BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Kaşla göz

Kaşla göz

Halk arasında çok güzel bir deyim vardır, “Kaş yaparken göz çıkarmak” diye. Dünkü G.Saray-Malatyaspor maçı cuk diye bu deyimin tam içine düştü. Denizlispor maçı için gösterilmemiş gayret 48 saattir İstanbul’u ağzına kadar dolduran kara karşı boşuna harcanmaya çalışıldı. O gün benim de içinde bulunduğum yoğun eleştirilerden tabiata karşı bu denli savaş verilip etkilenilmemeliydi. Yani Türkçesi, bu maç oynanmamalıydı.



Halk arasında çok güzel bir deyim vardır, “Kaş yaparken göz çıkarmak” diye. Dünkü G.Saray-Malatyaspor maçı cuk diye bu deyimin tam içine düştü. Denizlispor maçı için gösterilmemiş gayret 48 saattir İstanbul’u ağzına kadar dolduran kara karşı boşuna harcanmaya çalışıldı. O gün benim de içinde bulunduğum yoğun eleştirilerden tabiata karşı bu denli savaş verilip etkilenilmemeliydi. Yani Türkçesi, bu maç oynanmamalıydı. G.Saray, Bursa’daki 11’inden bana göre çok doğru düşünerek Baliç’i dışarıda bırakmış, Arif’i sahaya almıştı. Bu kurgu sanki G.Saray’ın sistemi içinde oyunun her türlü değişimine göre tam tamına isabetli bir kadro. Karşıda son derece diri, sanki federasyonun kendilerine verdiği, “İstanbul’a git” emrine isyan edercesine müthiş bir Malatyaspor vardı. Oyunun ilk bölümünde koca bir milli takım kalecisinin bu havada o topa ne yapacağını bilememesinden kaynaklanan Hakan Ünsal markalı tipik bir bu havanın golü yatıyordu sadece. Revivo’nun fazlaca sağ kanada yanaşarak oynaması, o bölgede Suat’la Ümit’in önünü tıkadı ama ters kanatta Ergün kasığını tutana kadar G.Saray iyi işler yaptı. Xavier ve Bülent’in dünkü olağanüstü kötü şartlara rağmen adeta birer tecrübe abidesi olarak maça damga vuruşları, Batista’nın sanki 10 ciğerle oynuyormuş gibi onlara katılışları alkışlanacak cinstendi. Malatyaspor’un da savunması çok arkada kaldığından ondan sonraki bloklarının gayreti savunmadaki son adamla en uçtaki son adam arasındaki saha çok büyüdüğünden tribünlerdeki yürekleri fazlaca hoplattıracak bir yangını çıkartamadı. İkinci yarıda Malatyaspor saha gereklerini dikkate alarak yapması gereken atak biçiminden golü buluşu ile bu zor şartlardaki mücadeleden puana ulaşmanın kapısını arladı. Ancak Terim hoca, Suat’ın yerine Ümit’i çekip Emre’yi Malatya’nın çift santfora dönüşüne tedbir olarak savunmaya alışı, Xavier’i ön liberoya çıkartışı, Batista’yı daha fazla ileriye koşturuşu şeklinde yaptığı çok yerinde oyuncu ve görev değişiklikleriyle bence Ergün’ün golü kadar doğrularla kucaklaşıp bu zor oyunu üç puanla kapatan adam oldu. Bir kelime de Ali Aydın’a edeyim; cesur, kitabı uygulayan, ama futbol oyununun içindeki cinlikleri, topa hareketlenmeleri çok iyi süzemeyişiyle futbolculuğunda sanki biraz eksiklik var gibi geldi bana.
 
 
 
 
 
 
 
Reklamı Geç
KAPAT