BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Haziran 2018 Cumhurbaşkanlığı ve Meclis

Seçim sonuçlarını görmek için tıklayın.
Anasayfa > Haber > Atılan her füze ayrı bir ‘deprem’

Atılan her füze ayrı bir ‘deprem’

Savaşta, en büyük darbeyi alan Bağdat’ta, geceleri tam bir bomba ve füze zelzelesi yaşanıyor. Atılan her bomba ve füze, şehrin üzerine düştüğünde en az 4.5 büyüklüğünde sarsıntılar meydana geliyor.



BAĞDAT - Bağdat, alt yapısı çok güçlü kurulmuş bir kent. Onca bombardımana rağmen inadına aydınlık inadına pırıl pırıl. Suyu akıyor, yolları işliyor, kimse kaale almasa da trafik lambaları düzenli yanıp sönüyor. Sonra telefonlar çalıyor. Buna çalıyordu desek daha doğru olacak. Zira ABD son 24 saattir telekomünikasyon sistemlerini hedef aldı. Bunların bir kısmını harap etti, bir kısmını da ıskaladı. Bağdat 6 milyonluk bir kent. Şu anda nüfusunun üçte birini barındırıyor. Gidecek bir yeri olanlar başkentte durmuyor. Ancak fukara takımı çaresiz. İster istemez bombardımana sabrediyorlar. Gündüz güneşlik Bağdat belediyesinin otobüsleri iki katlı ve ferah. Gelgelelim içlerinde birkaç kişi gözüküyor. Mahalle araları krikoların bastığı Meksika kasabaları gibi. Ortalıkta köpekler bile dolanmıyor. Camlar camekanlar kalın ve sarı bir toz tabakası altında. Ancak pazar yerleri hareketli. Şehre civar bostanlardan domates biber, patlıcan yağıyor. Körpecik arakalar, sakız kapaklar, kadife kabuklu baklalar ve yeşil buğulu hıyarlar müşteri bekliyor. Bu havalide suni gübre ve tarım ilacı kullanılmıyor olmalı. Zira salatalıkların kırılınca sütü çıkıyor ve çok da hoş kokuyorlar. Gündüzleri hayat öyle de böyle de devam ediyor. Zemin sallanıyor Ancak akşam hüznüyle geliyor. Karanlık çıktı mı tayyare sesleri duyulur, mermiler görünür oluyor. Füzeler uzaklara düşse de zemini sallıyor. Osman Sağırlı Gölcük ve Düzce depreminin gediklisi. Bu sarsıntıların Rihter ölçeğine göre en az 4.5’ten aşağı olmadığını ve en az beş saniye sürdüğünü söylüyor. Zelzele yılda bir ya gelir ya gelmez ama bu mermiler sürekli düşüyor. Sabah olmuyor Bağdatlılar belki bin kere saatlerine bakıp sabah ne zaman olacak diye vakit sayıyorlar. Sirenler, köpek ulumaları, çocuk çığlıkları, cam şangırtıları, patlamalar korkuya efekt yapıyor. Nitekim yanık sesli bir müezzin minareye çıkıyor. Önce tedbirler alıyor sonra alemlerin efendisine salat ve selamlar okuyor. Bu sesler çölde kalana su vermek gibi birşey. Yaramıza merhem oluyor. Vah çocuklara Bağdat’ta okullar kapalı. Fakura çocukları bir sandık uydurup ayakkabı boyamaya çıkıyorlar. Geçen 8 yaşındaki Seyfi ile 6 yaşındaki kardeşi Arife’yi kıramadım. Ayakkabılarımı boyatmaya razı oluyorum. İki küçük kardeş kafa kafaya verip Nuri Leflef’inkine benzer teneke kutudan boya kazıyorlar. Uğraşıp didiniyor birkaç kuru kırıntıyı ancak çıkarıyorlar. Ya Bağdat’ta boya satan dükkan kalmadı ya da onlar boyaya bile para ayıramıyorlar. Her iki durumda da bize eyvah demek düşüyor. Yanmış yıkılmış... Son günlerde sayıları azalmasına rağmen hâlâ çok sayıda gazeteci var. Batılıların canı tatlı. Çelik yeleklerini mutlaka giyiyor ve miğfersiz çıkmıyorlar. Diyeceksiniz ki füzeye ne desinler! Eğer ki rast gelmesin miğferle kavrulup sahanda kebap olabilirler. Yörede geçirdiğimiz günlerde çok şeyler gördük. Yanmış araçlar, yıkılmış evler, yarılmış yollar, yamulmuş köprüler şüheda cesetleri. Fareler bile dost ama... Ancak dün Marufi Ker’i Hazretleri kapısının önünde içli içli ağlayan kadınları görünce savaşın farkına vardım. Bunlar öyle matemci, ağıtçı takımından kadınlardan değil hıçkırıklarını saklayan hanımlardı. Öylesine etkilendim ki, dua bile edemedim. Sadece onların duasına amin dedim. Savaş insanı değiştiriyor öyle ki çadırımıza giren fareleri bile hoş görüyoruz. Çöreklerimizi tırtıklıyorlarmış, kablolarımızı sıyırıyorlarmış hiçbir şeye aldırmıyoruz. Herşeye boşveriyoruz. Hedeftekiler farelerle bile dost olurken silah başındakiler çoluğa çocuğa bile acımıyorlar. Binamız bombalandı Aslında bu yaşanan en kanlı savaş. Zira insanların yaralanmaya bile fırsatı olmuyor, kavrulup buhar oluyorlar. Bu sabah merkezi sahafiye geldiğimizde tatsız bir sürprizle karşılaştık. Zira binamız bombalanmıştı. Ancak alet ve ekipmanlarımızda bir hasar yok. Devrilenleri kaldırdık, kasetleri tekrar dizdik ve cihazların tozlarını aldık ve işe devam ediyoruz.
 
 
 
 
 
 
 
Reklamı Geç
KAPAT