BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > EKO LİFE

EKO LİFE

AKP lideri Recep Tayyip Erdoğan’ın İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı yaptığı dönemde, E-5 karayolunun Anadolu Yakası’ndaki Gebze-Harem bölümünde inşa edilecek raylı sistem için ne kadar uğraştığını yakından biliriz.



Ray konusunda engel kalmadı AKP lideri Recep Tayyip Erdoğan’ın İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı yaptığı dönemde, E-5 karayolunun Anadolu Yakası’ndaki Gebze-Harem bölümünde inşa edilecek raylı sistem için ne kadar uğraştığını yakından biliriz. Ancak bu raylı sistemi Erdoğan bir türlü başaramadı. Sebebini de kendisi açıkladı: “Biz yapmak istiyoruz, ödeneği bile hazır ancak Ankara engel oluyor, bize izin vermiyor.” Aynı şikayetleri şimdiki Belediye Başkanı Ali Müfit Gürtuna’dan da duyuyoruz. Ne var ki, Ankara’nın merkezinde artık Erdoğan’ın kendisi oturmaktadır ve İstanbul için yapacağı bu hizmette önünde hiç bir engel bulunmamaktadır. Yani sözün kısası Erdoğan için artık hiç bir mazeret kalmamıştır ve söz verdiği gibi Anadolu Yakası’nın raylı sisteme kavuşması için elinden geleni yapmalıdır. Anadolu Yakası’nda yapılacak bir raylı sistem, bu bölgede yaşayan milyonlarca insanın rahat ve seri şekilde seyahat etmesini sağlayacaktır. İstanbullular, Erdoğan’dan bu hizmeti bekliyor. Biz de... Kıbrıs’a ‘Türk modeli’ BM Genel Sekreteri Kofi Annan’ın “yumurtladığı” tamamiyle Rum patenti ile hazırlanan Kıbrıs planı adaya barış getirmekten çok yeni bir savaşın ilanından başka bir şey değil... Planı dikkatle incelediniz mi, bilemiyorum! Kıbrıs Türk’ünün toprakları elinden alınıp Rumlara takdim ediliyor. Türk topraklarına Rumlar’ın göç edebilmesini sağlıyor. Rumlar’a Türk tarafında toprak edinebilme hakkı sağlanıyor. 1974 Barış Harekâtı’nın ardından adaya yerleşen Türkiye’den gelme Türkler’in adayı terketmeleri isteniyor. Türk askerinin de adayı terketmesi dayatılıyor. Yani Kıbrıs Türkü, gözü dönmüş Rumlar’ın karşısında çırılçıplak bırakılıyor. Sevgili okuyucular! Kim lafı evirip geveliyorsa, onu dinlemeyin; BM planının özü işte bu... Türkleri eninde sonunda adadan sürmek... Ama zulmederek ama soykırımla... Planın diğer yanına bakalım bir de... Mesela Rumlar, Güzelyurt’u istiyor. Niye Güzelyurt’u istiyorlar dersiniz? Çünkü Güzelyurt, KKKTC’nin en önemli su kaynağının bulunduğu topraklar... Çünkü Güzelyurt, KKTC’nin narenciye ihracatının yüzde 85’inin karşılandığı en verimli topraklar... Çünkü Güzelyurt, KKTC’nin stratejik önemdeki bir toprağı... Güzelyurt’un Rumlar’a verilmesi demek, Rumlar’ın Türk topraklarını sarmalaması ve KKTC’yi çembere alması anlamına gelecektir. Güzelyurt Rumlar’a verildiği takdirde buradaki Türkler’in göç etmesi istenmektedir. Plana göre Türk topraklarına ilk etapta yerleştirilecek Rum sayısı 70 bin dolayındadır. Peki bütün bunların karşılığında bize ne verilmektedir? Dönüşümlü başkanlık, lay lay lom, dostlar alışverişte görsün... BM’nin projesi böylesine korkunç manzaralar çizerken, bizim Türkiye’deki saftirik Batı budalaları, hemen balıklama atladılar. Üstelik mazeretleri de çok mantıklı: “Biz planı kabul edelim, AB de bize 12 Aralık’taki Kopenhag zirvesinde üyelik tarihi verecek.” Sevsinler sizi AB sevdalıları... Eğer bu sözlerde bir saflık yoksa düpedüz ihanetlik vardır. AB uyum yasaları Meclis’ten bir günde geçtiği zaman da yazmıştık: Avrupalılar bu kanunlarla tatmin olmaz, sizden Kıbrıs’ı da isterler, sonra Kuzey Irak’ta bağımsız Kürt devletini, ardından Öcalan’ın 5-10 yıl sonra iyi halden salıverilmesini, Kars-Ardahan civarlarının Ermenistan’a bağışlanmasını, v.s... Bizim AB sevdalılarının aklına hiç gelmiyor değil mi? Bülent Ecevit 3 yıldır iktidardaydı; bu plan niye bugüne kadar gündeme gelmedi de, Ecevit seçimi kaybedeli 1 hafta oldu hemen önümüze dayayıverdiler? Madem bu plan 1 hafta da hazırlanabiliyordu da 3 yıldır neden hazırlanmadı? Rauf Denktaş, yıllardır dimdik ayaktayken kendisinden kapı bucak kaçan Annan efendi, Denktaş’ın yürüyecek hali yokken hangi yüzle böyle bir planı müzakareye açıp 12 Aralık’a kadar sonuçlandırılmasını ilan edebilmektedir? Diyeceğimiz o ki; Beyler, bu işin sonu kötüye gidiyor. Bizi asla almayacakları bir AB uğruna binlerce Türkü zulmün ve ölümün kucağına atmaya kimsenin hakkı yok. Bir de, Kıbrıs Türk’ünün lehine bir tek satır ortada yokken, Kıbrıs için çeşitli formüller ileri sürüyorlar. Yok İsviçre formülü yok Belçika formülü... İsterseniz bir formül de biz söyleyelim: Türk formülü... Yani, bir sabah adanın kuzeyinden gireriz, akşama Rum tarafında yemek yeriz. Ekonominin yeni bakanına sorular Başbakan’ın Abdullah Gül olduğu kesinleşti... Ancak ekonominin başına kim geçecek, o şimdilik meçhul... Başbakan Gül, pazartesi yani yarın itibariyle kabineyi oluşturup Cumhurbaşkanı’nın onayına sunabileceklerini söyledi... Biz de pazartesi günü hükümetin kurulacağını öngörerek, hâlâ adı meçhul olan ekonomi bakanına daha koltuğa oturmadan bazı sorular sormak ve böylece kendisine “hoşgeldin” demek istiyoruz... Basit sorularımıza basit cevaplar istiyoruz... ¥ IMF ısrarla yüzde 6.5’luk faiz dışı fazla hesabın tutturulmasını istiyor. Ama vergiler indirilecek denilen bir ortamda bu nasıl başarılacak? ¥ Anayasa Mahkemesi’nin kararı var: 28 Aralık 2002 itibariyle zorunlu tasarruf (nema) ödemeleri tek tek yapılmak zorunda... Oysa IMF ödemeyin, diyor. Bu konuyu nasıl çözmeyi düşünüyorsunuz? ¥ 57. hükümet giderayak, IMF’ye verilen sözlere rağmen, bir yığın işçi aldı, üstelik mevsimlikleri de sürekli kadroya dahil etti ve kamu istihdamı yine şişti. Oysa IMF, 2003 yılında en az 30 bin kamu işçisinin atılmasını istiyor. Bunların durumu ne olacak? ¥ Recep Tayyip Erdoğan başta olmak üzere Ak Parti’de her ağzını açan “vergiler indirilecek” diyor. Oysa IMF, KDV ve diğer vergi oranlarına dokunmayın, çırılçıplak kalır, ekonomi paketini yolundan şaşırtırsınız, diye uyarıyor. Vergiler inecek mi inmeyecek mi? ¥ Hadi dobraca soralım ve dobraca cevap verin: 57. hükümet bir kereliğine mahsus olmak üzere, hesapta depremzedelere yardım adı altında, Özel İşlem ve Özel İletişim Vergisi çıkardı. Ama tatlı para Ecevit hükümetinin o kadar hoşuna gitti ki, 1 kereliğine çıkan şeyi 3 yıldır 3 keredir ödüyoruz. Bu vergilerin bu yıl sonu itibariyle bitmesi gerekiyor. Ama IMF uzatın, diyor. IMF mi halk mı? ¥ Enflasyon düşüş eğilimine girdi. Ama kamu mallarına ertelenen zammın da yılbaşından önce mutlaka yapılması gerekiyor. Bu da düşüş eğilimindeki enflasyonun bir süre daha başını yukarı kaldırmasına yol açabilir. Gerçi 57. hükümet dün itibariyle yerli sigaradan çaya kadar bir dizi zam yaptı ama bu ertelenen miktarı bulmadı. Siz bu zamları yapacak mısınız? Yaparsanız enflasyonu nasıl dizginleyeceksiniz? ¥ AKP kurmayları ısrarla ‘BDDK’ya da dokunuruz diğer üst kurulları da lağvederiz’ diyor. BDDK’ya dokunmak, bankacılık sistemini yeniden siyaset ile ilişkilendirmek her şeyin başa dönmesine yol açacaktır. Piyasalar, bu kurullara dokunmayın, diye çağrıda bulunuyor. AKP kurmayları ise, ‘yakalım, yıkalım’ diyor. Hangisini dinleyeceksiniz? ¥ 57. hükümet İş Güvencesi Yasası’nı çıkarıp, işverenin istediği İş Kanunu’nu çıkarmayınca ‘iş barışını’ dinamitleyecek fitili ateşleyip gitti. İşverenler, ‘İş Güvencesi çıktı ise İş Kanunu da çıkarılmalı, aksi halde Mart’ta yüzbinlerce işçiyi kapı önüne koyarız’ diyor. İş Kanunu çıkarılacak mı? Yoksa yüzbinlerce işçi Mart’ta işsiz mi kalacak? ¥ Tarımda dünya modernleşmeye giderken ve sübvansiyonu belirli seviyelere çekerken AKP’nin programında yeniden destekleme politikalarının öne çıkarılması, sizce kamudaki harcamaların kontrolden çıkmasına yol açmaz mı? Ya da bu bir popülist politika sayılmaz mı? Neyse... Soruları daha fazla uzatıp, müstakbel ekonomi bakanımızın canını sıkmak istemiyoruz. Ancak bunların şimdilik kendisi için bir dizi “idman sorusu” olduğunu da belirtelim.
 
 
 
 
 
 
 
Kapat
KAPAT