BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Adalet artık affetmeyecek

Adalet artık affetmeyecek

“Ne partimin ne bakanlığımın gündeminde yeni bir af çalışması yok. Geçmiş hükümet 43. affı çıkardı. Kimse bizden bu yönde bir beklenti içine girmesin. Biz böyle bir çalışmanın altına asla imza atmayacağız. Aksine adaleti hızlandıracağız ve yıllardır bekleyen dosyaları karara bağlayacağız.” DGM’ler kalkacak “Hukukta köklü değişiklik yapacağız. DGM’lerin görevini ihtisas mahkemesi olarak ağır ceza mahkemelerine vermeyi planlıyoruz. Yolsuzluk ve rüşvetin üç ayağı var: Siyasetçi, bürokrasi ve iş dünyası. Devlete bakın, iyi insanları bile azdıracak kadar imkanı var. Devleti küçültüp bunları bitireceğiz.”



ANKARA - Adalet Bakanı Cemil Çiçek, hukuk alanında köklü değişikler yapılacağını belirterek, yargılama sürecinin hızlandırılacağını, DGM’lerin yargı bütünlüğünü sağlamak amacıyla kaldırılacağını söyledi. Affa sıcak bakmadığını ifade eden Çiçek, “AB ile ilgili uyum paketini 12 Aralık’tan önce çıkarmaya çalışacağız” dedi. AB uyum paketinden anayasa değişikliğine, Erdogan’ın siyasi yasağının kalkmasından yolsuzluklara ve affa kadar bir çok konuda değerlendirmelerde bulunan Çiçek’in, Medya Grup Başkanı ve Gazetemizin Ankara Temsilcisi Nuri Elibol’un sorularına verdiği cevaplar şöyle: ¥ Soru: AB’nin şimdiye kadar istediği reformların hepsi gerçekleşti mi? AK Parti lideri Erdoğan AB turunda yapılacak düzenlemeleri 9 başlıkta toplamıştı? Bu konuda son durum nedir? ¥ Çiçek: Sizin de söylediğiniz gibi, Türkiye kısa zaman içerisinde 14 ülkeye birer çıkarma yaptı. Avrupa’nın başkentlerinde şu anda Türkiye konuşuluyor. Keşke daha evvel böyle bir gayret, çaba gösterilebilseydi. Hükümet olarak da işe hızlı başladık. Zaten hükümet kurulur kurulmaz, daha güvenoyu almadan, özellikle 12 Aralık’ta yapılacak Kopenhag Zirvesi’nden evvel Türkiye’nin AB’ye girme noktasındaki kararlılığını gösterme noktasında bir çabaya girdik. Bu manada değişik yasalarda değişikliği hedefleyen 30-32 sayfalık bir paketi hazırladık, salı günü büyük ihtimalle (bayramdan önce) Meclis’e sevk etmiş olacağız. Bu bir tek paketten ibaret değil. Bunun arkasından daha pek çok yasada değişiklikler gündeme getirilecektir. Bunların bir kısmı mevcut Anayasaya aykırılık taşıyan kanun hükümleridir, bir kısmı da ulusal program açısından taahhüt ettiğimiz konulardır. Çok köklü değişikliği daha sonra yapacağız, ama bugün aciliyet gerektiren değişiklikleri halledeceğiz. Bize farklı muamele yapmayın Bunların içinde yargılamanın yenilenmesi konusu özellik arz ediyor. Bu değişiklikleri biz niye yapıyoruz? 12 Aralık öncesi AB makamlarına demek istiyoruz ki, bakın Türkiye’nin niyeti samimidir. Bu değerleri benimsiyoruz, Avrupa Birliği’ne de girmek istiyoruz. Bize diğer aday ülkelerden farklı muamele yapmayın. Kararlılığımızı çok açık ortaya koyuyoruz. Bunun zor olanlarını 3 Ağustos 2002’de Meclis’ten geçirdik. Geri kalan kısımları da paketler halinde Meclis’e sevk edeceğiz. Bundan beklentimiz de şudur. Türkiye’nin AB’ye girmesini istemeyen Avrupa’da bir takım kesimler var. Onların istismarına veya bahanesine fırsat vermek istemiyoruz. ¥ Soru: Yeniden yargılanma konusunda ne yapacaksınız? AİHM kararlarına ilişkin ne düşünüyorsunuz ? ¥ Çiçek: Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’ne başvuru hakkını tanımış bir ülkeyiz. Türkiye, kararları özellikle tazminat açısından bugüne kadar uyguladı. Bu anlamda Türkiye’nin bir sıkıntısı yok. Bazı ufak tefek pürüzler olabilir. O da zaman içerisinde giderilir. Biz kanunları süratle çıkarmalıyız ama, bunu süratle yaparken de bazı sıkıntıları taşıyacak tarzda çıkarmamalıyız. Bu neviden köklü değişiklikleri yapacak yasaların etraflıca incelenmesi lazım. Farklı tatbikatları nedir, onlara bakmak lazım. Biz 3 Ağustos’da bu değişikliği yaparken, yargılanmanın iadesi konusunda Fransız sistemine dayandık. Yani demek ki Türkiye’de, 3 Ağustos’daki bu uygulama Türkiye’ye mahsus bir uygulama değil, bunun AB ülkelerinde de benzerleri var. AİHM kararlarını Avrupa’da çok değişik uygulayan ülkeler var. Bunlardan bazıları hiç bir şarta bağlamadan uyguluyor; İngiltere gibi. Bazıları şarta bağlı uyguluyor, Fransa gibi, Almanya gibi. Bazıları bu noktada herhangi bir yasal düzenlemeye ihtiyaç duymaksızın yargı kararlarıyla böyle bir uygulama imkanı getirmeye çalışıyor. Avrupa’da da bir konsensüs yok, ülkeden ülkeye değişiyor. Henüz uygulama yok. Hem uygulamayı göreceğiz hem de Batı ülkelerini bu manada inceleyip ona göre dört başı mamur bir teklifi Meclis’e getireceğiz. Doğrusu biz Avrupa’ya bir mesaj vermek istiyoruz, kararlılığımızı göstermek istiyoruz, ama bunu yaparken de kafasına gözüne vurarak değil, ayakları yere basan yasaları çıkarmamız lazım, aksi halde yasaların ömrü kısa oluyor. Bugün yapıyorsunuz, üç gün sonra bir daha, olmadı bir daha kanun. Şimdi bu yargılamanın iadesi konusunda ise kanun çıkmış, uygulamaya gidilmemiş, uygulamaya gitmeden bir defa daha değişiklik gibi bir durum var. Bu noktada biraz daha araştırmaya ihtiyaç vardır diye düşünüyoruz. AB uyum paketi ¥ Soru: Bakanlar Kurulu’nda ele alacağınız AB uyum paketinde belli başlı neler var ? ¥ Çiçek: Dernekler Kanunu, Siyasi Partiler Kanunu, Milletvekili Seçimi Kanunu, Adli Sicil Kaydı Kanunu ve Vakıflar Kanunu’nda değişiklikler var. 8- 10 kanunda değişikliği esas alan Milli Güvenlik Kurulu Kanunu’nda değişiklik var. O da şudur: Son Anayasa değişikliğiyle, daha önce kurulda bulunmayan bazı bakanlar Milli Güvenlik Kurulu toplantılarına katılıyor. Adalet Bakanı ve Başbakan Yardımcıları bu durumdadır. Anayasa değişti, yasa değişmedi. Anayasa hükmünü yasaya koyuyoruz. Orada yapılacak değişiklikler, Anayasa’daki değişikliğin yasalara da yansıtılmasıdır. ¥ Soru: 12 Aralık Kopenhag Zirvesi için belli başlı eksiklikleri tamamlamaya mı çalışıyorsunuz? ¥ Çiçek: Biz bu konuda en zor olanlarını değiştirdik. AB ne yapacak, ne edecek o ayrı bir olay. Onun karşılığını bize vermeleri lazım. Onun da karşılığı tarihin verilmesidir. Bu siyasi kriterler dediğimiz husus esas itibariyle son derece elastiki. Takdire bağlı hususlardır. Ama biz bu noktada bir kararlılık gösterilmesi açısından bunları yapıyoruz, bunları yaparken de Anayasa’ya aykırılıklar varsa, onları da gidermeye çalışıyoruz. Soru: AB üyeleri bize, ‘Siz yasaları çıkarıyorsunuz, ama uygulamıyorsunuz. Tayyip Beyin durumu buna örnek’ diyerek, bu yüzden tarih vermek noktasında tereddütlü davranıyorlar. Bu değerlendirmelerine katılıyor musunuz? Çiçek: O noktada haklılık payları var. Gerçekten de bazı yasaların uygulamasında yasaya rağmen değişen bir şey olmadığını kabul etmemiz gerekiyor. Tabiatıyla bunlardan da en fazla zarar gören parti olarak uygulama farklılıklarını ortadan kaldırmaya yönelik çabalarımız var. Soru: Bu düzenlemelerin içinde 76 ve 78 de var mı? Çiçek: 76 ve 78. maddeler Anayasa değişikliği gerektiriyor. O ayrı bir prosedüre. Anayasa değişiklikleri TBMM’nin görev alanına giriyor. Bizim Adalet Bakanlığı olarak o konuda bir çalışmamız olmaz. Ancak teklif yardımı yaparız. Bildiğim kadarı ile parti onu da organize ediyor, ama biz teknik yardım yapıyoruz. Soru: 109. Madde ertelenecek mi? Çiçek: Sadece 109 olarak değil de 76 ve 78 daha uygun. Daha önceki 37 maddelik Anayasa değişikliği paketi içerisinde vardı. O günkü Meclis aritmetiği içerisinde bazı partilerin Tayyip Erdoğan endişesinden kaynaklanan siyasi manevraları ile maalesef gerekli çoğunluğu bulamadık. Yoksa 76. Madde o zaman da değişiyordu. Bence de değişmesi gerekiyor. Biz tasarı olarak bu söylediğim konularla ilgili bir değişikliği sevk etmiş olacağız Soru: Uzun yıllar siyaset yaptınız. Geçmişte de bakanlık yaptınız. Bakanlar arasında uyum nasıl, Bakanlar Kurulunu nasıl buldunuz ? Çiçek: Bu bir endişeyi ifade ediyorsa, biz arkadaşlarla şu an gayet uyumlu çalışıyoruz. Hükümetin daha kırkı çıkmadı. Zaten iki toplantı yaptık. Herkesin yapacağı işler belli. Geçmiş hükümetlerden farklı olarak da Acil Eylem Planı’yla yapacağımız işleri takvime bağladık. Hangi bakanlığın ne zaman yapacağı da aşağı yukarı zaman dilimi olarak bellidir. Dolayısıyla kendi işine bakıyor, bakacaktır. Umut veren bir Bakanlar Kurulu var. Bunu dolar anladı, mark anladı, Euro anladı. Demek ki bu Bakanlar Kurulundan ekonomi piyasası son derece memnun. Ben vatandaşın bu hükümete güvendiğini böyle bir iyimserlik içinde olduğunu biliyorum. Arkadaşlar da bu işlere dört elle sarılma gayreti içerisinde. Soru: Dokunulmazlıklar ile ilgili dosyalar var bekleyen... Çiçek: Bizde bekleyen dosya yok. Geldiğim gün bir tek kişinin dosyası geldi; akşam bize geldi, sabah Başbakanlığa gönderdik, oradan da parlamentoya gidiyor. Şimdi geçmiş dönemde milletvekili olup, dokunulmazlıkla ilgili sebeplerden dolayı Meclis’e gönderilmiş olanların durumu var. Sıfatları kalmadığı için, dosyaları geldiği usulden mahkemelere gidecektir. Soru: Şu anda cezaevlerinde devam eden ölüm eylemi var mı ? Türkiye’de bir gelenek vardır; sağ görüşlü bir Adalet Bakanı geldiği zaman cezaevlerinde hemen böyle planlanmış seri eylemler başlar. Böyle bir durumla karşılaşırsanız ne yapmayı düşünüyor sunuz? Çiçek: İnsanların ölmelerinden üzüntü duyarız. İnsanların başlarına bu işlerin gelmesinden rahatsızlık duyarız. Ancak bu da Türkiye’nin bir vakası. Bazı eksiklikler varsa bunlar şüphesiz giderilebilir. İyi niyetli olmak kaydıyla. Ancak, ölüm oruçları dediğiniz olay, cezaevi şartlarının düzeltilmesinden ziyade bazı konuların Türkiye’nin gündemine gelmesi, Türkiye’nin hassas olduğu bazı konularla ilgili bir tavır koymak, dışarıya bir mesaj vermek, dışarının Türkiye’nin işlerine yerli yersiz müdahalesine çanak tutmak anlamına geliyorsa o zaman bir hak olmaktan çıkar, bir başka anlam ifade eder. Ölüm eylemleriyle ilgili olarak bundan evvel yaşanan bir tecrübe var. Bir koğuş sistemi vardı. Koğuş sisteminin Türkiye’yi nerelere getirdiğini hep beraber gördük. Bizden evvelki hükümet bu konuda bazı çalışmaların içine girdi. Bu problemleri çözmeye uğraştı, bu noktada bazı direnişler ve olaylar meydana geldi. Mahkumlar F Tipi’nde şu anda üçer kişilik koğuşlarda kalıyorlar. İstenen tekrar koğuş sistemine dönmek ise bu kesinlikle mümkün olmaz. Yani cezaevinde ille de örgütlerin Türkiye aleyhine çabalarına biz kendi imkanlarımızla çanak tutmayız. Bu noktada geçmiş uygulamalar aynen devam eder. Yani ağababaları Brüksel’de, Paris’te, bilmem Batı Avrupa ülkelerinde zevki sefa içinde hayat sürecek, buradaki insanlar da devletin hakimiyeti altında olması gereken yerlerde onların kötü niyetlerine alet olacak. Bir devlet buna müsaade etmez. Soru: Siz kendinize bir yıllık veya altı aylık bir eylem planı yaptınız mı ? Çiçek: Bizim siyasi geleneğimizde sonraki gelen önceki geleni kötüler düşüncesi yok. Ben bu anlayışta olmayacağım. Benden evvel de bu bakanlıkta çok önemli çalışmalar yapılmıştır. Bizdeki bir kısım çalışmalar iktidar boyutunu aşan çalışmalardır. Yani, Türk Ceza Kanunu tasarısını güncelleştirmek, modernleştirmek, günün ihtiyaçlarına cevap verir hale getirmek istiyorsanız, bu akşamdan sabaha, bir hafta sonu yapılıp bitirilecek bir çalışma değil. On gün, beş gün, belki yedi yıl sekiz yıl çalışmayı gerektiriyor. Bu manada yapılan önemli çalışmalar var. Biz bunların tamamını aynen benimsiyoruz. Bazı değişiklikler olursa bunları üzerine ekleyeceğiz, TBMM’ye göndereceğiz, bir kısım eksikliklerimiz de varsa zaten komisyonlarda Meclis’te görüşülecektir. Adli Yargı’yı yeniden yapılandıracağız Şu anda 20’den fazla tasarıyı başbakanlığa gönderdim. Sevk ettiğimiz tasarıların önemli bir kısmı Türkiye’de yargının hızlandırılmasını temin edecek tasarılar. Çünkü vatandaşın yargıdan en büyük şikayeti yargının ağır işlemesi, uzun sürmüş olmasıdır. Bunu hızlandıracak mekanizmaları getirmeye çalışıyoruz. Bunlar CMUK ve HUMUK’da yapılacak değişiklikler. Yargı mercilerinde bir dosya yığılması var. Mesela temyiz mahkemesi Yargıtay, bu anlamda on binlerce dosya ile karşı karşıya. Dolayısıyla bazı ara kademe yargı mercilerine ihtiyaç var. Bunu idari yargıda bir ölçüde yapılmış vaziyette. İdare mahkemeleri, bölge idare mahkemeleri, sonra Danıştay var. Bunun paralelinin adli yargıda da gerçekleştirilmesi gerekiyor. Buna bilinen tabiriyle istinat mahkemeleri diyoruz, ya da bölge adliye mahkemeleri isim benzerliğini temin etmek bakımından ikisi de kullanılabilir. Bu manada yapılan bir kısım çalışmalar var. Bunları sevk ettik. Ayrıca bizim temel yasalarımız peyder pey değişti. Adeta yamalı bohça haline geldi. Bu temel yasalarımızın da gözden geçirilmesi gerekiyor. Bunlardan birisi Medeni Kanundu. Geçtiğimiz dönemde çıktı. Türk Ceza Kanunu, Ticaret Kanunu, İcra İflas Kanunu ve İş Kanunu’nun da günün şartlarına göre, ekonomik şartlara göre değişmesi gerekiyor. Türk Ceza Kanunu komisyonlarda çalışması sürüyor. En kısa zamanda onları da Meclis’e göndermeye çalışacağız. Ayrıca Türkiye’de demokrasinin kökleşmesi siyaset alanının genişlemesi açısından kamuoyunun beklentileri var. Bunların başında da Siyasi Partiler Kanunu geliyor. Kamuoyunda tartışma açılacak Biz bu tasarıları hazırlıyıp, ilgili kuruluşlara ,siyasi partilere ve medyaya da göndereceğiz. Bugünden itibaren bir şey başlatmaya çalışıyorum; tasarı taslak halindeyken internet sitemize yazacağız. Dolayısıyla daha işin başlangıcında konuya ilgili çevrelerin ister kuruluş, ister şahıs olarak internet sitelerinden bizim bu hazırlıklarımızla ilgili bilgi sahibi olacak. Varsa görüşlerini bildirecek. Bunlardan istifade edip, son şeklini verip tasarı olarak Bakanlar Kuruluna göndereceğiz. Böylece konuyu tartışmış, onların da katılımını sağlamış olacağız. Kanunlar yeterince tartışılmadan yapıldığı için sık sık da Anayasa Mahkemesi’ne gidiyor. Neredeyse bir bidayet mahkemesine dönüştü. Her kanunu Anayasa Mahkemesi’ne götürmek muhalefet aracı haline geldi. Bu anlamda Acil Eylem Planı’nda bir yıl içinde 26 konuda hazırlık yapmamız gerekiyor. Zaten onların hazırlığı yapılmış vaziyette, bir kısmını da başlattık. Başlayacağımız İnternet uygulaması vatandaşın bilgi edinme hakkıyla alakalı. Onun bir çerçevesini çıkaracağız. Talimatını verdik, komisyonlarını kuracağız. Batı ülkelerinde nasıldır, bilgi edinme hakkının en iyi şekilde kullanıldığı ülkelere de bakıp Türkiye şartlarında yeni bir düzenleme yapmak istiyoruz. Soru: DGM’leri kaldırmayı düşünüyor musunuz ? Çiçek: Seçim beyannamemizde de Devlet Güvenlik Mahkemeleri’nin kaldırılması gerektiği noktasında kabulümüz var. DGM’ler niye kuruldu. O gerekçeye bakmamız lazım. O gerekçe devam ediyorsa mesele yok, ama etmiyorsa o zaman bu neviden uygulamalardan vazgeçilmesi gerekecektir. Üstelik İnsan Hakları Mahkemesi’ndeki en çok dava da bu adil yargılama ilkesine aykırılıktan kaynaklanıyor. Adil yargılamanın Devlet Güvenlik Mahkemeleri’nde yapılmadığı gibi de İnsan Hakları Mahkemesi’nin bir kabulü var. Özellikle 1980 öncesi dönemdeki terör olayları, anarşi olayları, yargının süratli karar verememesi ve o neviden olayların da özel ihtisas gerektirmesi sebebiyle de düşünüldü. Burada görev yapan hakimlerimiz, savcılarımız terör suçları konusunda uzmanlaşıyorlar, oranın diğer mahkemelere nazaran yargılamasında biraz daha farklı usuller uygulamalar var. Böylece neticeye gidebilmek daha çabuk olur. Yargı bütünlüğü bozulur Şimdi her ihtisas gerektiren konuda ayrı bir mahkeme kurmak gerekecekse, o zaman banka suçlarıyla ilgili de ayrı bir bankacılık mahkemeleri kurmamız lazım. Her ihtiyaç zuhur ettiğinde bir özel mahkeme kuracaksak, o zaman Türkiye’de önümüzdeki zaman içinde 5 tane 10 tane daha DGM benzeri mahkemeler kurmak gerekecek. Bu yargı bütünlüğünü bozuyor. O halde biz yargıyı hızlandırıyorsak, bununla ilgili tedbirler alıyorsak, zaten Devlet Güvenlik Mahkemelerinin birinci varlık sebebi ortadan kalkıyor. İkincisi, ihtisas gerektiriyorsa, mevcut adliye mahkemelerinde görev sahaları ayırdedilir. Örneğin İstanbul’da birinci ağır ceza bu neviden suçlara, ikinci ağır ceza da diyelim ki ekonomik suçlara bakar. Dolayısıyla böylece ihtisaslaşmayı da bütünlüğü bozmadan sağlamış olursunuz. DGM’lerin gerekçesi ortadan kalktığı için bu bütünlüğün sağlanması gerektiğini düşünüyorum. Ben hukuk meselelerine ideolojik bakılmasını doğru bulmuyorum, çünkü o zaman biraz bağnaz bakarız. Öğrenci affı Soru: Öğrencilerin disiplin suçlarının kaldırılmasıyla ilgili. Siz karşı çıkmıştınız, gerekçeniz neydi? Çiçek: Karşı olduğum falan yok. Tasarılar hazırlanırken, bütün boyutlarının bilinmesi lazım. Kanun çıkarırsınız, o zaman hiç ummadığınız şeyler de ortaya çıkar. Geçmişte bunun sayısız örnekleri var. Anayasa Mahkemesi’ne gider. Adalet ve eşitlik ilkelerine dikkat etmemiz lazım. Bu bir af ise, kamuoyunda öğrenci affı gibi algılanıyor ise, af kavramında dikkat edilmesi gereken Anayasa Mahkemesi kararlarına baktığımızda adalet ve eşitlik ilkesidir. Eğer ortaya koyacağınız metin adalet ve eşitlik ilkesini zedeliyor ise o zaman bunu aceleye getirmek yerine tüm boyutlarıyla bakıp, inceleyip ondan sonra gündeme getirmek gerekir. Kimse bizden af beklemesin Acele çıkardığımız zaman telafi etmek zor oluyor. Geçmiş dönemde çıkarılan afların memleketin başına ne kadar iş açtığını gördük. Bizim bu dönemde olabildiğince Anayasa Mahkemesi’ne az iş düşürecek bir yasama anlayışını bir kanun yapma tekniğini kabullenmemiz gerekiyor. O konuları gündemden çıkarma anlamında, daha değişik hazırlıklar yapmak gerekiyor. Ben af lafının yerli yersiz kullanılmasını doğru bulmuyorum. Prensip olarak affa taraftar bir insan değilim. Affın adaletsizlik olduğuna prensip olarak inanıyorum. Türkiye 43. affını da çıkardı. Bundan sonra bizim gündemimizde kamuoyunun beklediği anlamda bir af yoktur. Bunu peşinen söyleyeyim. Soru: Rrüşvet ve yolsuzlukla mücadelede Adalet Bakanlığı ne yapacak ? Her hükümet bunu programına alıyor, ama somut tedbirler şimdiye kadar alınamadı. Çiçek: Aslında çok zor bir konudur. Keşke birkaç gün içinde yapılacak bir çalışmayla bitecek cinsten olsa bu. Bu çok boyutlu, geriye dönük bağlantıları olan bir husus. Bir çok bakanlığı ilgilendiriyor. Ceza Kanunu’nda yolsuzluk diye bir suç yok. Vatandaş rüşveti ve ihaleye fesat karıştırmayı yolsuzluk kabul eder. Ya cezaları caydırıcı değil ya yargılamada bir kısım sıkıntılar var. Aflar da bu caydırıcılığı ortadan kaldıran sebeplerden bir tanesi. Soru: AK Parti Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın başbakanlığının önündeki engelleri kaldırmak için bir çalışma var mı? Çiçek: Bu manzara elbette herkesi rahatsız ediyor. Meydanlarda herkesin başbakan olarak desteklediği bir isim Erdoğan. Tabi bu konu Türkiye’de siyaset alanının ne kadar dar olduğunu gösteriyor. Bizim de zaten söylem ve hedeflerimizden bir tanesi siyaset alanının genişlemesi, engellerini kaldırılması. Erdoğan’ın maruz kaldığı bu yasak sadece onu ilgilendirmiyor. Başkaları da var. Bizim bu yasakları kaldırmamız lazım gelir. 76. Madde değişirse, pek çok kişi de bu yasaklardan kurtulmuş olur. Çünkü insanlar bir suç işlemiş, bedelini ödemiş. Üstelik bu terör suçu falan da değil, fikir suçu, fikrini söylemiş, şiir okumuş. Yasaklar nedeniyle mahalle muhtarı bile olamaz dediğiniz insanlardan biri başbakan, biri cumhurbaşkanı oldu. Bu ayıplardan Türkiye’nin kurtulması lazım. Kopenhag’a giderken Türkiye bu yasakları biran evvel kaldırmalıdır. Bu noktada da CHP’ye çok önemli görevler düşüyor. Eğer basına yansıyan beyanları kendilerine ait ise o beyanları ispat edecekleri günler çok fazla uzak değildir. Yolsuzlukta sacayağı var Yolsuzluk dediğiniz şeyin bir ayağında siyasetçi var. Deniliyor ki bunu önlemenin yolu 83. Maddedir. Yani dokunulmazlığın kaldırılmasıdır. Bakanlar açısından da 100. Maddedir. Öbür ayagında bürokrat var. Onunla ilgili de Memurin Muhakemat yasası var. Yolsuzluk en az üç kişiyle işlenir. Öbür tarafında da iş dünyası var. Bu iş ortadan kaldırılacaksa Meclis’in, Bakanlığın, kamuoyunun yapacağı işler var. Kamuoyu artık bu konuda daha duyarlı. Bu düzenlemeler için iyi bir temel oluşturuyor. Bizim bunu değerlendirmemiz lazım. Yargının hızlandırılması, bunun ayaklarından bir tanesi. Devlet olarak tasarrufları ve ihaleleri şeffaf hale getirir, objektif kriterlere bağlarsak, yargıyı süratlendirirsek yolsuzlukların önüne büyük ölçüde geçeriz. Bu kanayan bir yara. Bunun uluslararası bir boyutu da var. Uluslararası şirketler ve kuruluşlar da bu işin içinde... Soru: Yolsuzluk ve rüşvet özelleştirme yoluyla önlenemez mi? Çiçek: Devletin elinde bu kadar imkan olduğu sürece bu yolsuzluk iddialarıyla karşı karşıya kalacaktır. Devletin elinde çok büyük imkanlar var. En büyük işveren devlet. Bu kadar imkanın olduğu bir yerde de siyaset ister istemez ucundan kenarından bu işlere bulaşıveriyor. Devlette yolsuzluğu önlemenin en önemli araçlarından biri özelleştirmedir. Demek ki devletin elindeki imkanların özel sektöre devredilmesi lazım. Yani devletin küçültülmesi gerekir. Soru: Sayın Deniz Baykal, AB kriterlerinin yerine getirilmesi anlamında yeniden yargılanmanın Öcalan’a kadar varabileceğini söyledi. Bu konuda ne düşünüyor sunuz? Çiçek: Ben çıkardığımız yasaların şahıslarla ilişkilendirilerek ya da onların ismiyle anılarak toplumun gündemine getirilmesini şahsen doğru bulmuyorum. Çünkü biz yasaları bu ülkenin insanları için yapıyoruz. Bir çizgi çekeriz, o çizginin üzerinde kalan herkes ondan istifade eder ya da etmez.
 
 
  • Piyasalar

    Fark %
  • 93043
    % -1.58
  • 4.7293
    % -0.13
  • 5.4858
    % -0.27
  • 6.2662
    % -0.23
  • 194.478
    % -0.07
 
 
 
 
 
Reklamı Geç
KAPAT