BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > İsterseniz maaşımın kalan kısmını da hibe edeyim!

İsterseniz maaşımın kalan kısmını da hibe edeyim!

Emekli Sandığı Genel Müdürlüğü’ne; Ben 1936 doğumluyum, 1973 yılında Türkiye’den İsviçre’ye geldim. Türkiye’de en son, İstanbul Belediyesi Varidat Tahakkuk Müdürlüğü’nde Vergi Kontrolörü olarak çalışmaktaydım.



Emekli Sandığı Genel Müdürlüğü’ne; Ben 1936 doğumluyum, 1973 yılında Türkiye’den İsviçre’ye geldim. Türkiye’de en son, İstanbul Belediyesi Varidat Tahakkuk Müdürlüğü’nde Vergi Kontrolörü olarak çalışmaktaydım. İsviçre’de 60 yaşımı doldurduktan sonra 31.01.1998 tarihinde 5434 Sayılı Kanunun 39. Maddesi C Fıkrasına istinaden yaşlılık aylığı bağlanması için Emekli Sandığı’na müracaatta bulundum. Türkiye’de Emekli Sandığı’na tabi olarak 17 sene, 10 ay, 15 günlük hizmetim var. Bunun haricinde, Türkiye ile İsviçre arasında imzalanan ve 1 Haziran 1981’de yürürlüğe giren bir anlaşma var. O anlaşmada da, “İsviçre’de geçen süreler Türkiye’de emekli aylığı bağlanırken göz önüne alınır” deniyor. Emekli Sandığı bana yaşlılık aylığı bağlarken 14. dereceye göre aylık bağlamış; halbuki ben Türkiye’de görevde iken, derecem7, kademem 3 idi. Bu işlemde benim mükteseb hakkım hiç nazari itibara alınmamış. Diyelim ki buna göz yumdum, 14. dereceden 200 milyonluk taban aylığı bağlanmış, buna itirazım yok. Ama bana bağladıkları aylığı 13.12.2001’de 100 milyona düşürmüşler. Gerekçe de, 1.9.2001’den itibaren İsviçre’deki ilgili kurumun emekli aylığı bağlamış olması. Halbuki iki devlet arasında yapılan sosyal anlaşmanın 18. maddesinde, “İsviçre’de bağlanan emekli maaşı, Türkiye’de bağlanacak aylığı etkilemez” deniyor. Üstelik, Türkiye’de ödenmiş emekli aylıklarından da geriye doğru 744 milyon 470 bin lira borç çıkarılmış ve kesiliyor. Bu kadarı da fazla... Yetkililerin bilmesi gereken bir şey var; bir kanun ya vardır, ya da yoktur. Bu yetkililer, İsviçre’nin Avrupa Birliği’nin dışında olduğunu bilmeleri gerekir. Burada her milletten insanlar var, bunlar çalışıyor, zamanı gelince de kendi ülkelerinden ayrı olarak burada da emekli oluyorlar. Bizim bürokratlar bu durumu bilseler çelişkiye düşmezlerdi. Hani kanunlarımızı Avrupa’ya uyduruyorduk, onlar bize çifte standart uyguluyor diye kızıyoruz. Sen kendi vatandaşına çifte standart uygularsan, başkasından şikayet etmene ne hakkın var!.. Benden kesilen 100 milyonlar ne oluyor? Hazineye gelir olarak kaydedip, sonra bazı asalaklara peşkeş mi çekiliyor? İsterseniz maaşımın kalan kısmını da hibe edebilirim. Ama yaptığınız işin haksızlık olduğunu kabul edin. Üstelik, bu hususta Emekli Sandığı’na gönderdiğim dilekçeme cevap verme zahmetinde bile bulunmadılar... > Yüksel Köseoğlu - ZÜRİH Maaşımdaki kesintileri açıklar mısınız? Emekli Sandığı Genel Müdürlüğü’ne; Sandığınızdan 38 342 042 sicil numarası ile emekli maaşı almaktayım. Üçüncü gruba ayrıldığımdan, Nisan 2002, Temmuz 2002 üç aylık maaşlarımda %10 ilaç kesintilerinin dışında bana göre eksik aldığımı, emsallerimle yaptığım araştırma sonucu anladım. Son 3 aylık kaybım, hesaplarıma göre yaklaşık olarak 115 milyon TL’dir. Konu ile ilgili 3 Temmuz, 21 Ağustos ve 3 Ekim 2002 tarihlerinde birer olmak üzere 3 dilekçe gönderdim. Dilekçeler taahhütlü, son dilekçe iadeli taahhütlü idi. Buna rağmen 5 aydır cevap alamadım. İlaç alımlarındaki kesintiler sandıkça yapılalı, aldığımız üç aylık maaşların miktar takibini kaybettik. Tüm emeklilerin benim gibi düşüneceğini sanıyorum, eski duruma dönülmesini istiyoruz... > Hasan Sayan - Taşköprü / KASTAMONU Başkasının hatasını vatandaşa ödetmeyin BEDAŞ Genel Müdürlüğü’ne; Sayaçlar yanlış okunuyor, enjeksiyon makinası kullanan bir atelyeye gelmeyecek fatura bizim eve geldi. Fatura bedeli tam olarak 17 milyar, 190 milyon... Güya evimizde bu kadar elektrik harcamışız... Sefaköy Elektrik İdaresi’ne geldim, saatlerce sıra bekleyerek faturamı düzelttirdim. Bir de suçlu bizmişiz gibi, gecikme cezası ödedim. Her defasında işimden ve zamanımdan oluyorum...Sayaçları yanlış okuyan şirketin hatasını vatandaşa ödetmeyin... > Azmi Şimşek Bağcılar / İSTANBUL Kime hizmet ediyorlar? Milli Eğitim Bakanlığı’na; Yılbaşının yaklaşmasıyla bazı okullarda akıl almaz uygulamalar başgösterdi. Bunu kesinlikle yeni yıl sevinci, ya da eğlence ile izah edemezler. Tamamen Hıristiyanlık inancının ve kültürünün gereği yapılıyor. Laik bir eğitim sisteminde, bir dinin (Hıristiyanlığın) propagandası yapılıyor. Bazı okullarda öğretmenler buna alet ediliyor, çocuklarımızın kanına giriliyor. Lütfen bu sorumsuzluğa engel olun. Türk Milli Eğitimi’nin amaçlarından sapmış olanları uyarın... > İsmi mahfuz bir öğretmen
 
 
 
 
 
 
 
Reklamı Geç
KAPAT