BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Cenazeler, avlular ve aydınlar

Cenazeler, avlular ve aydınlar

Evden çıkarken zihnimiz, hep o düşünceyle meşguldü. Aydınımıza acıyorduk. Onlar hesabına gerçekten üzüldük.



Evden çıkarken zihnimiz, hep o düşünceyle meşguldü. Aydınımıza acıyorduk. Onlar hesabına gerçekten üzüldük. Bu fikir, son günlerdeki ölümler dolayısıyla aklımıza takılmış olmaslıydı. Medya mensupları yakınlarını veya arkadaşlarını kaybediyorlardı. Haliyle kederliydiler. O acıyla cenaze namazının kılınacağı camilere gidiyorlardı. Ama onlar, avluda dizilip duruyorlardı. Buna bazıları tepki vermekte. Hayır acımak lazım. Bizim aydınımız, kızılacak değil, acınacak haldedir. Kızanlar neden kızıyorlar? Çünkü namazı her zamanki cemaat kıldırmakta, ölü yakınlarıysa avluda bekleşmekteler. Siz bilir misiniz? O aydınlardan bazısı ilk defa o namaz münasebetiyle camiden içeri adım atmıştır. Onun için kızmamalı. Kusurlu yalnızca onlar değil, camiyi sevdiremeyen, vatandaşını camiye çekemeyen, onlara namaz kılmayı öğretmeyen din adamı da kusurlu. Bu düşüncelerle iş yerine gelip gazeteleri incelemeye başladığımızda bir gazetedeki sür manşet haber dikkatimizi çekti. Gündemle zihin gündemimiz örtüşmüştü. Habere göre TDV Konya Şube Başkanı bir şeyler demiş. Haber 1. sayfada “cenazelerini yıkamayız, devam sayfasındaysa namazlarını kılmayız” şeklindeydi. Sözü edilenler YÖK Başkanı Kemal Gürüz ve İstanbul Üniversitesi Rektörü Kemal Alemdaroğlu. Nereden çıktı şimdi bu mesele? Dert az da yenileri mi tedariklenmekte? Haberi okuduk, din adamının konuşması malum hissiyat ve hamasetle dolu. O iki aydının din, diyanet, İHL, vs gibi kurumlara karşı bakışlarına duyulan öfke dile getirilmiş. Evet, onların yaklaşık düşünceleri böyle, dediklerine katılmak asla mümkün değil. Ancak o şube başkanının laflarını tasvip de asla mümkün değil. Bu aydınlar, dini ve diyaneti tanımıyor. Devrin aydınına din adamları tarafından hep cepheden saldırarak cevap verildi, lakin diyalog kurulmadı. Resulullah’ın üslubu bu değildir. Bu üslup, Kubilaycılık rolündeki rektörün yersiz hiddetlenmesi gibi. Kavgalarla bir yere varılmaz. Son cümlesi çok yerinde, “toplumun her kesimi ve kurumu sorumluluğunu bilmelidir”. Kendisi dahil. Yoksa İslamiyet’in reddettiği fitne çıkartılmış, bozgunculuk yapılmış olur. İmam, cenazenin Müslim veya gayrı Müslim olduğunu tahkikle mükellef değildir. Müslümanlar, bir cenazeyi camiye getirmişse hazır olan cemaatten iştirak edenlerle namazı eda edilir. Sonrası Cenab-ı Hakkın bileceği iş. Yeni İmran Öktem fitneleri çıkartmak da teğmen Kubilay fitneleri çıkartmak da ülkeyi kargaşaya sürüklemektir... Memur zihniyetiyle din adamlığı olmaz. Dinimizde namaz boykotu veya namaz grevi var mı? Açlık orucu olmadığı gibi. Cehennem gişe memurluğu yapılamayacağı gibi. Bu din, merhamet dinidir. Kızmak yerine merhamet gösteriniz. Bu ülkede yaşadığı halde İslamiyet hakkındaki bilgisi eskimolar kadar bile olmayan aydınımıza acıyınız. Veya hem din adamımıza hem aydınımıza acıyınız. Yeter ki acıyınız...Acıma duygusunu zenginleştirmeye bakınız.
 
 
 
 
 
 
 
KAPAT