BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > 1001 Osmanlı Hikâyesi / Rüyada ikaz edilen ağa!..-212- / Vehbi Tülek

1001 Osmanlı Hikâyesi / Rüyada ikaz edilen ağa!..-212- / Vehbi Tülek

Zamanın velîlerinden Nasûhî Efendi vefât etmişti. Onun büyüklüğüne inanmayan saray ağalarından biri kendisini rüyada gördü: “Allahü teâlânın sevdiği kulları sevmeyenler helâk olur. Bu düşmanlık, onların perişân olmalarına kâfidir. Tövbe et!” buyurdu...



Sarayda vazîfeli Mehmed Ağa anlatır: “Sarayda, Enderûndan yetişmiş bir ağa, Üsküdar’daki konağında oturuyordu. Ben de önceleri onun konağında vazîfeliydim. O günlerde, Doğancılar’da zamanımızın velîlerinden Nasûhî Efendinin vefât ettiği duyuldu. Cenâze namazı kılınmak üzere câmiye götürülüyordu. Ağanın evi önünden geçerken, o, cenazeyi görmeyeyim diye pencerelerin perdelerini kapattı. Çünkü Nasûhî hazretlerinin büyüklüğüne inanmazdı... Beyaz bir at üstünde Ağa, o gece rüyâsında büyük bir kalabalığın Pâdişâh Sultan Ahmed Han’ı beklediğini gördü. Halk, yolun kenarlarına dizilmişlerdi. Öyle ki, çarşının aşağı başından Ahmediye Câmii’ne kadar yollar doluydu. Herkes heyecanla bekleşiyordu. Bâzılarına niçin beklediklerini sorduğunda, onlar; -Pâdişâhımız, Nasûhî Efendi hazretlerini ziyârete gelecek. Onun gelmesini bekliyoruz” dediler. Bu sırada Nasûhî Efendi, Pâdişâhın geleceği istikâmete doğru, beyaz bir at üstünde göründü. Etrafında talebeleri vardı. Nasûhî Efendi, Ağanın önünden geçerken durdu. Ona dönüp; -Allahü teâlânın sevdiği kullarını sevmeyenler, helâk olur. Bu düşmanlık, onların perişân olmalarına kâfidir. Sen acele tövbe et ki, kurtulasın! buyurdu. Onu sevenlerden oldu O sırada uyanan Ağa, sıkıntıdan kan-ter içinde kaldığını gördü. Hemen tövbe edip, abdest aldı. İki rekat namaz kılıp Kur’ân-ı kerîm okudu. Sevaplarını Nasûhî Efendi’nin rûhuna bağışladı. Bir müddet durdu. Hiç âdeti olmadığı halde dışarı çıkıp tek başına sokak kapısını açtı ve yola çıktı. Hanımı onun alışılmamış bu hâli sebebiyle beni (Karakulak Mehmed Ağa) çağırdı. “Ağa nereye gidiyor acabâ tâkip et” dedi. Ben de ağanın arkasından gittim. Ağa Doğancılar’a geldi. Nasûhî Efendinin dergâhına girdi. Ben de varıp bir köşeye gizlendim. Ağanın hareketlerini tâkib ettim. Sabah namazını kıldıktan sonra, Nasûhî hazretlerinin türbesine girdi. Kabr-i şerîfinin başında bir miktar durduktan sonra, Kur’ân-ı kerîm okudu. Oradan çıkarak evine döndü. Ben de geri dönüp gördüklerimi hanımına anlattım. Kadıncağız duyduklarına o kadar sevindi ki. Çünkü o, kocasını, Nasûhî Efendinin büyüklüğüne inandıramamıştı. Bu hadiseden sonra ağa, Nasûhî hazretlerinin sevenlerinden ve onu vesile ederek dua edenlerden oldu...
 
 
 
 
 
 
 
KAPAT