BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Haziran 2018 Cumhurbaşkanlığı ve Meclis

Seçim sonuçlarını görmek için tıklayın.
Anasayfa > Haber > Ay inanmıyorum...

Ay inanmıyorum...

Arkadaşlarla sahilde yürüyoruz, bir yandan da içe dönük konuşmanın gücü üzerine ulvi bir sohbet ediyoruz. Konu derin, hava güzel. O sırada bir uçak geçti. Kızlardan biri, “Ay bakın uçak geçiyor. Sevgilimden haber alacağım” diye sevinç çığlıkları atmaya başladı. Şoku atlatana dek hepimiz suskun kaldık sonra da başını okşadık. Eh, tabii biraz ilgiye ihtiyacı var...



Arkadaşlarla sahilde yürüyoruz, bir yandan da içe dönük konuşmanın gücü üzerine ulvi bir sohbet ediyoruz. Konu derin, hava güzel. O sırada bir uçak geçti. Kızlardan biri, “Ay bakın uçak geçiyor. Sevgilimden haber alacağım” diye sevinç çığlıkları atmaya başladı. Şoku atlatana dek hepimiz suskun kaldık sonra da başını okşadık. Eh, tabii biraz ilgiye ihtiyacı var... Öğrendik ki uçak görürsen sevdiklerinden haber alırmışsın. Bilseniz ne kadar mesudum çünkü ben havaalanına yakın oturuyorum. Bazı inanışlar öylesine komik ama öylesine hayatımızın içinde ki... Merdiven altından geçilmez, kara kediler horlanır, kötü bir şeyden bahsedilirken parmaklar bükülüp sert bir vere vurulur ve bu yapılırken de kulak memesi çekilerek ağızla “Muck, muck, muck” sesi çıkarmak da katiyen ihmal edilmez. Tertipli olmak için çıkarılmış olsa gerek, ters dönen terlikler uğursuz sayılır, derhal düzeltilir. Ama daha ilginç olanı, terlikler üst üste gelmişse uçak yolculuğu yapacağınıza inanılması. Hani üst üste gelince uçak gibi oluyor ya... Eğer terlik deriden ise Business Class’ta uçacaksınız, eğer deri değilse koltuğunuz arka taraflarda bir yerde, Sky Life derginizin bulmacası da çözülmüş olacak. Sağ avuç kaşınırsa para gelir, sol avuç kaşınırsa para çıkar. Burun da kaşınır. Ancak kaşıntının bu türü hakkında ihtilaf yaşanır. Kavga da edebilirsiniz, misafir de gelebilir. Misafir gelsin. Biz misafiri severiz. Öylesine çok severiz ki misafirlerimizle telepati bile kurarız. Gözümüz dalınca hemen geleceklerini anlarız. Hatta bazılarımız ateşe çayı bile koyar. Bazen de, “Daldırma gözünü” diye gözü dalanı ikaz ederiz ve geri bakması halinde gelecek misafirin engelleneceğine inanırız. Bu cidden sıkça yapılan bir uygulamadır. Anlamıyorum. Geri bakınca misafir hakikaten gelmez mi?... Yola çıkanlar “Ay Fazilet, içime bir ılıklık düştü. Boşver biz bugün onlara gitmeyelim. Nasipse başka zaman” deyip müsait bir yerde minibüsten iner mi ?... ...Ve kısmet. Nişan yüzüklerindeki kurdeleden bir parça alıp cüzdanında taşır ya da yutarsan nasibin açılırmış. (Ben bugüne dek birleştirsek nereden baksanız en az 2 metreyi bulacak kadar kurdele yemiş kızlar tanıyorum hâlâ bekarlar). İlk kez uyuduğun bir evde yastığının altına mendil koyarsan rüyanda evleneceğin kişiyi görürmüşsün... Bir tane de benden... Dolunay zamanı aya bakarak; “Ay’ı görüm ala. Ben de Gürbüz’le aşık ata, çat, çatırdak, çatırdak” dersen kıskançlıktan çatlarken çatırtı sesi çıkarmazmışsın. Hele de bunu tek ayak üzerinde söylersen, sen de alıntı olamayan yazılar yazar, haber okur ve koridorda gördüğünde selam vermeyi öğrenirmişsin. Batıl inanç işte. İlgilenenlere duyurulur... Ninem diyor ki; Karpuzun kökeniyim, Dibine dökeniyim, Güzelle başım bozgun, Çirkine tövbeliyim... Profesör Mualla Zirvede kartallar da bulunur yılanlar da... Ancak birisi oraya süzülerek, diğeri ise sürünerek gelmiştir.
 
 
 
 
 
 
 
Reklamı Geç
KAPAT