BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Şehir ressamı

Şehir ressamı

Selim Cebeci 1980 yılına kadar çizim masalarında proje üreten sıradan bir mimarken kabına sığmayıp daha faklı arayışlar içine girdi. Sahne ve kostüm tasarımı, reklam filmlerinde sanat yönetmenliği derken bambaşka bir dünyanın içinde buluverdi kendini. Hiç yapılmayanı denedi ve şehirleri, yaşayan kalabalıkları resmetmeye koyuldu.



Selim Cebeci 1980 yılına kadar çizim masalarında proje üreten sıradan bir mimarken kabına sığmayıp daha faklı arayışlar içine girdi. Sahne ve kostüm tasarımı, reklam filmlerinde sanat yönetmenliği derken bambaşka bir dünyanın içinde buluverdi kendini. Hiç yapılmayanı denedi ve şehirleri, yaşayan kalabalıkları resmetmeye koyuldu. O her resminde şehirde kalabalıkların bir araya geldiği iç ve dış mekânları yeniden üretmeye çalıştı. Başka başka şehirlerin yer altı tünellerinden, lâğımlarından, garlarından, metro istasyonlarından, parklarından, kulelerinden, otel odalarından, yaya geçitlerinden, hastanelerinden, terk edilmiş fabrikalarından, lokantalarından ve ev içlerinden seçip topladığı sıradan ve sayısız görüntüyü bir iç plan gereği resme dönüştürdü. Cebeci, bulunduğu şehrin içinden seçip ayırdığı kareleri, 'an'ları tuvaline taşırken; etrafında olan biten her şeyi fark ettiğini ama fark edilenin içinde durmayarak kendini o şehrin imajından ayrı tuttuğunu kurgusuyla verdi. Şehrin farklı yüzü Yapı Kredi Kâzım Taşkent Sanat Galerisi'nde açtığı 26/1 başlıklı bu sergiyle Selim Cebeci, bir anlama dayanmayan ve resimsel eleman olarak değer taşıyan herhangi bir 'an'ın, olayın, durumun estetiğini kurarken artık sözü gereksinmeyen, anlatılmayı talep etmeyen bir nesneler dünyasının kendi iç bütünlüğünü, o nesnelerle kurduğu mesafeli dille yansıttı. Selim Cebeci'nin resimlerinde ilk bakışta kendini belli eden "şehir", "şehirde bir yerde" olma duygusu. Hemen hemen her bir resim, kalabalıkların buluştuğu, hareket ettiği ya da boşalttığı iç ve dış mekânları yeniden tasvir ediyor. Cebeci'nin yaptığı resimler aslında onun zaman ve coğrafya dışı kurguladığı kendi ütopik şehirleri. Bu ütopik şehir manzaraları, ressamın, başka başka şehirlerin köşelerinden, yeraltı tünellerinden, lağımlarından, garlarından, metro istasyonlarından, parklarından, kulelerinden, otel odalarından, yaya geçitlerinden, hastanelerinden, terk edilmiş fabrikalarından, lokantalarından ve nihayet ev içlerinden kendi başına seçip topladığı sayısız ve sıradan görüntünün resme dönüştürmesidir aslında. Selim Cebeci, ömrünü geçirdiği İstanbul ve her biri bir merkez olan Londra, Berlin, Paris, New York gibi metropollerin kalabalık iç hayatından kendine özgü bir resim güzergâhı çıkarmış. İstanbul'da bir sokakta başlayıp, o sokağın köşesinden Berlin'de bir fabrika bahçesine, bahçe duvarındaki kapıdan New York'taki bir caddeye, cadde üzerindeki merdivenlerden de Paris metrosuna doğru inen bir güzergâh onun resmettikleri. Resimlerinde zamanımızın ruhunun böyle serbestçe dolaşmasının sebebi bu.
 
 
 
 
 
 
 
Reklamı Geç
KAPAT