BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > İz Bırakanlar / İmparator l. Napolyon / İrfan Özfatura

İz Bırakanlar / İmparator l. Napolyon / İrfan Özfatura

Napolyon diyor ki: “Allah’ın varlığını ve birliğini, Mûsâ kendi milletine, İsâ Romalılara, fakat Muhammed bütün dünyâya bildirdi. O, insanlara doğru yolu gösterdi. Yalnız bir tek Allah olduğunu, babası, oğlu bulunmadığını, birkaç Allah’a tapınmanın putperestlikten kalan saçma bir âdet olduğunu söyledi.”



Napolyon, İmparatorluğu kolay ele geçirir ama bırakası değildir. Evet ölesiye imparatordur ama yetmez, Fransa’yı ondan sonra da Napolyonlar yönetmelidir. Karısı Josephin zekidir, güzeldir ama çocuğu olmaz. Mevzu saltanat olunca Napolyon’un gözü onu bile görmez ve kapıyı gösteriverir. Ardından Avusturya imparatorunun kızı Marie Louise ile evlenir. Şimdi her zamankinden daha güçlüdür ve Rus Çarına bir ders vermenin zamanı gelmiştir. Napolyon yarım milyonluk bir ordu ile Moskova’ya girer ve şehri talan eder. Lakin dönüş yollarında Ruslar bir vurur, soğuk bin... Askerlerinin beşte dördü bozkırda kalınca Avrupalılar fırsatı kaçırmaz. Prusya’nın başını çettiği kuvvetler onu Leipzig’de sıkıştırır, intikamlarını alırlar. Dahası kol kola girip Paris kapılarına dayanırlar. Başkentin bürokratları ittifak kuvvetleriyle görüşmeler yapar, “biricik İmparatorlarını” Elbe adasına sürgüne yollarlar. Ancak Fransızlar zafer sarhoşluğundan uyanabilmiş değildir, hâlâ bir araya geldiler mi Napolyon’lu günlerden konuşurlar. İşaretleri alan Napolyon gizlice Fransa’ya çıkar, onu tezahuratla karşılar, çılgınca alkışlarlar. Napolyon’un dönüşü muhteşem olur. O müthiş bir hatiptir, öyle ki kendini tevkife gelen askerleri bile peşine takar. Yeniden koltuğuna oturur ve silbaştan asker toplayıp meydanlara koşar. Prusyalıları kolay yener ve yollar Waterloo’ya çıkar... Son viraj... Bilirsiniz İngilizler küçük ayrıntıları dikkate alırlar. Hele savaş öncesi ince eleyip sık dokur, kılı kırk yararlar. O gün de dönmekte olan havayı gözden kaçırmazlar. Riskli olmasına rağmen topları yerleştirir, askerleri mevziye sokarlar. Napolyon, İngiliz toplarının yerini bilmenin rahatlığıyla meydana çıkar, elini göğsüne sokup zafer nutku hazırlamaya başlar. Lâkin hava birden kararır ve sağanak yağmur başlar. Bırakın topları, süvariler bile çamura saplanırlar. İngilizler balçıkta debelenen Fransızları kolay avlarlar. Yani Napolyon yeni mezun bir teğmenin yapmayacağı hataları yapar. Bakın şu Allah’ın (Celle Celalüh) işine ki Napolyon’u Waterloo’da yenen sadece Wellington’un ordusu değil, Endonezya’da patlayan Tambora volkanıdır. 1815 Nisanında faaliyete geçen yanardağın külleri Avrupa üzerine yayılmış kıtayı karartmıştır. O yıl beklenmedik fırtınalar umulmadık, yağışlar yaşanır ki işte bunlardan biri Napolyon gibi bir efsaneyi yıkar. Neyse... Napolyon istese pekâlâ Paris halkını silahlandırabilir ama bu hareketten bir halk iktidarı çıkar ki, imparatorumuzun hesabına uymaz. İngilizler onu tam Amerika’ya kaçacakken yakalar, William Balcombe adlı bir lordun malikanesine kapatırlar. Görünüşe bakılırsa burada keyfi yerindedir. Geç kalkar, muhteşem bir kahvaltı yapar, kitap okur ve sıkılasıya kağıt oynar. İngiliz İngilizdir... Ancak 20 yıldır dünyayı kasıp kavuran İmparator bu monoton hayattan tez bıkar. Belki kaçabilse Fransız halkı onu yeniden bağrına basar ama İngiliz İngilizdir, işini ihtimale bırakmaz. Onu ufak ufak zehirler, çaktırmadan mezara yollarlar. Resmi rapora bakarsanız ölüm sebebi mide kanseridir, ancak hakikat 140 yıl sonra açığa çıkar. Smith ve Forshufwood adlı doktorlar dünya müzelerini arar tarar Napolyon’un bir tutam saçını bulurlar. Söz konusu saçta normalin 13 katı arsenik vardır. Napolyon’un karşı taraftan katlettiklerini hesaplamak zordur, ancak bu hengamede 500 bin Fransız askeri de ölür ki kadınlar dul çocuklar yetim kalır. Bu dönemde Fransa’da sadece silah sanayii gelişir, köyler çöker, tarım batar, şehirler göç alır ve memleketin şirazesi çıkar. Napolyon maceraları keyifle dinlenen bir hikaye olur o kadar. Napolyon kimilerine göre “zalim”, kimilerine göre “kurtarıcı”dır. Onun “kanun yapıcı”mı yoksa “kanun kaçağı”mı olduğu hâlâ tartışılır ancak “zeki” ve “maceracı” olduğunda ittifak vardır. Kurtuluş İslâm’da Mâlum, Fransız İhtilali doymak bilmeyen asillerle, milletin kanını emen papaslara karşı yapılır. İhtilalcilerin yanında olduğunu düşünürseniz Napolyon’un kiliseye mesafeli durması normaldir, ancak o Allah’a yürekten inanır. Mısır seferinde salih Müslümanlarla tanışır ve tesirlerinde kalır, hatta bir ara Müslüman olmayı programına alır. İşte “Bonaparte et İslâm” isimli eserden Napolyon’un fikirleri: “Allah’ın varlığını ve birliğini, Mûsâ kendi milletine, İsâ Romalılara, fakat Muhammed bütün dünyâya bildirdi. Halbuki Arabistan tamâmiyle puta tapar olmuştu. Muhammed, bize kendisinden evvel gelen peygamberlerin, İbrâhim’in, İsmâil’in, Mûsâ’nın ve İsâ’nın Allah’ını tanıttı. O yıllarda Aryenler hakikî Hiristiyanlığı bozarak, ‘Allah’ın oğlu’, ‘Rûhulkudüs’ gibi, anlaşılmaz dogmaları yayıyor, şarkın huzurunu kaçırıyorlardı. Muhammed insanlara doğru yolu gösterdi. Yalnız bir tek Allah olduğunu, babası ve oğlu bulunmadığını, birkaç Allah’a tapmanın putperestlikten kalan saçma bir âdet olduğunu anlattı.” Ve Napolyon hedefini açıklar: “Öyle sanıyorum ki, yakında bütün dünyânın aklı başında, insanlarını biraraya toplayarak bir hükümet kuracak ve bu hükümeti “Kur’ân’da yazılı esaslara göre” yönetme imkânı bulacağım. Ben bu esasların doğruluğuna inanıyorum, insanları bahtiyar görmek isteyen benim gibi inansın!”
 
 
 
 
 
 
 
KAPAT