BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Haziran 2018 Cumhurbaşkanlığı ve Meclis

Seçim sonuçlarını görmek için tıklayın.
Anasayfa > Haber > Unutulmuş Günler

Unutulmuş Günler

Olayların uzantıları oluyordu... Mahalledeki kız arkadaşları, ablalar sürekli iğneli sözler söyleyerek Cihat’ı suçluyordu. “Kızı yaktın” diyorlardı. “O seni çok bekledi ama sen hiçbir şey yapmadın” diyorlardı. Bu yorumları garip buluyor, şaşırıyordu Cihat.



Begüm hakkında karar verecekti! Kabul etmişti yenilgisini, onun artık bir başkasına yar olacağını. Zaten hiç ümidi olmamıştı ki, onunla evlenebileceğini aklına bile getirmemişti. Hem bu gerçeği bildiğinden, hem artık bir şey yapamayacağını kabul ettiğinden çok fazla sarsılmamıştı. Onun hayatında artık Burçin vardı. Vardı ama bir gün o da gidecekti. Elbette bitecek dediği askerlik gecenin bitişi gibi bitmişti ama Burçin de gitmişti. Burçin’le ilgili hayallerini, anılarını, düşüncelerini ve sonunda gelen yıkımı, o günlerde pek de sık gittiği ayakkabıcı Macar ustaya anlatmıştı. İlginç bir adamdı Macar usta ve Tahir amcanın ters görüntüsüydü. Altmış yaşlarındaydı şimdi. Kırmızı toparlak yüzü vardı, gözlük kullanıyordu. Bu ayakkabı tamircisi, mesleğini unutturacak kadar ilçenin önemli simalarındandı. İlçenin ileri gelenleri, öğretmenler, avukatlar, mimarlar, kimi devlet memurları, mühendisler onun dükkânından ayaklarını kesmezlerdi. Başka görüşten insanlar da ustaya saygı duyuyordu. Macar ustaya Burçin’den bahsetmişti Cihat. Yazdıkları yazıları, öyküleri dinlerdi, herşeyi ile ilgilenirdi adam. Farklı dünyanın insanları olmasına rağmen, insanî noktadan tuttuğu yönleri olan Macar ustaya, hayatına dair çok şeyden bahsettiği gibi, o günlerde başını döndüren, bütün dünyası olan Burçin’den kırıklıkla bahsetmişti. “Hiç üzülme” demişti Macar usta. “Senin gibi dürüst, namuslu bir genci ellerinden kaçırdıkları için ileride onlar pişman olacaklar. Onlar kaybediyor, sen değil.” Ama Burçin, Fatma acısına karşı ilâç olmuştu. Fatma acısına bu yüzden dayanabilmişti ve ilk aşkının zehri Cihat’ı fazla etkilememişti. Fakat olayların başka uzantıları oluyordu. Mahalledeki kız arkadaşları, ablalar sürekli iğneli sözler söyleyerek Cihat’ı suçluyordu. “Kızı yaktın” diyorlardı. “O seni çok bekledi ama sen hiçbir şey yapmadın” diyorlardı. Bu yorumları garip buluyor, şaşırıyordu Cihat. Sonraları defalarca Fatma ile karşı karşıya gelmişlerdi yollarda; ikisi de utançla başlarını eğmişlerdi ilk zamanlar. Ama Fatma utangaçlığını bırakmış, Cihat’a çekinmeden bakmaya, daha sonra öfkeli bakışlar fırlatmaya başlamıştı. Daha bir-kaç hafta önce Talip’le Kavaklı’nın oradan Yukarı Çimen’e çıkarken, karşılarından gelen Fatma’yı görmüşlerdi. Karşı karşıya geldiklerinde her zamanki gibi bakıyordu. Cihat suçluluk hissi duyarak, utanarak gözlerini kaçırmıştı. Kız yanlarından geçip gittikten sonra Talip, Cihat’a dönmüş, “Yahu bu kız nasıl bakıyor sana öyle?..” demişti. -Nasıl bakıyor?.. -Öfke dolu gözlerle!.. Bir şey diyememişti Talip’e. Ama o üsteleyince, “Bilmiyorum” demişti. “Aynı mahallede büyüdük onunla, belki bir sebeple bana kızgındır.” Tabiî inanmamıştı Talip, “Sen onu külâhıma anlat” der gibi bakmıştı. O anda Allah’tan Celal yoktu yanında, olsaydı; “Yıktığın bir kız daha!..” diye lâf sokuştururdu mutlaka... > DEVAMI YARIN
Reklamı Geç
KAPAT