BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Haziran 2018 Cumhurbaşkanlığı ve Meclis

Seçim sonuçlarını görmek için tıklayın.
Anasayfa > Haber > BİR YILDIZ KAYDI

BİR YILDIZ KAYDI

İsmail koğuşa girer girmez girdiği kavganın etkisinden kurtulmuş, koğuşun havasına uymuştu. Genç bir mahkumun getirdiği çayı yudumlarken kendini dört kulakla dinleyen kader arkadaşlarına hitaba başladı: -Arkadaşlar cümlemizi cenabı Hak kurtarsın. Alın yazımız böyle imiş. Ben öğretmenim öğrencilerime iyiyi doğruyu anlatmaya, belletmeye adamıştım kendimi. Bir sözlüm vardı, daha doğrusu kendi aramızda ahitleşmiştik.



İsmail koğuşa girer girmez girdiği kavganın etkisinden kurtulmuş, koğuşun havasına uymuştu. Genç bir mahkumun getirdiği çayı yudumlarken kendini dört kulakla dinleyen kader arkadaşlarına hitaba başladı: -Arkadaşlar cümlemizi cenabı Hak kurtarsın. Alın yazımız böyle imiş. Ben öğretmenim öğrencilerime iyiyi doğruyu anlatmaya, belletmeye adamıştım kendimi. Bir sözlüm vardı, daha doğrusu kendi aramızda ahitleşmiştik. Sözlüm sinema sanatçısıydı. Beyaz kadın tacirlerinin eline düşmüştü. Onu kurtarayım derken ben buraya düştüm... -Yapma be gardaş hangi sanatçıydı sözlün?... -Mine Yıldız... -Vay be! -Evet arkadaşlar düşmez kalkmaz bir Allah! İçeri düştüğüme yanmıyorum, dışarıda bu milletin çocuklarını tehdit eden ırz ve namus düşmanlarının çocuklarımızı bu tuzağa düşürmeye devam etmesine yanıyorum... -Çok doğru dersin be gardaş çoluk çocuğumuz ırz düşmanlarının tehdidi altında... -Cenabı Hak, insanın içine hem kendine hem de yaratıcısına düşman olan bir canavar yerleştirmiş; nefis. Ona bir de akıl vermiş. Cenneti, cehennemi yaratmış. Eğer kul nefsine şeytana uymayıp cenabı Hakka inanır onun yolunda giderse cennete koyacağını, aksi takdirde yakıtları insanlar ve taşlar olan cehennem ateşinde yakacağını bildirmiş... Koğuş sakinleri İsmail öğretmenin şiir okurcasına güzel bir ifadeyle anlattıklarını can kulağıyla dinliyor çıt çıkarmıyorlardı. O, anlatmaya devam etti: -Bir öğretmen olarak söylüyorum ki ülkemin geleceğinden endişeliyim arkadaşlar. Bugün benim sözlüm Emine batağa düştü, yarın binlerce genç kız insan tacirlerinin eline düşecek... İsmail sözlerini bitirdiğinde koğuştaki sessizlik devam ediyordu. Onu can kulağıyla dinleyenler, susması üzerine: -Allah razı olsun gardaş, ne güzel gonuştun, bu milleti cenabı Hak ırz düşmanlarının şerrinden gorusun... temennisinde bulundular. İsmail hapishaneye yeni bir heyecan getirmişti. Mahkumlar boş yere volta atmak yerine onu dinlemeyi tercih ediyordu. Koğuşta bir haftası dolduğunda Pala Orkun, İsmail’e yağ yakarak onun itimadını kazanmak istiyor, ama onun gafil bir zamanını kolluyordu. Ranzada yatarken bile onu öldürmeye teşebbüs edemediler. Namaz kıldığı vakitleri kollamaya başladılar ve bu iğrenç emellerine; bir sabah namazını kıldığı sırada arkasından şişleyerek ulaştılar. Namaz esnasında sırtından, sağ ve sol böğründen şişlenen İsmail al kanlar içinde hastaneye kaldırıldı ancak, kurtarılamayarak Hakkın rahmetine kavuştu...  - Evet beyefendi, benim hayat hikayem kısaca bu... derken halkalar oluşmuş göz kapaklarından sızan yaşlar kirli pardösüsünü ıslatmıştı. Mine Yıldız’ın bu hazin hikayesini dinlerken bir müddet başka bir dünyada yaşadığımı hissetmiştim. -İsmail şehit oldu. Onun gibi bir insan bu dünyada nadir bulunur. Onu kalleşçe öldürdüler. Sarı Dikran bana yıllarca azap çektirdi, artık işe yaramayacağımı anlayınca kirli bir mendil gibi çöpe attı. Benim en büyük üzüntüm nedir biliyor musun? Buğulu gözlerle yaşlı kadına bakarken başımı sallayıp “nedir?” diye sordum. -Dün Yenipınar’dan bir tek Emine gelmişti. Şimdi binlerce Emine, yıldızlar dünyasına girmek için yarışıyorlar... Çocukluğumda hayallerimi süsleyen yıldızlar dünyasına girdim, pusulasız bir gemi gibi hayat denizinde dalgalarla çalkalandım ve sonunda bir yıldız kaydı... Bu hallere düştüm. Gördüğün gibi garsonlar bile beni içeri almıyor. Benim bu acı hikayemi yaz, insanlara anlat ki, benim düştüğüm hatalara düşmesinler... Mine Yıldız’ın, daha doğrusu “Emine”nin yanından, zihnim bulanık, kafam karışık olarak ayrıldım. İstiklal Caddesi’nden aşağıya doğru akıp giden kalabalığa karıştığımda yaşlı kadının kalınlaşmış sesi kulaklarımda çınlıyordu: “Bir yıldız kaydı” -SON- NOT: Kemal Arkun’un “Uzundereli İsmail” romanı Nesil Yayınevi tarafından basılmaktadır. Talepler için telefon: 0212 551 32 25 nolu telefonla irtibata geçebilir. Ayrıca “Hasret”, “Kader Bağlayınca”, “Komando Mustafa”, “Mazlumun Ahı” ve “Bir Yıldız Kaydı” romanları için 0212 550 74 50 nolu telefondan bilgi alınabilir...
Reklamı Geç
KAPAT