BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Haziran 2018 Cumhurbaşkanlığı ve Meclis

Seçim sonuçlarını görmek için tıklayın.
Anasayfa > Haber > BİR YILDIZ KAYDI

BİR YILDIZ KAYDI

İsmail birden kükredi: - Kara İdris! Söyle şu köpeklerine çekilsinler ve yola kaldığımız yerden devam edelim! O sırada yan taraftaki badigart silahını ateşlemişti. Başını eğerek yere yapıştı. Kara İdris’i siper edinerek silahını ateşledi. Badigart tam göbeğinden kurşunu yemiş böğürerek yere yıkılmıştı.



Ne yapacağını bilmez haldeydi İsmail birden kükredi: - Kara İdris! Söyle şu köpeklerine çekilsinler ve yola kaldığımız yerden devam edelim! O sırada yan taraftaki badigart silahını ateşlemişti. Başını eğerek yere yapıştı. Kara İdris’i siper edinerek silahını ateşledi. Badigart tam göbeğinden kurşunu yemiş böğürerek yere yıkılmıştı. Azgın kurt köpeği serbest bırakılmış, İsmail’e saldırmaya başlamıştı. İstemeden silahını tekrar ateşleyip köpeği de vurdu. Bu defa silahı İdris’in başına dayadı: -Hiç şakam yok seni gebertirim, çek adamlarını!.. Ensesinden tutarak kaldırdı: -Haydi, çek adamlarını!.. İdris, eliyle işaret ederek: -Ateş kesin... -Limuzin yanımıza gelsin binip yolumuza devam edeceğiz... -Oğlum çek buraya limuzini!.. Kara İdris’in kafasına çökerek bir çuval gibi arabanın içine attı. Badigartlara silahını doğrultarak: -Peşimizden gelirseniz hiç acımam patronunuzu vururum anlaşıldı mı?... dedi ve Limuzin hareket etti. Limuzin kısa bir mesafe gitmişti ki iki polis otosu yanlarından geçerek İdris’in adamlarının yanında durdu ve hepsini yere yatırarak silahlarına el koydular...  Mine Yıldız’ın müstehcen filmleri büyük bir talep görmüş, ülkenin her tarafında peş peşe gösterime girmişti. Yenipınar kasabasında “Vahşi Fahişe” filminin afişleri sergilenmeye başlayınca kasaba halkı şoke olmuştu. Kasaba halkı, Fırıncı Ömer’e ters ters bakıp, homurdanıyordu. Emine’nin annesi Hayriye, toplum içine çıkamaz olmuş, evden cenaze çıkmış gibi dizlerini dövüp ağlıyor feryat ediyordu. -Ne olurdu ölseydin de bize bugünleri göstermeseydin Emine! Kimsenin yüzüne bakamaz olduk... diye ağıtlar yakıyordu. Fırıncı Ömer her ne kadar vurdumduymaz davransa da meselenin vahametini kavramıştı. Artık kahvehane, kumar arkadaşları bile bu hadiseyi kabullenemiyorlardı. Zaten olmayan itibarı tamamen sıfırlanmıştı. Topal Mahmut’un kahvehanesinde kumar oynadığı bir gün Tahsildar Lütfü gelip baş ucunda durarak: -Gızını bağa vermedin de eyi mi eddin, bak ne oldu şindik... -Lütfü zaten gafam bozuh canımı sıhıp durma, defol başımdan... -Bütün gasabalının gafası bozuh! Herkes gasabanın namusu beş paralıh oldu, Fırıncı Ömer gedip gasabanın namusunu temizlesin, diyolar... Fırıncı Ömer başını eğdi öylece kaldı. Oyun kağıtlarını fırlattı. Kimseden çıt çıkmıyordu. Ne yapacağını bilmez haldeydi. Eve doğru yola koyuldu. Bu iş başka şeye benzemiyordu. Emine’nin doğduğu günü hatırladı... “Ömer bir kızın oldu...” diye müjde verdiklerinde sevinememişti! O, erkek çocuk bekliyordu. Fakat sonraları dillenmiş çok tatlı olmuştu Emine. Badi badi yürümesi, peltek konuşmasıyla kendini sevdirmişti. Hele rahmetli babası Kambur Salih onu kucağından bırakmıyordu. Fırıncı Ömer, şu ana kadar her konuda vurdumduymaz davranmıştı. Şimdi takke düşmüş kel görünmüştü. Artık kaçacak deliği, gidecek yeri yoktu. Durum vahimdi. Yedi sülalesinin alnından silinmeyecek kara bir leke sürülmüştü. Aslında bu lekenin baş müsebbibi kendisiydi. Ailesiyle, çocuklarıyla ilgilenmemiş üç kuruş para kazanacak da rakı parası edeceğim diye gencecik yavrusunu bilmediği, tanımadığı diyarlara tek başına göndermişti... Kara İdris lakaplı nursuz birinin elini öperek ona yaltaklanmış “Allah seni başımızdan eksik etmesin...” demişti. Halbuki başta İsmail öğretmen olmak üzere çok kişi onun acımasız bir mafya lideri olduğunu söylemişlerdi... Hangi tarafa baksa kendini suçlu görüyordu... Bu namus lekesinin suçlusu kendisiydi. Tahsildar Lütfü’ye vermişti onu. Keşke okul müdürü Muharrem beyin sözüne uyup da sözünden vazgeçmeyip Lütfü’yle evlendirseydi. Şimdi çoluk çocuğa karışır bu hallere düşmezdi. Herkes bir şeyler demişti o zamanlar. “Kızın meşhur bir sanatçı olursa köşeyi dönersin”, “Oğlum Ömer başına talih kuşu kondu. Sinema yıldızı olmak herkese nasip olmaz”, “Kızın kasabanın gururu oldu...” dün böyle söyleyenler şimdi ona “namussuz” diye hitap etmeye başlamışlardı... > DEVAMI YARIN
Reklamı Geç
KAPAT