BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Kendi yağımla kavruldum...

Kendi yağımla kavruldum...

ATO Başkanı Sinan Aygün 1959 doğumlu... Gazi Üniversitesi İngiliz Dili ve Edebiyatı bölümünden mezun olan Aygün daha 18 yaşındayken inşaat malzemeleri satarak ticarete başlamış. “Ben bir memur çocuğuyum, babadan kalma bir işin üze-rine oturmadım” diyen Aygün’ü bu süreç Ankara Ticaret Odası Başkanlığı’na taşımış... Kamuoyu onu ekonomiden, siyasi yapıya kadar çarpıklaşmış pek çok alanda verdiği mücadeleyle tanıyor. Kampanyalar başlatıyor, davalar açıyor ve sonuç alıyor. "Bugüne kadar devletle hiçbir iş yapmadım, ihale almadım. Tek kuruş krediyle çalışmadım. Anadolu tabiriyle bileğimin hakkıyla, kendi yağımla kavruldum” diyen başkanın hedefi Türk insanının hak ettiği şartlarda yaşadığını görene kadar, buna katkı sağlayacağına inandığı görevde çalışmak... İşte ATO’daki makamında Aygün’le, tespih kolleksiyonundan, menemen ve mangal tutkusuna, kızına olan düşkünlüğüne, ek taşıt vergisiyle ilgili davaya derken hep “çalışmak” merkezli sohbetimiz...



‘-Bundan on-onbeş yıl önce çevre, çöp vergisi vereceğiz, kullandığımız atık suya para ödeyeceğiz dense herkes gülerdi. Ama şimdi bunları ödüyoruz. Türkiye’de para lazım olunca hükümetler zam yapalım, vergi artıralım deniyor. Vatandaşlarımız da ürkek, devletine saygılı olduğu için sesini çıkarmadan bunları ödüyor. Tek başına kalmış hiçbir şey yapamıyor. Ama ben haksızlığa hiç dayanamam.Bankalar vatandaşın alışverişlerinde taksit yapmak zorunda olduğunu bildiği için, yıllık % 120 ile % 350 arasında faiz alıyorlar taksit karta. Devletin borçlanma oranı % 29, mevduat faizi % 25 ama kartların faizi bu. Bu çılgın bir rakam. Tefeciler bile bu oranla para vermiyor. Şimdi bunun düğmesine basıyoruz. Ben de bu konuları gündeme getiriyorum ve gündeme getirdiğim her konuda da sonuç alıyorum...” -Sizin açtığınız bireysel bir davaydı. İnsanlar mahkeme masraflarında çekindikleri için dava açmaya da yanaşmıyor. Ne kadar tuttu ve dava ne kadar sürdü?... “-Mahkeme masrafı 78 milyon lira ve bir ay sürdü. Bu kazanılan bir dava olduğu için parayı geri alıyorum. Benim davam emsal teşkil ettiği için aynı, dilekçe, aynı itiraz ve başka bir karar çıkması mümkün değil aynı karar çıkacak...” -Maliye Bakanı Kemal Unakıtan’ın “milletin kafasını karıştırmayın” sözlerine ne diyeceksiniz?... “-Türkiye Cumhuriyeti’ndeki her Türk vatandaşının dava açma hakkı saklıdır. Ben davamı açtım vergi mahkemesi görüşülmeye gerek buldu, görüşüldü, sonra iptal edilmesine yürütmenin durdurulmasına gerek duydu. Burada kafayı karıştıran ben değilim yargı. Yargıya da kimsenin müdahale etmeye hakkı yoktur. Bakan da olsanız, başbakan da, Cumhurbaşkanı da saygı duymanız lazım. Önce hükümet edenlerin yargıya saygı duyması gerekir...” -Daha önceki röportajlarınızda siyasi yapı bakımından bu kadar etkin olacağınıza inanmadığınız için siyasete girmeyi düşünmediğinizi söylemiştiniz. Hala aynı kanaatte misiniz?... “-Aynı kanaatteyim. Ben şimdi AKP Milletvekili olsaydım bu davayı açamazdım. Bu kadar bağıramazdım, bankalar saldıramazdım. Vekil olsaydım bakan, bakan olsaydım başbakan tarafından eleştirilirdim. Muhalefette olsam zaten bu ülkede kimse onun sesini duymuyor bağırır bağırır dururdum. Şu anda siyasete girmem konusunda kararlıyım...” Başkanlık için kararsızım... -Parlamento için fikriniz bu da belediye başkanlığı ve adaylığınız konuşuluyor... “-Bu anlamda karar vermiş değilim. Önce ATO’nın üyelerinin desteğini almak durumundayım. Onlara, kendi meclis üyelerine sormam lazım. Ona göre yola çıkacağım.Bir de burada mı yoksa belediye başkanı olunca mı daha faydalı olacağım buna inanmam lazım. Buradaki imkanlarla bir şeyler yaptığıma, faydalı olduğuma inanıyorum. Sizler basına yansıyanları biliyorsunuz, bir de kapıda bekleyenler var. Evine icra gelen, bankalarla başı dertte olan.O kadar çok iş yapıyoruz ki burada. Belediye başkanları maaş alıyor, villalarda oturuyorlar. Bu işteyse bir bedel yok ve huzurluyum. Ben Ankara’lılara, Türk halkına hizmet ediyorum diye bakıyorum bu işe ve müthiş haz alıyorum. Ama şunu söyleyeyim ben aday olursam bilin ki kazanmışımdır. Kazanmayacağım hiçbir seçime girmedim, aday olmadım bugüne kadar. Eğer belediye başkanı olursam onu da çok iyi yaparım. Ankara’yı tüccarca yönetmek lazım...” -Türkiye’de sivil toplum örgütleri yeni yeni tanınıyor. Ve etki alanları da çok fazla değil. Bu konuda özel bir çalışma yapmayı, insanların ilgisini bu alana çekmeyi düşünüyor musunuz?... “-Ben eğer oda başkanı olmasaydım bu davayı açamazdım. Bir ülkede sivil toplum örgütleri ne kadar fazlaysa, insan haklarını arama da o kadar fazla oluyor. Benim amacım sivil toplum örgütlerini kendi alanlarında haklarını aramalarıdır. Burada yol diyalogdur. Önce hükümetle diyaloğa girip anlaşmaya çalışmak lazım, olmazsa basın yoluyla yapmak, olmuyorsa gerekirse meydanlara inmek memurların yaptığı gibi. Ama bunu yaparken hem hükümeti hem Türk halkını düşünecek.Ara yolu bulmak zorundayız, kavgayla bir yere varılmıyor...” Günde onbeş saat... -ATO’daki göreviniz ne kadar bir mesai alıyor?... “-Sabah 8’de geliyorum. Günde ortalama 14-15 saat burada kalıyorum...” -Peki kendi işleriniz ne oluyor bu arada? “-Cumartesi, Pazar günleri bakıyorum. baltalamış oluyor ama. Orada kardan zararım ne diye bakıyorum, burada da maneviyattan kazancım ne diye bakıyorum burası daha ağır basıyor. Belli bir yere kadar da geldik, Allah bereket versin daha fazlasını da istemiyoruz...” -Türk lirasına itibar kazandırma çağrınız vardı. Döviz düştü. TL itibarını kazandı mı şimdi?... “-Döviz almayın yastığın altına koymayın döviz alan yanacak dediğimde tarih 27 Ağustos 2001’di. Dolar o zaman 1milyon 358 bin liraydı şimdi de aynı. Bu iki sende döviz alanların sırf enflasyon kaybı % 60 oldu. Faiz kaybı da % 150..Yani o gün döviz almayıp TL’de durup mevduata yapsalardı o günkü 1 milyon dolarları bugün 3 milyon dolardı.. Ben döviz almadım, ama alanlar yandı. Bu bir tuzaktı...”
 
 
  • Piyasalar

    Fark %
  • 107202
    % 0.35
  • 3.5161
    % -0.05
  • 4.128
    % -0.07
  • 4.518
    % -0.41
  • 145.919
    % -0.07
 
 
 
 
 
KAPAT