BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Parasız yüksek öğrenim

Parasız yüksek öğrenim

Üniversitenin açılış töreninde (yanılmıyorsam İstanbul Üniversitesi idi) öğrencilerin biri “parasız eğitim istiyoruz!” diye bağırınca rektör “ben de istiyorum” demiş.



Üniversitenin açılış töreninde (yanılmıyorsam İstanbul Üniversitesi idi) öğrencilerin biri “parasız eğitim istiyoruz!” diye bağırınca rektör “ben de istiyorum” demiş. Onsekiz-yirmi yaşındaki genci mâzur görebiliriz de yaşı yetmişe dayanmış, görmüş geçirmiş bir ilim adamının da hâlâ parasız eğitim demesi şaşılacak bir durumdur. Mecburî eğitim parasız olur. Çünkü devlet sekiz sene, onbir sene, her ne kadarsa bütün vatandaşlarına onu şart koşmuştur, parasız olarak temin etmekle yükümlüdür. Fakat yüksek öğrenim mecburî değildir, isteyen gidecektir. O halde neden parasız olacak diye tutturmaktayız? Şu anda öğrenci katkı paylarının ne kadar düşük bir oran teşkil ettiğini düşünürsek ülkemizde yüksek öğrenim zaten parasızdır. Eğitimin parasız olması ne demek? Devlet, eğitim masraflarını bütçesinden karşılayacak. Devletin bütçesi vergi gelirleriyle oluşuyor. Vatandaştan toplanan paralarla. Yarım düzine dairesi, yazlığı ayrı, kışlığı ayrı olan (emlak vergileri malum!) vatandaşın çocuğu, ömrü boyunca üniversitenin kapısından girmemiş ve girmeyecek olan, bir üniversitenin bulunduğu şehre bile yolu düşmeyecek olan vatandaşın parası ile okutulacak. Bu adalet midir? Bir tost, bir çay, bir otobüs parasını hesabeden öğrenci bedava okurken; altında arabası, cebinde baba parası, yediği önünde yemediği ardında öğrenci de bedava okuyacak. Adalet ya da eşitlik bunun neresinde? Toplumun alt gelir, dar gelir gruplarından daha üst gelir gruplarına haksız bir kaynak aktarımı mânâsına gelir bu. (Gündemden bir örnek de verebiliriz: Ek taşıt vergisini geciktirmeden koşup ödeyen vatandaşın parası ile, “hele dur belki bir kaytarma yolu buluruz” diyenlerin ve ne yazık ki haklı çıkanların çocukları okuyacak). Devlet üniversiteleri de vakıf üniversiteleri gibi paralı olmalıdır. Bütün üniversitelerin ortak şikâyeti kaynak yetersizliği değil mi? Kaynak öğrencidir. Devlet de bütçesinin durumuna göre, ilmî araştırmalar için destek olmaya devam eder. Peki ne olacak? Yüksek öğrenim sadece zenginlere mahsus mudur? Asla! Çalışkan, başarılı fakat parasız gençler üniversitelerde okuyamayacak mı? Elbette okuyacak. Hali vakti yerinde olanlar çocuklarını kendi paralarıyla okuturlar, mâli imkânları yetmeyen (gelir beyannâmesi esasına göre) öğrenciler için de burslar ve krediler devreye girer. Devlet kurumları ya da özel sektör kimi karşılıklı, kimi karşılıksız (başarı durumuna göre) burslar tesis eder. Karşılık bazen parayı ödemektir, bazen bursu veren kurum için çalışmaktır. Üniversitelerin kendileri burs tahsis eder. Sonra bankalar eğitim kredileri açar. Birini alamayan ötekini alır. Kimi hem burs, hem kredi alır. Bunlar zaten var ülkemizde, geliştirilir, artırılır, yaygınlaştırılır. Böylece gerçekten okumak isteyen, hak eden okur ve mâli sıkıntıdaki öğrenci gözetilmiş olur. Üniversite sıraları âvâreliğe, cam-çerçeve indirmeye fırsat tanımaz, askerliği tecil yeri olmaz. Öğrenciler canla başla çalışıp bir an önce diplomalarını almaya bakarlar. Okuldaki her günleri paradır çünkü. Sınıfta kalırlarsa burs kesilecektir, yahut mezuniyetten sonra faiziyle birlikte ödeyecekleri meblâğ artacaktır. Böylece üniversitelerin kalitesi de artar. Ve bu şekilde bir yüksek öğrenim sosyal adalet, fırsat eşitliği kavramlarına çok daha uygundur.
 
 
 
 
 
 
 
KAPAT