BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Milli Eğitim alarm veriyor

Milli Eğitim alarm veriyor

Yeni Milli Eğitim Bakanımıza, başka bir şekilde hoş geldiniz demeyi çok arzu ederdim. Ancak görüştüğüm liseli gençler, bir türlü yakamı bırakmadılar. Bizim dertlerimizle kim ilgilenecek, sorunlarımızı kim nasıl çözecek. Ne olur bir de siz yazın diye...



Yeni Milli Eğitim Bakanımıza, başka bir şekilde hoş geldiniz demeyi çok arzu ederdim. Ancak görüştüğüm liseli gençler, bir türlü yakamı bırakmadılar. Bizim dertlerimizle kim ilgilenecek, sorunlarımızı kim nasıl çözecek. Ne olur bir de siz yazın diye... Sekiz yıllık eğitimle ilgili nasıl hareket ederler, onu bilemem. Ancak liselilerin derdi büyüktür. Türkiye’de son senelerde, liseyi bitirmiş ancak bir üniversite hazırlama kursuna devam etmediği halde, Örgün eğitim programında bir fakülteyi tutturmuş bir genç gösterebilir misiniz? Ben görmedim, duymadım ve gösteremem. Bu neden böyle? Bir devlet lisesinin son sınıfındaki öğrenci, sene başında bir dershaneye mutlaka kaydını yaptırıyor. Kaydını yaptırmayana sebebini sorunca, efendim ben üniversiteyi düşünmüyorum diyor. Dershaneye kaydolan öğrenciler ise, ikinci sömestrde hemen hemen hiç okula devam etmiyor veya sınavlarda lazım olmayacak derslere devam etmiyor. Sene sonuna yakın ise, bir rapor temin etme telaşı başlıyor. Okul idareleri, konuyu bildikleri için, çağırıp oğlum, kızım git bir rapor temin et . Yoksa devamsızlıktan sınıfta kalacaksın diyor. Doktora gidiliyor. Gün sayısı yetecek bir rapor alınıyor. İdareye veriliyor. Eğer eksik çıkarsa; aman iki günlük daha bul deniyor. Şimdi; öğrenciler hasta olmadığı halde, doktor sahte rapor verir, Bu rapor uydurmayı, öğrenci bilir, veli bilir, okul idaresi bilir ve okulu teftiş eden müfettiş bilir. Öğrencinin dershaneye ihtiyaç duyması, devlet okulu eğitimlerinde, üniversite girişleri için yeteri kadar vakit ayrılmadığına inanmasındandır. Özel okullarda buna ihtiyaç duyan çok azdır. Milli eğitimde, öğrenci başına senelik 2500 doları aşan bir masraf ve üniversiteyi kazanamamak riski. Sayın bakana kısaca teklifim. Madem gerçekler böyle. Devlet lise eğitiminden tedrici olarak elini çekmelidir. Zira bu fırında ekmek tam pişemiyor yani hamur kalıyor. Ve öğrenci dershane fırınına koşuyor. Özel okullara, devlet mütevazı destekler vererek; bu üzücü durumdan kendini kurtarabilir. Japonya’da okulların özelleşme oranı % 34 Rusya’da % 17 Türkiye’de ise % 0.3 mesabesindedir. Okulların odunu kömürü biter, su, elektrik ve gaz faturaları için ödenek gelmez ve bunlar kesilir. Okul karanlıkta kalmasın diye okul aile birliğine koşulur. Bu dertleri de sıfırlamak için, liseler bir yolla özelleştirilmeye başlanmalı ve özel okullara belli ölçüde devlet desteği sağlanmalı. Mesela KDV sıfırlanmalı veya % 1’lere indirilmeli. Çünkü, devlet bu hizmeti verirken kendisi için KDV söz konusu değil. Özel okullara çeşitli teşvikler getirilmeli. Yetiştirdiği öğrencilerden üniversite sınavını kazanan kişi başına, ilgili okullara belli bir destek sağlanmalı. Devlet milli eğitimi sırtlanmak yerine, denetimini üstlenmeli. Bu uygulamalar bir pilot bölge seçilerek 2003-2004 eğitim yılında başlatılmalı. Netice olumlu olduğunda da alanı genişletilmelidir. Milli Eğitim Bakanımız sayın Erkan Mumcu’nun, gençliğin sorunlarına hızla eğileceğini beklediğimden bu yazıyı kaleme aldım. Bütün okuyucularımın yeni yıllarını tebrik eder; daha nicelerine sıhhat ve mutlulukla ermelerini dilerim.
 
 
 
 
 
 
 
Reklamı Geç
KAPAT