BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Beyaz Zambak

Beyaz Zambak

Banu, Burçin’in kulağına bir şeyler fısıldıyordu. Mete onları farkedince yine gizli bir korkuya tutuldu. Ablası Burçin’le konuştuktan sonra yerinden kalkmış, eve gitmişti. Herşey Mete ile ilgiliymiş gibi geliyordu Mete’ye. Başına bir şeylerin geleceğini bilenlerin telâşı vardı...



Konuşmak istedi fakat konuşamadı Diğerleri de bu konuda bir şeyler söyledi. Sonra konu tekrar değişmiş ve kalabalık kendi aralarında konuşmaya devam etmişti. Ah şu kalabalık ne kadar basit, ne kadar anlayışsızdı!.. Mete şu anda bu kalabalıktan nefret ediyordu. Meçhul bir suikast için toplanmışlardı sanki. Şimdiye kadar bir araya gelmiş insanlardan bu kadar korkup, nefret etmemişti. Gökyüzü koyu lacivert rengi ile parlak bir atlas gibi parlıyordu. Yıldızlar göz kırpıyor, ay dünyaya ışık saçıyordu. Ayın etrafındaki çeşitli renklerden oluşan hâle, insana güzel duygular verecek kadar cazibeliydi. Havuzun ortasındaki fıskiyeden su tazyikli bir şekilde havaya sıçrayıp, tekrar havuza düşüyordu. Rüzgâr hafif meşrep esiyor, yerdeki yaprak gölgelerini kaynaştırarak oynatıyordu. Ay ve beyaz lâmbaların ışıkları, bahçeyi kar örtülmüş gibi yapmıştı. Yemek bittiğinde herkes bir şezlong çekerek havuzun kenarına oturdu. Bu arada hizmetçi masayı topluyordu. Mete bu gecenin bir an önce bitmesini ve misafirlerin gitmesini istiyordu. Bir yalnız kalabilseydi, bir kendisiyle başbaşa olabilseydi, belki kendine gelecekti. Eski Mete’ye ne olmuştu bugün, eskisinden daha beter ürkekleşmiş, korkaklaşmıştı. Bu durumdan bir an önce kurtulmak gerekiyordu. Bazen konuşmalara katılmak istiyor fakat konuşacak bir konu bulamıyor, dahası konuşmaya cesaret edemiyordu. Banu, Burçin’in kulağına bir şeyler fısıldıyordu. Mete onları farkedince yine gizli bir korkuya tutuldu. Ablası Burçin’le konuştuktan sonra yerinden kalkmış, eve gitmişti. Herşey Mete ile ilgiliymiş gibi geliyordu Mete’ye. Başına bir şeylerin geleceğini bilenlerin telâşı vardı. Ablası evden elinde bir defterle dönmüştü. O defteri tanımıştı Mete, kendisinin şiir defteriydi. Yere düşecek gibi oldu defteri ablasının elinde görünce. Ne yapmak istiyordu Banu, o eski defteri niye getiriyordu?.. Konuşmak istedi fakat konuşamadı. Banu, Burçin’in yanına oturduktan sonra konuşmaya başladı. -Biz bugün Mete için toplanmadık mı burada?.. Oysa Mete hepimize dargın gibi susuyor. Madem o konuşmuyor, biz de onun şiirlerinden okuruz. Alnından terler boşandı Mete’nin. Gizli sırları ifşa ediliyordu sanki. Nefretle baktı ablasına. Emel hanım, Banu’nun fikrini destekliyordu. -Fena fikir değil, böyle harika bir gecede şiir dinlemek çok güzel olur. Banu elindeki defteri Burçin’e verdi. -Burçin’in sesi çok güzel, o okusun. Haydi Burçin bir şiir seç. Burçin Mete’ye şöyle bir baktı. -Şairin kendisi okusa daha iyi olmaz mı?.. -Hayır, diye itiraz etti Banu. Şairler kendi şiirlerini başkasından dinlemek isterler. -Madem öyle diyorsunuz, okuyayım bari. Banu ile Burçin’in bu kadar senli benli olması Mete’yi olduğu kadar diğerlerini de şaşırtmıştı. Şaşırmayan bir tek Faruk gibi görünüyordu, kendi kendine gülümsemesinden anlaşılıyordu bu. Burçin herhangi bir sayfayı açtığında önce şiirin başlığını okudu. Mavi Gözler başlığını okuyunca tereddüt etti, Banu’nun yüzüne baktı. -Haydi okusana!.. dedi Banu. Burçin önce titrek bir sesle başladı şiire, sonra açıldı, neşeli bir havaya dönüştü. “Bir bakışın var ki yüreğimi deler gider Yakar beni gözlerindeki alevler Ama merhametsizmiş, insafsızmış Gözlerin, ah o mavi gözlerin... Sen bir papatyasın, gözlerin tomurcuk Senin uğruna deli divane olduk Ama gözlerin beni diken belledi Gözlerin, ah o mavi gözlerin... Yanakların gül yaprağı, kaşlarınsa yay Sevilmek zorsa da, sevmek çok kolay Ben çok sevdim ama o beni sevmedi Gözlerin, ah o mavi gözlerin... Bu şiirin kimin için yazıldığını herkes anlamıştı. Faruk sesli sesli gülmüştü. Banu muzipçe kardeşine bakıyordu. Fakat Mete’nin yüzü sapsarıydı ve bu hali beyaz ışıkların altında bile belli oluyordu. Artık dayanacak gücü kalmamıştı Mete’nin, gözleri nemlenmişti. İki elini başına götürdü. Bir süre öyle kaldı. Mete’nin bu hali diğerlerini telâşlandırdı. -Ne oldu oğlum?.. dedi Sevgi hanım. -Başım, dedi Mete. Başım çok ağrıyor. Bana izin verin, evde biraz uzanayım. -Evet doğru, dedi Emel hanım. Biraz uzansın, kendine gelir o zaman. Mete yerinden kalktı sendeleyerek. Raşit koluna girdi. -Ben kendim giderim enişte, dedi Mete. Faruk da gelmişti yanına. -Seninle geleyim mi?.. -Hayır, dedi Mete ona öfkeyle bakarak. Hiç kimseyi istemiyorum!.. > DEVAMI YARIN
 
 
 
 
 
 
 
Kapat
KAPAT