocasına döndü. Onunla da sarılıp öpüştü. -Bacanak çok iyi ettiniz geldiğinize. Tam bir sürpriz oldu bizim için. -Bizi Selim getirdi zaten, dedi Ömer dede. Diğer arabalar da peşisıra bahçeden girmişlerdi. Sevgi hanım anneciğim diyerek, Emel hanım ablacığım diyerek Tülin nineye koştular. Banu ve Şermin nineciğim diyerek atıldılar. Mete herkesten önce İlhan’la sarıldı. İlhan, Mete’yi görünce çok şaşırmış, âdeta afallamıştı. -Ben sana herşey düzelecek demiştim, diye fısıldadı Mete’ye. Çok harika olmuşsun Mete!.. Sımsıkı sarılıyordu iki genç. Mete bırakmıyordu İlhan’ı. -Sana çok şey borçluyum İlhan, teşekkür ederim. Meltem de gözlerine inanamıyordu. Bir insanın bu kadar değişebileceğine aklı almıyordu. Eskişehir’de Mete’yi fazla önemsememiş, ilgilenmemişti. Fakat bu Mete göz kamaştırıcı bir çekiciliğe sahip olmuştu. Mete sadece hoşgeldin diyerek yanından geçti Meltem’in. Ömer dedesine sarıldı. Mete’nin niçin kendine yakınlık göstermediğini anladı Meltem ve kendinden utandı, Eskişehir’de ona gereken ilgiyi göstermediği için pişman oldu. Mete tamamiyle değişmişti. Eski Mete’den eser kalmamıştı sanki. Yüzü daima gülümsüyor, dudakları alaycı kıvrılıyordu. Burçin hayretle bakıyordu ona bir köşeden. Bu kalabalıktan ayırmak zorunda hissediyordu kendini, suçluydu. Mete’nin kendini iğnelemesinden, alay etmesinden çok korkuyordu. Bu bahçenin, bu kalabalığın yıldızıydı Mete. İnci gibi dişleri, parlayan saçları, gülümseyen yüzü ile harikûlâde bir gençti. Genç kızların başını döndürecek her özelliğe sahipti şimdi. “Tam aradığı şeyleri buldu” dedi içinden. “Artık dilediği kadar gönül eğlendirebilir, millete hava atabilir...” Mete’nin bu yeni hâlinden pek hoşlanmamıştı, zira havalıydı yeni Mete, bu da ona yakışmıyordu. “Ama onu bu hâle getiren de benim.” “Bıyık ne kadar da yakışmış Mete’ye değil mi?..” diyordu Emel hanım. > DEVAMI YARIN
 
 
 
 
 
 
 
KAPAT